Orta Çağ'ın karanlığı ya da çağdaşlığın aydınlığı

25 Ocak 2017 Çarşamba  |  KÖŞE YAZILARI

Kartalın hikayesi çok hoşuma gitti, paylaşmak güzel olur diye düşündüm. Aşağıdaki yazı National Geographic'den alıntıdır.

"Kartal, kuş türleri içinde en uzun yaşayanıdır. 70 yıla kadar yaşayan kartallar vardır. Ancak bu yaşa ulaşmak için, 40 yaşındayken çok ciddi ve zor bir karar vermek zorundadır. Kartalın yaşı 40'a vardığında pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma gelir. Gagası uzar ve göğsüne doğru kıvrılır. Kanatları yaşlanır ve ağırlaşır. Tüyleri kartlaşır ve kalınlaşır.
Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır. Dolayısıyla kartal burada iki seçimden birini yapmak zorundadır: - Ya ölümü seçecektir, - Ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir.

Bu yeniden doğuş süreci 150 gün kadar sürecektir.

Bu yönde karar verirse kartal bir dağın tepesine uçar ve orada bir kaya duvarda, artık uçmasına gerek olmayan bir yerde, yuvasında kalır. Bu uygun yeri bulduktan sonra kartal gagasını sert bir şekilde kayaya vurmaya başlar. 

En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer. Kartal bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler. Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile pençelerini yerinden söker çıkarır. Yeni pençeleri çıkınca kartal bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar. 5 ay sonra kartal, kendisine 20 yıl veya daha uzun süreli bir yaşam bağışlayan meşhur yeniden doğuş uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir.

Kendi yaşamımızda sık sık bir yeniden doğuş süreci yaşamak zorunda kalırız. 

Zafer uçuşunu sürdürmek için, bize acı veren eski alışkanlıklarımızdan, geleneklerimizden ve anılarımızdan kurtulmak zorundayız.

Ancak geçmişin gereksiz safrasından kurtulduğumuzda, deneyimlerimizin yeniden doğuşumuzun getireceği olağanüstü sonuçlarından tam olarak yararlanabiliriz."

Kıssadan hisse...

İnsanlar, toplumlar, bu tür seçimlerle karşı karşıya kalırlar. Ya yaşamı ya ölümü tercih etmek kolay bir karar değildir. Yaşamayı seçmenin bedeli vardır, bedel ödemeyi göze almak gerekir, fedakarlık gerekir. Kartal bunu yapmış.

Türk toplumu olarak böyle bir dönemdeyiz. Ya yaklaşık 100 yıllık cumhuriyeti yaşatacağız ya da tutsak olacağız. 

Ya Atatürk'ün bizlere miras bıraktığı aydınlık, çağdaş bir ülkenin varlığını sürdüreceğiz, gelecek nesillere bu şekilde teslim edeceğiz ya da Orta Çağ karanlığına teslim olacağız.

Ne yazık ki TBMM'de çoğunluğu bulunan AKP ve Bahçeli, tek adamlık anayasa maddelerini desteklemekle yaklaşık yüz yıllık birikime ihanet etti. TBMM'nin 339 üyesi "liderime güveniyorum" diyerek tarihini ve temel değerlerini inkar etti. Halbuki güvenin kaynağı hukuk olmalıydı. O gazi Meclis savaş koşullarında bile üzerine düşen kritik görevleri kahramanca ve korkusuzca yerine getirmiş bir meclisti. 

Tek adamlığı savunanlar "rejim değişikliği değil sistem değişikliği" diyerek tehlikeyi küçültme peşindeler, duyulan endişeyi azaltmaya çalışıyorlar, doğruyu söylemiyorlar.

O zaman ne yapmalıyız, görev biz vatansever, Atatürkçü, cumhuriyetçi, aydınlık, çağdaş insanlara düşüyor, kartalın seçimini tercih edeceğiz, 150 gün bile değil 90 gün gece gündüz demeden gerekirse uyumadan, kapılardan kovulsak da, yılmadan, bıkmadan, usanmadan, yorulmadan, tek adamlığa HAYIR diyecek insanları çoğaltmalıyız...

Bunu yaparsak, "yeniden doğuşumuzun getireceği olağanüstü sonuçlarından tam olarak yararlanabiliriz", yapacağımıza, başaracağımıza inanıyorum...