Seçmen profili ve referandum

27 Ocak 2017 Cuma  |  SERBEST KÜRSÜ

7 Haziran'da AKP'nin hüsran yaşadığı seçim sonuçları aslında reel sonuçlardı. Ama biz dürüst olalım, allem ve kallem ile geçersiz sayılan son yapılan seçimin sonuçlarını, 7 Haziran seçimleri öncesi Konda'nın yapmış olduğu anketin sonuçlarına uyarlayalım. Herhalde memlekette 5 ayda acayip şeyler olup da bu profil degişmemistir...(?) Sonuçlar gerçekten çok düşündürücü. 

İşte Türkiye'nin seçim tablosu:


 
Bu rakamları nasıl okuyacağız?

1.TESPİT

Seçmenin %86'sı (seksen altı) liseden öteye geçememiş! Bunun da neredeyse yarısına yakın kısmı ilkokul mezunu, artı okur yazar değil!

Rakamla tam 49 milyon seçmen yabancı dil bilmiyor (çok çok küçük bir azınlığı es geçiyorum), yüksek oranda kitap okumuyor, okusaydı en azından eğitimine devam ederdi diye düşünüyorum, çok büyük kısmı kıt kanaat geçiniyor çünkü mesleği yok, televizyonlardan aldıklarıyla fikir ürettiğini sanıyor ama algısı sürekli yönlendiriliyor.

Zamanlarının çoğunu, kadınlar evlerde geçiriyor, erkekler ise yaş gruplarına göre boşa harcıyor çünkü üretim için ne sermayeleri ne de fikirleri yok, kendi aralarında futbol, dedikodu, karı kız, sığ politik muhabbetler yapıyor, çoğunda zengin olma hayali var ama işsizlerin sayısı anormal seviyelerde, hepsi (hemen hemen) bir yerlere dolaylı ya da dolaysız borçlu. 

Bu kişilerin ezici çoğunluğu Müslüman, TC vatandaşı. Düz mantıkla düşündüğümde bu insanların HEPSİNİN  huzurlu ve refah bir ülke istemeleri ve bu yüzden de seçimlerde oy kullandıklarını varsayıyorum ama acaba gerçekten öyle mi??

Gerçekler acıdır ve rakamlarla önünüze konduğunda kaçacak hiçbir yeriniz kalmaz. Aynen burada olduğu gibi...

49 milyon TC vatandaşının oyları koskoca bir ülkenin geleceğini tayin ediyor. Geri kalan kısım da elbette çok önemli ancak bu kesim, eğitimli kesimi tam 6'ya katlamış durumda (49 milyona karşı 8 milyon) Onların eğilimi, ülkeyi yönetmeye talip olan kişilerin ya önünü açıyor ya da tıkıyor.

Kandırılmaya son derece müsait olan bu grubun gücü kesinlikle yadsınamaz ama yaşadıkları hayat kalitesi birebir aldıklar eğitimin sonucu gelişen beyinleriyle alakalı olacağından , kimi ve hangi sistemi seçerlerse arkalarından geri kalanları da sürüklüyorlar.  

Bu grubun verdiği oyların dağılımı ise 21.9 milyon kişi AKP, 9.5 milyon kişi CHP, 4.8 milyon kişi MHP, 4.6 kişi HDP.  Orana ve rakamlara bakar mısınız? Sonuç ortada değil mi; halk ne kadar az eğitimliyse sağ ve muhafazakar partilere o kadar çok oy çıkar. Gayet net!

2.TESPİT

Yaş aralığı 18-25 olan genç seçmenin 8.7 milyonu ki, bu toplam genç seçmenin %60'ına tekabül ediyor, sağ partilere oy veriyor. Şimdi burası çok önemli. Çünkü, CHP'y oy veren 3 milyonluk bir genç grup da karşı tarafta. Tek başına sol görüşü savunan ve böylesine düşük eğitimli bir seçmen profiline sahip olan bir ülkede 3 milyon genç seçmen kesinlikle azımsanacak bir rakam değil. Çünkü, 14 yılını doldurmuş bir iktidar döneminin başlangıcında en yaşlısı 11 yaşında olan gençlerimizin %40'İ, onca baskıya, medyadaki tekelciliğe, beyin yıkama operasyonlarına rağmen ayakta kalmış. Bunda kuşkusuz sosyal medyanın büyük etkisi var. Ama ondan da ötesi, gençlerimizin %40'ının sürünün üyesi olmayı kabul etmiyişi...

