'Devletle yatağa girmem'

30 Ocak 2017 Pazartesi  |  MG ÖZEL

Medya Günlüğü'ndeki "Pazartesi Söyleşileri"nin bu haftaki konuğu Nasrullah Ayan. 1980 ve 1990'larda ekonomi dünyasıyla, özellikle borsayla haşır neşir olanların yakından tanıdığı bir isim olan  Ayan'ın "Borsa Kralı" kitabı hafta sonunda yayınlandı. Kitap sadece Ayan'ın kişisel macerasını değil, 24 Ocak 1980 sonrası dışa açılan Türk ekonomisinde yaşananları birinci elden tanıklıkla anlatıyor. Medya Günlüğü'nde de yazılar çıkan Ayan kitabın önsözünde, "Yazmaya mecbur muydum? Tek kelimeyle evet. Ayrıca, benimkisi gibi bir hayatı yaşamış herkes tarihe not düşmeli...En zirvelere de ulaştım, dipleri görüp yenilgileri de en yoğun biçimde yaşadım. Daha neler yaşayacağımı bilemem çünkü insan ne zaman öleceğini bilmiyor..."diyor. Ayan kitabı ve kendisiyle ilgili merak edilen soruları özel söyleşide şöyle yanıtladı:

-Herkesin hayatına kendisine göre ilginçtir ama galiba sizin hayatınızdan bir değil bir kaç roman çıkar...Kitabın adından başlayalım, "Siz borsa kralı" mıydınız gerçekten?

-"Borsa Kralı" bana piyasadan ve medyadan atfedilen bir lakap. Elbette hayatım boyu fonksiyoner bir kişi oldum. Girdiğim tüm işlerde iddialı oldum. Hayattan zevk almak ve hayatınıza bir anlam katmak istiyorsanız ne iş yaparsanız yapın, "elinizden geleni" yapmanız yetmez. "Elinizden gelmeyeni" yapmalısınız.. Benim "Borsa Kralı" olup olmadığıma karar vermekse beni aşar, megaloman değilim onu biliyorum.
 
 -Kitabı neden yazdınız, tanık olduğunuz dönemi ve insanlarını anlatmak için mi, yoksa kendinizle ilgili yanlış bilindiğini düşündüklerinizi anlatmak için mi?

-Galiba her ikisi de. İnsan doğuyor, büyüyor, bir şeyler yaşıyor.. Kamuoyunun gözü önünde olmuşsa ve kamuoyuna mal olan bir şeyler yapmışsa birileri yalan yanlış şeyler yazıyor, gıyabında yargılıyor ve mahkum ediyor. Ben yaptıklarımın hep arkasında oldum, her sabah aynaya bakma cesaretim oldu. Para hep bir araçtı benim için. Dolayısıyla kendimi kendim anlatmak istedim. Günahıyla sevabıyla 58 sene yaşadım, kendimi 116 yaşında hissettiğim zamanlar oldu, 29 yaşında da hissediyorum bazen.. O dönemler yazılmalıydı, yok sayamazsınız. Onun için de yazdım.

-Sizinle ilgili çok merak edilen iki konu var: Altın kaçakçılığı yaptınız mı ve Türkinvest'ten kalan borcunuz var mı?

 -Altın kaçakçılığını fiilen hiç yapmadım. Yurt dışına çıkarılmış ve dövize dönüştürülmüş altınların bedellerini sisteme aktardım. Kitapta var o konu, detaya girmeyelim.. Okuyucu karar versin..

Türkinvest 11,000 kişiye borçluydu. 3 yıl gibi bir sürede borçlarını mal varlığımı bazen yok pahasına satarak ödedi iflas masası. Ancak orada zuhur eden bir çete parasının 100-200 katını bir mahkeme kararına dayanarak aldığı için hala sanırım 50-100 kişinin alacağı kaldı. Benden hala hesap soranların bilmesi gereken bir şey var. Ben ceketimi alıp çıktım, herşeyi devletin ellerine ve namusuna teslim ettim. İflasta eşitlik ve adalet esastır. Nokta. 

