İşte Hazar İmparatorluğu

04 Şubat 2017 Cumartesi  |  MG ÖZEL

Hepimiz okuldaki tarih derslerinde Hazar İmparatorluğu adını duymuşuzdur. Fakat ders kitaplarında sadece 'tarihte kurulmuş tek Türk-Yahudi devleti' olduğu söylenir ve hemen geçilir. Devlet hakkında pek fazla bilgi verilmez. Bu nedenle bir çoğumuz adını bile unutmuşuzdur. Hakkında çok az şey bildiğimiz bu Türk-Yahudi devletine yönelik birçok iddia ortaya atılmıştır. Konu hakkında daha sağlıklı bilgi almak için Hazarlar üzerine çalışmalarda bulunan Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Karatay ile teknolojinin de nimetlerinden faydalanarak sosyal medya üzerinden bir söyleşi yaptık.

-Hazar İmparatorluğu nasıl kuruldu ve Hazarlar hangi Türk boyundandır?

-Batı Göktürk Devleti'ndeki taht kavgasında Kafkasların kuzeyindeki topraklar tahtı kaybedip öldürülen Tung Yabgu'nun oğlunda kaldı. Göktürk devletinin ortadan kalkmasıyla da bu fiilen bağımsız yapı, resmen de bağımsız oldu. Hazarlar bu bölgede Göktürk hanedanının yönettiği Türk boylarından biriydi; kalabalıklaştıkları için, zamanla devlet de onların adıyla anılır oldu. İlk zamanlar (Gök)Türk devleti denirdi bunlara. 

-Hazar kelimesinin anlamı nedir? Hazarlar hangi dili konuşurlardı?

-Kelimenin tam anlamını bilmiyoruz. Sadece tahminde bulunabiliyoruz. Bunun da hiçbir kesinliği yok. Kelime muhtemelen Kazak kelimesinin de kökünde bulunan, savaşçılığı, çetinliği vurgulayan bir köke gidiyor. Kazmak gibi bir kök önerisi bence basit ve anlamsız olacaktır. Göktürklerin konuştuğu dili biliyoruz. Ancak Kafkasların kuzeyindeki Türkler, özellikle Hun ve Bulgar kalıntıları şimdiki Çuvaşların diline benzeyen farklı bir Türkçe konuşuyorlardı. Yönetici azınlığın zamanla onlara uymuş olması muhtemeldir.

-Hazar İmparatorluğu'nun yönetim şekli nasıldı?

-Hazar bir kağanlıktı. Elbette 300 yıldan fazla süren ömründe idari değişiklikler yaşandı. Ama kağan son ana kadar muteber yerini korudu. Devletin son zamanlarında, Osmanlı'daki sadrazama benzeyen, bütün hükümdarlık yetkilerine sahip, ama nihayetinde kağana tabi olan bir üst icra makamından bahsedilir. Buna 'bey' diyorlardı. Bir nevi başbakanlıktı. Ordu da zamanla dönüşüme uğradı ve eski alışılmış bozkır ordusu zamanla yerini paralı askerliğe bıraktı.

-Hazarların Yahudilikten önceki dini inançları neydi?

-Eski Türk dini. Bu kesinlikle Şamanizm değildi; Şamanizm diye bir din de yoktur zaten. Tanrıcılık diyebiliriz. Her şeye gücü yeten ve ortağı bulunmayan tek bir Tanrı; melek ve şeytanların dengi olan iyi ve kötü ruhlar. İbadet ve mabedleri hakkında ayrıntılı bilgimiz yok ama kuran ve bir nevi hac olan dönemlik toplanmalar hakkında rivayetler vardır. 

-Hazarlar, Yahudiliği neden ve nasıl seçtiler? Hazarlar Yahudiliği seçmeden önce bölgede Yahudiler var mıydı?

-Hazarlar din değiştirmeden önce yönettikleri bölgelerde, hem Dağıstan'da, hem de Kırım'da İsrailoğulları vardı. Bu tercihin siyasi ve stratejik olduğuna dair yorumlar tarihçilikte çokça paylaşılır. 8. yüzyıl dünyasında Müslüman olmak Bağdat'a, Hıristiyan olmak İstanbul'a bağlılık anlamına geliyordu. Başka yolu yoktu bunun, bütün dünyada kafalar öyle şartlanmıştı. Bağımsızlığını korumak isteyen, ama öte yandan, Peter Golden'ın ifadesiyle "Akdeniz Medeni Milletler Kulübü" üyeliği de isteyen, yani tarihin merkezinde bulunan Ehl-i Kitap dünyasının gözünde barbarlık ve ötekilikten kurtulmayı arzulayan Hazarlar, her iki dinin de kabul ettiği en eski semavi dini, Museviliği kabul etmiş gözüküyorlar.