Bir tek modern görüşlü kişinin en az 10 az eğitimli kişiyi kendine çekebilme ihtimalini doğru kabul edersek, gelecekte bu oran artacaktır. Zira, dünya geri dönmez, zaman geri akmaz. Bu çağda, ellerinde akıllı telefonu olan her genç bir çok bilgiye anında ulaşabiliyor ve zamanla doğruyu , çağdaşlığı, özgür düşünceyi, tam bağımsızlığı, Atatürk'ünü daha iyi anlayacak. Ben bunu bir evrim olarak nitelendiriyorum. Güçsüz, bilgisiz, eğitimsiz kesim sayıca çok olabilir ki, tarihte her toplum bu evreleri ya geçirmiş ya da geçiriyor ama zamanın ve aklın gelişmesinin önünde duramaz. Mümkün değil. İnsanın genlerinde var hep ileri gitmek. Geride kalan, yarıştan elimine olmaya mahkum. Bakmayın siz şimdilerde olup bitene, günü gelecek bu zihniyet de köhneleşecek. Bizim de şansımız buymuş, ne yapalım biz de böyle bir devre denk geldik diyerek avunabilirsiniz. Ama asla mücadeleden, bilim ve aklın üstünlüğünü ısrarla savunmaktan vazgeçmeyeceğiz. 

3.TESPİT

İnançlı, dindar ve sofu diye kendini niteleyen kesimden sol görüşe 11 milyon oy çıkmış. Karşı kesimle kıyasladığınızda 4'te 1'i. Ben bundan hiç korkmuyorum. Eğer bu oran 10'da 1 olsaydı ya da sürekli geriliyor olsaydı o zaman ciddi şekilde endişe ederdim. Bu verinin tek açıklaması 1. tespitteki durumun aynısı. Yani, eğitim ve gelir seviyesi ne kadar düşük olursa din de o denli suistimal edilir, sığınacak bir liman olarak görülür. 

İşte benim çözüm önerim de burada yatıyor. Türkiye'de yaşayan, kendini Türkiyeli ve Türk Milletinin ferdi olarak görenlerin dini tek elden kurtarmaları gerekiyor. Bir CHP'li de, bir laik de pekala dindar olabilir. Cumaya da gider, duasını da eder, orucunu da tutar hacca da gider. Yapıyor da. Ama sağ zihniyet bu sömürüye öylesine bel bağlamış ki, dini tek ellerine aldıktan sonra bırakmamak için her şeyi yapmaya hazırlar. Bu konuda kesinlikle dürüst değiller. Ama onların da karşılarına ATATÜRK diye biri çıkmış ve tüm oyunlarını  asla ölmeyecek fikirleriyle bozuyor.

Zaten kıyamet de sırf bundan kopuyor. Hem dindar olup hem Ata'sina sahip çıkanlar akıl ve huzuru tatmış kimseler. Laik ve Kemalist olmakla dinsiz olunmayacağını idrak etmiş bu güruh etrafındaki bağnaz ve/veya kandırılmış kişilerce sevilmiyor belki ama gıpta edildikleri de bir gerçek.

Öyle ki, duvarında Atatürk resmi asılı bir ofise gelen ve menfaatleri gereği bu dinsiz(!?) laikle muhabbet etmek zounda kalan kişi bir kaç dakika sonra kafası karışmış olarak çıkıyor, oradan hem de kendi gibi düşünenlerden görmediği anlayış ve ilgiyi hissederek. Bunlar olacak. Bir anda insanların beyinlerine girip putları yıkamazsınız, sabretmek lazım!

Sonuç olarak; önümüzdeki refarandumda sağ zihniyetin dayatması "evet" olarak sonuç verebilir bu seçmen profilinde. Bunun olmaması için neler yapılması gerektiğiyle ilgili fikirlerimi sonraki yazımlarımda anlatacağım. Ama şurası kesin, eğer vatanını seven ve işin nereye gideceğini gerçekten anlamış "hayır"cılar bu duruma sahip çıkmaz da "bu halktan bi cacık olmaz" hatasına düşerlerse, yeni bir istiklal mücadelesini MECBUREN vermeye başlayacaklar. 

Akıllı insan, bilgiyi ve aklını doğru kullanan, gücünü bundan alan, yapması gerekeni yeri ve zamanında yapan insandır. Boşvercilikle hiçbir sonuç alınamaz, sadece zaman kaybedilir ve bir bakmışsın ömür gelmiş gitmiş, çocuklar boyun kadar olmuş ve pişmanlıktan gebermek üzeresin...Ne gerek var!

Analizör