Halkımıza...

31 Ocak 2017 Salı  |  SERBEST KÜRSÜ

Benim de aralarında bulunduğum Ankara da bir araya gelen bir grup eski siyasetçi, bürokrat ve aydın, ORTAK AKIL PLATFORMU OLUŞTURMUŞ ve bu platform Sayın Milletvekillerine aşağıdaki mektubu göndermişti. 

Anlaşılıyor ki bu mektup sayın Milletvekillerini çok etkilememiş. Ben de şimdi bu mektubu, halkımıza yöneltip yayınlıyorum

Sayın Vatandaşlarımız,

Ulusumuz karanlık günlerden geçiyor; İç ve dış tehditlerin Devletin varlığına kast ettiği, Ülkemizin Ortadoğu bataklığına her geçen gün biraz daha çekildiği, kanın sokaklarımıza, ölümün kapımıza, bombaların yaşamımıza dayandığı, derin bir ekonomik kriz ile işsizlik ve yoksulluk alarmının duyulduğu günler. TBMM'den geçen anayasa değişikliği vasıtasıyla kader, oy kullanma yaşında olan hepimize ulusal ve tarihsel bir görev yükledi.

Bu yaşanan bir parti sorunu değil bir ülke sorunudur. O nedenle olaya parti gözlüğü ile değil sadece ülkenin bekası olarak bakmak zorundayız.

Bütün vatandaşlarımızın yurtseverlik bilinçlerinin gereğini yaparak, 'partili kimliğinizi ve liderlerinizin emirnamelerini' aşan bir sorumluluk duygusu içinde, hangi partiye sempati duyarsanız duyun  'milli egemenliğe', Türkiye Cumhuriyeti'nin bekasına ve korumasına, kararlılıkla sahip çıkma direnciyle; emsalsiz bir siyasal duruş sergileyeceğinize inancımız tamdır. "Egemenliğin kayıtsız şartsız sahibi" olan sizler dışında hiç kimseye borcunuz yoktur. Tek borcunuz Vatanadır ki, O, olmazsa olmazımızdır ve tehdit altındadır. Çağrımız kişilere yönelik değildir. Günün birinde bu anayasayla, hiçbirimizin aklına gelmeyecek maceracı bir kişinin Cumhurbaşkanı seçilmesi olasılığı her zaman vardır. TBMM'yi 'fesih yetkisiyle' bu kişinin iradesine  bırakmayın. TBMM'yi Milli İradenin merkezi olmaktan çıkarmayın. TBMM'nin  işlevsiz ve 'şeklen var olan' bir Meclis'e dönüşmesine izin vermeyin. Türkiye'yi geri dönüşü olmayan bir tehlikeye atmayın.

Bu karanlık günlerden aydınlık şafaklara ulaşmak umuduyla sizleri. Devletin varlığını ve bağımsızlığını gözetmeye, Vatanın ve Milletin bölünmez bütünlüğüne sahip çıkmaya, Milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini korumaya çağırıyoruz. 'TEK KİŞİ REJİMİNE HAYIR' demeye davet ediyoruz. Laik Demokratik Cumhuriyeti ve millî egemenliği, diktatörlüğe, monarşiye; Üniter devleti Federasyona ve bölünmeye; Yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğünü,  Adaletsizliğe; Denge ve denetimi ise kuralsızlığa ve sorumsuzluğa tercih etmeyin.

Tarihin gözleri hepimizin üzerindedir; Şehitlerimizin ve tüm ulusal kahramanlarımızın vebali omuzlarımızdadır, çocuklarımızın geleceği ellerimizdedir. Kullanacağımız her oy  Seyit Onbaşı'nın omuzladığı top güllesidir. Nene Hatun'un taşıdığı mermidir. Sütçü İmam'ın dudaklarındaki duadır. Çanakkale'de kefensiz yatanların son nefesidir. Ömer Halis Demir'in, Fethi Sekin'in cesaretidir.

Kullanacağınız oy bir Ulusun kaderidir.    

Sizleri, ülkenize  sahip çıkmaya, 'TEK KİŞİ REJİMİNE HAYIR' demeye davet ediyoruz. Tarih, kullanacağınız 'HAYIR' oyunu, şahsınızın ve çocuklarınızın manevi mirasına, istiklal madalyası gibi  yazacaktır.

Şahin Mengü

NOT: YAZIDA GÖRDÜĞÜNÜZ ALTI ÇİZİLİ İTALİK HARFLERİYLE YAZILMIŞ KISIMLAR BENİM TARAFIMDAN MİLLETVEKİLLERİNE HİTABEN YAZILMIŞ MEKTUBU VATANDAŞLARIMIZA YÖNELTİRKEN YAPILMIŞ DEĞİŞİKLİKLERDİR.