-Kitabın bir yerinde o dönemdekş hayali ihracat olaylarını anlatırken, "Ben 15 cent'lik donu 3 dolar diye gösteriyordum ama o don vardı" diyorsunuz...Ticaret hayatınızdaki "kırmızı çizgi" neydi?

-İnsan hayatına kasteden hiç bir şeye bulaşmadım. Silah, uyuşturucu gibi şeyleri kastediyorum. Bir de "namussuz" olmadım..

- "Derin devlet var" diyorsunuz. Neye dayanarak söylüyorsunuz?

-Bunun cevabını bugün Türkiye gözleriyle görüyor. 15 Temmuz, Gladio gibi örgütlenmeleri hep beraber görüyor ve yaşıyoruz..  
 
 -24 Ocak 1980 kararlarının 2001'deki ekonomik krizinin hazırlayıcısı olduğunu yazıyorsunuz. Bu nasıl mümkün olabiliyor?

-1980'li yıllar vahşi kapitalizmin azdığı yıllar, Türkiye ise o tarihte dünya nüfusunun %1'i tam olarak (Dünya nüfusu o tarihte 4,4 milyar, Türkiye ise 44 milyon). Her 100 kişiden birinin yaşadığı bir "pazar" yok sayılamazdı. 24 Ocak kararları o nedenle alındı. Peşinden 12 Eylül geldi, tırpan gibi geçti üzerimizden. O tarihten 2000/2001 e kadar bankalarda ve finans sektöründe oluşan tüm sorunlar halının altına süpürüldü. 2001'de yabancılar dış pazarlardaki daralmayla Türkiye pazarına daha bir ilgi gösterir oldular, biriken sorunlar temizlenirken de kriz patladı..
 
- Sıkıştığınızda Nutuk okuduğunuzu söylüyorsunuz, neden?

-Müthiş bir mücadele o. Başarı için azmin ve inancın ne kadar önemli olduğunu anlatıyor. Onu okumadan başarılı olunmayacağına inanıyorum.

 -O zamanlar size teklif edilmesine rağmen Hürriyet gazetesini satın almamışsınız, neden?

-Devletle aynı yatağa girmemek için. Bugün bu dediğimi daha iyi anlıyorsunuzdur. Kendiniz eğer her sabah aynaya bakamayacaksanız, o gelecek zenginlik eksik oluversin. 

 -Kitapta hayattaki tek pişmanlığınızın çocuklarınıza yeterince zaman ayıramamak olduğunu söylüyorsunuz. Peki, şimdi geçmişe bakınca "değer miydi" sorusuna nasıl yanıt veriyorsunuz?

-O pişmanlığım  geçerli tabii.. Ama onun dışında cevabım "Elbette." İnsan bir defa geliyor dünyaya, istese de istemese de kendini bir şeylerin ortasında buluyor, işte o zaman yapacaksınız ne gerekiyorsa ve sonuçta diyebilmelisiniz ki, "elimden geleni yaptım, iyi ki de yaptım. 

  -2015 yılında 2016 sonu dolar kurunu 4.5 lira olarak tahmin etmiştiniz, bayağı konuşulmuştunuz, 2017 sonu tahmininiz ne?

-Ondan önce 2014 yılı sonunda dolar 2,25'ken 2015 için 3,00 lira hedefi vermiştim o da tutmuştu. 45 yılın tecrübesi olsa gerek. Çok sık tahminlerde bulunup revize etmeyi sevmiyor ve sahtekarca buluyorum. Senede 1 tahmin yapıyorum. Bu yıl için Dolar/TL'de tahminden kaçınıyorum. Çok değişkeni var. Referandum var, belki erken seçim var, Kürt sorunu var, Suriye savaşı var, Fed'in politikası var, Trump var yani var oğlu var. Onun yerine bu yıl Altın/gram al tavsiyesi vermiştim yılbaşından önce 126/127 TL iken gramı. 165 lira hedefle. Bugünden 147 TL'yi gördü.. Umarım faydasını gören olmuştur..