-Yahudiliği sadece idareciler mi seçmiştir yoksa halk da seçmiş midir?

-Dönemin kaynakları bize üst tabakanın bu dine geçtiğini bildiriyor. Halk içinde yaygınlık kazanmamıştır; zaten yönetimin de bu yönde bir baskı ve gayreti olmamıştır. Hazar devleti din değiştirdikten sonra da klasik laik bozkır devleti niteliklerini korumuştur. Burada inançlara hiçbir müdahalede bulunulmaz; sadece rahatsızlık çıkarmamaları ve devletle iyi geçinmeleri beklenir. Kaldı ki, kısa bir zaman sonra İslam da Hazar ülkesinde büyük yaygınlık kazanmıştır ve idareci seçkinler arasında da Müslümanlar çokça bulunmuştur. Hazar'ı bir din devleti değil de, sadece Hazar olarak tanımlamak daha yerinde olur.

-Anne tarafından Yahudi olmayan birisi Yahudiliğe geçebilir mi?

-Herkes Yahudiliğe geçebilir. İlk günden itibaren bu bir soy değil, topluluktur. Hz. Yakub'un oğullarının soyundan gelenler evet ama bu soydan gelen peygamberlere inanıp bu topluluğa katılanlar da var. Örneğin Mısır'ın büyücüleri Hz. Musa'ya iman etmişlerdir. Sonra Kenan'a döndüklerinde yerli Samirileri kendilerine katmışlardır. Bu bir dindir ve insanları kendine çağırır. Ama özellikle Ortaçağ Avrupa'sında baskılardan ötürü içe kapanma ve soyu koruma amaçlı olarak kan bağına dayalı bir toplum oluşturma yönünde tefsirler yaygınlık kazanmıştır. Bugünkü kanaatlerimiz kökünü oradan alır, Musevi dininin özünden değil. Sonraki bir uygulamadır yani. 

-Hazarlar ilk olarak rabbani Yahudiliği mi yoksa Karaylık'ı mı seçti?

-Hazarlar din değiştirirken Karaylık yeryüzünde yoktu. Hazar'ın son günlerinden kalan metinler dahi bize onların Talmud'a inandıklarını, Rabbani inançta olduklarını gösteriyor. Bununla ilgili Orta Çağ'dan kalma fıkıh ve akide kitapları vardır ve hep Hazar'ı Rabbani olarak tanımlarlar. 

-Karaizm nedir? Anan ben David kimdir?

-Karaylık bir selefi mezhebidir. Sonradan yazılanlara değil, sadece Kutsal Kitab'a inanırlar. Yani tefsirleri reddederler. Bağdatlı Anan ben David bu görüşü sistemleştiren, dolayısıyla Karaylığı bütünsellik içinde bir mezhep haline getiren kimse olarak bilinir. 

-Ebu Hanife ve Anan Ben David arasındaki ilişki nedir?

-Bağdatlı Anan'ın fikirleri çoğunluğu oluşturan Rabbani Yahudilerin tepkisini çekince, o da soluğu hapiste almıştır. Ebu Hanife ile hapishane arkadaşı olduğu, ondan etkilendiği rivayet edilir. Bu elbette mümkündür ama Ebu Hanife'nin selefi olmadığını, bir müçtehit olduğunu, Musevilikle kıyaslarsak, Müslümanların Rabbanilerinin önderlerinden olduğunu akıldan çıkarmamak gerekir. Yani bütün bir Karaylığı Ebu Hanife'nin etkisiyle açıklamak gibi bir şey bence olamaz. 

-Kenize mektupları nedir? Hazar Kralı Joseph, Endülüslü Hasdai İbni Şaprut'a yazdığı mektupta Hazarların kökeniyle ilgili ne söylemiştir?

-Kenize, Kahire'nin eski şehrindeki bir sinagogun mahzenini anlatır. 20. yy başında burada tarihin en önemli arşivlerinden biri bulunmuştur. Hazar'a has bir konu değildir. Kağan Yusuf'un İspanya'ya mektubu bu mahzen bulunmadan önce de biliniyordu; hatta mektubun ilk yayını İstanbul'da, 16. yy'da yapılmıştır. Kenize'den çıkan şey, adresi ve göndereni belli olmayan, yani ilk ve son sayfaları kayıp başka bir mektuptur. Yusuf'un mektubunda Hazar ülkesinin özellikleri, komşularıyla ilişkileri, Museviliğe geçiş vb. konular anlatılır. Kağan bu mektupta kendi soyunu Yafesoğullarından, yani Türk olarak tanımlar.

