Unutma!..

29 Ocak 2017 Pazar  |  SERBEST KÜRSÜ

Haydi, uzatın ellerinizi kalbinizin içinden..

Hep düşündüm, sosyal medyada, sokakta vatanları için canla başla çalışan, gerektiğinde kendi partilerinin genel başkanlarını eleştiren, özgürlükten ve adaletten başka hiçbir şey beklemeden sadece vatanı için çırpınan gençlerimizi.

Hani bizdik birbirimize el uzatınca boş çevirmeyen,

Hani bizdik öksüzü okşamayı bilen,

Hani bizdik kapıları kilitlemeyen,

Hani bizdik acılarımızı bilen,

Hani bizdik bir dilim ekmeği paylaşan,

Hani bizdik ahde vefayı unutmayan?

Onlar tecavüzü meşrulaştırırken sustun,

Onlar çaldıkça sustun,

Onlar yalan söyledikçe sustun,

Onlar ölüme gönderdikçe sustun.

Terör deyince; "dua edelim" dedin,

Siyaset deyince; "bulaşma" dedin,

Ekonomi deyince; "ben mi düzelteceğim" dedin,

Şanlı TSK dağıtılıyor deyince; "ama" dedin,

Vatanın bekası için ne söylediysek; "ben ne yapabilirim" dedin,

Tamam öyleyse, sus.

Fakat,

"Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir" diyen Mustafa Kemal ATATÜRK'ün bu sözünü unutma.

Sus..

Ülkenin içinde bulunduğu durum; makam yarışında kazananlar ve yoksulluk içinde kaybedenlerdir.

Kalbine dokunur mu bu söz?

Bam teline değer mi acep?

Oysaki makamlarını unutup, vatan için canlarından vazgeçenler vardı, senindi o kahraman deden, nenen, kız kardeşin  ve er kardeşin.

Bakın ne hatırlatacağım;

"*Bütün Kocaeli yarımadası Sakarya'nın batı kıyısından Gebze'ye kadar Yünan Tümeninin işgali altında.

Bu da öteki Yünan Tümenleri gibi dolgun 13.000 kişi. Çok gaddar ve pis bir Tümen, ayrıca bu kesimde çapulcu, yağmacı, rum, ermeni, çerkez ve abaza çeteleri var. Onlar da 1.500 kişi kadar.

"Biz"

"Milli müfrezelerle birlikte bütün mevcudumuz 3.200 kişi"

"Yani feci durumdayız"

"Evet"

"Çevreden asker toplamamız mümkün değil mi?"

Yarbay başını salladı,

"Mümkün fakat elimizde ne fazla subay, var ne de silah. Doğu cephesinden bir tümen geldi onu batı cephesine verdiler. Yeni bir tümen gelir de bize verirlerse.."

"Almak için çalışırım. Şimdi şöyle yapalım. Çevreye gizli bir bilgiymiş gibi, burada bir kolordu kurulduğunu emrinde önemli kuvvetlerin toplanmaya başladığını yayalım. Benim at üstünde çekilmiş fiyakalı bir fotoğrafımı Yeni Kolordu Komutanı diye İstanbul basınına ulaştırılarak.." derken,
Nal sesleri yaklaştı. Keskin bir kadın sesi duyuldu.

"Dur" Albay Kâzım konuşmasına ara verdi.

"Kim bu?"

"Fatma Seher Hanım. Kara Fatma diye ünlü bir çete reisimiz. Kadınlarla kurulu çetesiyle son İnönü savaşına katıldı, hayli şehit de verdi." dedi.

Albay pencereden baktı. Çapraz silahlı kadın süvariler  düzenli bir biçimde sıralanmışlardı. Kırk üç kişiydiler. 

Yeni Komutan ilk kez güldü;

"Bu güzel birliği selamlayalım." dedi. Dışarı çıktılar." (Özakman, 2005,s. 118, *Şu Çılgın Türkler)

İşte gerçek topların yanlarına, üstleri ziftle kaplanmış boruları topmuş gibi yaparak bu görüntüyle düşmanı geri çektirebilir miyiz düşünceleri ve hayalleriyle savaştılar.

Hatırladınız mı?

Nasıl kurtuldu bu vatan?

Şimdi bu toprakların evladı olduğunu unutmadan, topraklarının bölünmesine, çarçur edilmesine müsaade etmeyeceğin o yüksek ruhuna bürünme zamanıdır.

Bereket fışkıran topraklarından gökdelen fışkırınca büyüdüm, geliştim zannetme. Sen öldüğünde seni kabul edecek tek yerin de toprak olduğunu unutmadan sahip çık. Bereketinin temeli toprağın aynı zamanda onurun ve özgürlüğündür. Senin toprağının, kurumuş dahi olsa tek bir dalını, yaprağını çiğnetme namerde.

Şimdi..

Kim olduğunu düşün!

Neden yaşadığını düşün!

Kimsin sen?

Özgür düşünen, hür yaşayan, kararlarını kendi alabilen biri mi?

Nasıl yaşarsın?

İstediğin yerde mi, istediğin işte mi, istediğin çevrede mi, onurunla mı?

Tüm bu sorduklarımın cevabını sadece kendin verebiliyorsan, düşünerek, bilerek, isteyerek işte o zaman 'hür'sün.

Kim olduğunu, neden ve nasıl yaşayacağını bir kişi anlatacaksa sana, tüm hürriyetine bir kişi sahip olacaksa sahi kimsin sen?

Asla unutma, özgür bir birey olmak onurla yaşayıp dimdik ölmektir.

Şimdi istersen sus, düşünme.

Ya da vurulmak istenen prangaya "HAYIR" de.

Biz Türkler; kayaların içinde yeşeren bir filiz, buzulların içinde var olan ateşiz.

Unutma. 

Ayşe Uçar