-Hazar İmparatorluğu nasıl yıkıldı? Dağılan Hazarlar nerelere göç ettiler?

-Bir tarafta Orta Asya'da artan nüfusun getirdiği baskı, bir tarafta da Kiev merkezli Rus devletinin yükselmesi aradaki Hazar'ın kaçınılmaz sonunu hazırlamıştır. Devleti Oğuzlarla Rusların 966 yılındaki ortak bir saldırısı yıkmıştır ama ondan önce uzun bir gerileme devri vardır. İnsan kaynağı sabit olmak üzere bir para devleti haline gelen Hazar'ın 10. yy başıyla birlikte ticaret ve vergi gelirlerinin kademeli olarak kısılmaya başlaması son dayanağı da ortadan kaldırmıştır. Doğuda, Hazar denizi çevresinde yaşayan Hazarların Oğuz ve Kıpçakların arasına karıştıklarını, hatta Müslüman olduklarını duyuyoruz. Kırım ve çevresinde yaşayanlar ise Musevi dinini korumuşlar, zamanla da aralarında Karay mezhebi yayılmıştır.

-Türkiye'de hâlâ Karaylar yaşıyor mu? İbadet yerleri var mı? Bugünkü Karaylar Hazar kökenli midir?

-Çok küçülmüş bir cemaat olarak Türkiye'de Karaylar yaşıyor. Karaköy'ün adının onlardan geldiğini söylemek yeterli sanırım. Bugün artık temsili seviyeye inmiş ibadet yerleri de vardır. Bu bir mezhep olduğu için, tarihte karşımıza çıkan bütün Karaylar Türk değildir. Örneğin zamanında Mısır ve Filistin'deki Yahudiler arasında da bu mezhep çok yayılmıştır. Ama İstanbul ve Doğu Avrupa'daki Karaylar Türkçe konuşurlar ve kendilerini Türk olarak nitelerler. Bunların önemli bir kısmının Hazar tebasından indiğini tarihi bir gerçeklik olarak görmek lazım. 

-Dünyada ne kadar Karay nüfusu var ve nerede yaşıyorlar?

-Türkçe konuşmayan Karaylar Talmudçu Yahudiler arasında eridiklerinden, bugün Karaylık sadece Doğu Avrupa'yı çağrıştırıyor. Kırım'da, Batı Ukrayna'da, Litvanya ve Polonya'da sayıları toplamda birkaç bir ile ifade edilebilecek kadar Karay ancak yaşıyor. Bunların içinde de Karay Türkçesi bilen birkaç kişi kalmıştır. Bulundukları ülkelerin dilini konuşurlar.

-Arthur Koestler'in iddiasına göre Macar Yahudileri köken olarak Hazar'dır ve bu durumda Aşkenaz Yahudileri de Türk kökenlidir. Bu iddia çerçevesinde, bugün İsrail Devleti'nin çoğunluğunu Aşkenazlar oluşturduğuna göre İsrail Devleti Türk kökenlidir diyebilir miyiz?

-Aşkenaz eski İbrani geleneğinde Saka/İskitlerin adıdır. Doğu Avrupa'yı anlatan coğrafi bir betimlemedir. Koestler, Macar Yahudileri gibi bir tasnifte bulunmaz. Buna Doğu Avrupa Yahudileri demeliyiz. Nüfusun çoğunluğu da zaten Macaristan değil, Polonya'da yaşardı, çünkü bütün zamanlarda Yahudilerin toplamda en rahat ettikleri ülke burasıydı. Aşkenaz Yahudiliği Hazar'la bağıntı olmaksızın teşekkül etmiştir ama özellikle Ukrayna arazisi üzerinden batıya doğru göçen çok sayıda Hazar Türk'ünün bunların arasına girdiğini hem genetik araştırmalarla, hem de yazılı belgelerle biliyoruz. Aşkenazlar Türk asıllıdır diyemeyiz, aralarına Türkler de karışmıştır demeliyiz. Elbette bunların bir kısmı da İsrail'e göç etmiştir.

-Karayların Hz. Muhammed'i peygamber olarak kabul ettiğine dair iddialar var. Bu iddia ile ilgili ne söylersiniz?

-O zaman Karaylık bir İslam mezhebine dönüşür! Münferit Musevi veya Hıristiyan âlimler veya ruhbandan kimseler Hz. Muhammed'i kabul ediyor olabilir ama bu onların kendi görüşüdür. Bir mezhep olarak Karaylığın böyle bir içeriğini bilmiyorum. Efsaneleşmiş bir bilgi olduğunu düşünüyorum. Eğer bazı ibadet benzerliklerinden yola çıkılacaksa, unutmayalım ki, dünyadaki büyük küçük hemen bütün dinlerde ibadetler bir şekilde birbirine benzer. Karaylık ile İslam'ın birbirine daha fazla yakınlığını da makul görmeliyiz ama bu sonuçta bir Musevi mezhebidir.

-Selçuk Bey'in Hazarlar ile nasıl bir ilişkisi vardır?

-Hazarlar son zamanlarında Oğuzları paralı asker olarak çağırıyorlardı. İkisi de başkomutanlık yapmış olan Selçuk Bey ve babası Dukak, orduları ile Hazar'ın yardımına koşmuş, muhtemelen burada özel dostluklar tesis etmiş kimselerdi. Selçuk Bey'in inanç değişikliğiyle ilgili bilgimiz yok ama beş oğlunun da İsrail isimleri taşıdığını görüyoruz. Oğuz beyleri zayıflayan Hazar'ı bir ganimet kaynağı olarak görüp saldırmak istediklerinde, Selçuk Bey buna muhalefet etti, fakat gözden düşerek kaçmak zorunda kaldı. Sonuçta Oğuzlar Ruslarla anlaşıp Hazar'a saldırdılar ve yıktılar; Selçuk Bey de kaderini güneye inerek İslam dünyası içinde aradı. 

-Bizans tahtına bir Türk oturdu mu? Hazarların Bizans İmparatorluğu ile bir akrabalığı var mıdır? Hazar Prensesi Çiçek kimdir?

-Bizans tahtına bir Türk oturmadı; annesi Çiçek Hatun adlı bir Türk olan Ermeni asıllı 5. Konstantinos oturdu. Babası 3. Leon da imparatordu ve 733 yılında muhtemelen Bulan Kağan'ın kızı olan Çiçek Hatun'u oğluyla evlendirdi. 711 senesinde bu hanedanı kuran Bardanes'in (Vardan) tahta geçişinde de Hazar bağlantısı vardır; Kırım'dan hareket ederek İstanbul'a gelmiş ve burnu kesik 2. Iustinianos'u tahttan indirerek kendisi geçmiştir. Bu Iustinianos da bir dönem Hazar ülkesinde sürgün kalmış ve kağanın kızıyla evlenmiştir. 

-Karayların ibadeti ile Müslümanların ibadeti birbirine benzer mi?

-Yukarıda belirttiğim gibi, bu benzerliği genel içinde düşünmek daha yerinde olur. Uzmanı olmadığım, hele de ilahiyatçı olmadığım için bu konuda ihtisasım yok ama bazı benzerlikleri tabi karşılamak, ama tüm dünyada ibadetlerin birbirine benzediğini de göz önünde tutmak gerekir.

Hakan Başak

 

OSMAN KARATAY KİMDİR? 

1971 yılında Çorum'da doğdu. Çorum İnönü İlköğretim Okulu, Taşköprü Lisesi ve Çorum Atatürk Lisesi'nde okuduktan sonra 1995 yılında Boğaziçi Üniversitesi Tarih bölümünden mezun oldu. 2002 yılında Gazi Üniversitesi'nde yüksek lisans ve 2006 yılında yine aynı üniversitede ortaçağ tarihi sahasında doktora derecelerini aldı. 2010 yılında doçentlik, 2016 yılında profesörlük ünvanını aldı. Halen Ege Üniversitesi'nde öğretim üyesidir. Bilimsel çalışmalarının yanında örgütçülüğü ile de Türk bilim ve kültürüne büyük hizmetlerde bulundu. Türkiye'nin ilk düşünce kuruluşu olan Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi'nin (ASAM) kuruluşunda yer aldı ve Balkan Masası başkanı olarak çalıştı. Dünyadaki en büyük Türk tarihi projesi olan Türkler'i yöneterek, toplam 37 ciltlik dev Türk tarihinin ortaya çıkışında büyük katkı yaptı. Bu çerçevede İngilizce'deki en büyük Türk tarihi olan The Turks'ün editörlüğünde bulundu. Ardından Karam'ı (Karadeniz Araştırmaları Merkezi) kurdu ve Türkiye'nin ilk bölgesel akademik dergisi olan Karadeniz Araştırmaları'nı yayınlamaya başladı. Bu arada türünde dünyada ilk olan Balkanlar El Kitabı ve Doğu Avrupa Türk Tarihi adlı büyük çalışmaların editörlüğünde bulundu. Türkiye'nin en çok dil bilen tarihçisi olarak tanınan Karatay'ın 140'ın üzerinde makale ve bildirisi vardır.