Bu denklemde 'X' Atatürkçüler

01 Şubat 2017 Çarşamba  |  KÖŞE YAZILARI

Yaklaşık kırk yıldır siyaseti, ekonomiyi yakın takip ederim, canlı tanığıyım. Ülkemizin içinde bulunduğu, halen yaşadığımız sorunları hiçbir dönemde ne gördüm ne de tanık oldum. Elbet bütün geçmiş güllük gülistanlık demiyorum, hayat sürdüğü sürece sorunlar olacak; ülkenin iç dinamikleri ve kurumları birikimleri ve deneyimleri ile oluşan sorunlara akılcı çözümler üretebiliyordu, endişe, kaygı duymadan yolumuza devam ediyorduk.

Bugün karşı karşıya kaldığımız sorun öyle ufak tefek, nasıl olsa çözülür denebilecek, basite alınacak, küçümsenecek bir türden değil. Ülkeyi 15 yıldır yöneten irade "beka sorunu" ile karşı karşıyayız diye bizzat kendileri ifade ettiler. Yani ülkemizin geleceği, bağımsızlığı, toprak bütünlüğü, sınırları tehlikede.

Bunun yanında ekonomik sorunlar da küçümsenecek gibi değil. İşsizlik rakamları yüksek, yaklaşık % 12, kalkınma rakamları 2016'nın 3'ncü çeyreği (-) 1,8. Turizm gelirleri % 27 düştü, ihracat, ithalat rakamları iç açıcı değil. Cari açık sürüyor ve tehlikeli boyutlarda, dış borç oldukça yüksek yaklaşık 425 milyar dolar, kısa vadede ödenmesi gereken borç rakamı 200 milyar dolar civarında. Son 3-5 ayda dövizdeki kontrol edilemeyen artışın dış borca yüklediği rakam öyle küçümsenecek boyutlarda değil, yaklaşık 50 milyar dolar ek yük getirdi. Bu bağlamda uluslararası kredi kuruluşları yatırım yapılamaz seviyede kredilendirdiler.

Terörle mücadele, iç ve dış tehditler, her gün verilen şehitler, yanan canlar, sönen ocaklar, acılar acılar acılar...

Bütün bu devasa sorunlarla karşı karşıya olduğumuz halde, ülke uzun bir süredir, esas hedefi başkanlık olan Anayasa değişikliği ve referandumla yatıp kalkıyor. Hiç kimse başkanlığın bunca sorunu nasıl çözeceğine dair sorulara sağlıklı cevap veremiyor. Hedefledikleri değişikliği savunmak yerine karşı olanları şucu bucu olmakla itham edip, kutuplaştırıcı bir tutum içindeler. Sanki bu sorunların oluşmasında, uzun süredir ülkeyi yönetenlerin hiç bir sorumluluğu yokmuş gibi davranıp, anlaması, kavranması mümkün olmayan atak yapan Bahçeli'nin de desteği ile her derdin çaresi gibi önümüze getirilen, adeta dayatılan başkanlık gerçekleşirse bakın nelerle karşı karşıya kalacağız.

-Milletin oy verdiği, kendisini temsil etsin diye seçtiği (gerçi mevcut seçim ve partiler yasasına göre kime oy verdiğimizi parti liderleri belirliyor, bir istisna CHP ön seçime önem veriyor, adayların büyük bölümünü taban belirliyor) milletvekillerinin hiçbir önemi kalmayacak.

-TBMM'nin yaklaşık 100 yıllık birikimi, deneyimi, tecrübesi, tamamen değersizleşiyor ve Başkan, istediği kişiyi bakan atayabilecek, seçilmediği halde milletvekilleriyle aynı haklara sahip olacaklar. Başkan, istediğinde TBMM'yi feshedebilecek. TBMM hükümeti denetleyemeyecek. Gensoru ve güvenoyu tarihe karışacak.

-Başkan, tek başına OHAL ilan edebilecek. OHAL sırasında çıkaracağı kararnamelerle hukuki olarak dokunulmaz haklara dokunabilecek, üstelik yapılanlarla ilgili hiçbir hukuk yolu açık değil. İsterse Anayasa'yı bile değiştirebilecek.

-Anayasanın gerektirdiği hallerde Yüce Divan'a sevk 600 milletvekilinden 400'ü oy verirse mümkün. Partili başkanın seçtiği 400 milletvekili ile bu mümkün mü? Hadi mümkün oldu diyelim, 15 yargıcın 12'sini kendi atadığı Yüce Divan'da yargılanacak!

-HSYK'ya 4 üyeyi doğrudan başkan atayacak. Geriye kalan 7 üyeyi de çoğunluğu kendi partisinden oluşan milletvekilleri. Bu uygulama ile yargı tamamen siyasetin etkisine alınmış oluyor. Böyle bir yargı olur mu?

-Partili başkanlığa geçilecek. Milletvekilleri ve partili başkan beş yılda bir aynı gün yapılacak seçimle seçilecekler. Böylece milletvekilleri parti başkanının tesirinde kalacaklar, çünkü başkanın seçim çalışmaları partisinin çıkaracağı vekil sayısında etkili olacak.

-Başkan, yardımcılarını, bakanları, üst düzey bürokratları atayacak, azledebilecek. Yürütme yetkisini kullanacak. Ordunun kullanılmasına karar verecek. Milli güvenlik politikalarını belirleyecek ve gerekli önlemleri alacaktır.

Evet bir çok sorunla karşı karşıyayız doğru ama sorunların kaynağı sistem değil yönetenlerdir. Üstelik bu sorunlar bir aritmetik toplama çıkarma işlemi gibi basit değildir, bir cebir denklemidir, karmaşıktır. Bu denklemin 'X'i de Atatürkcülerdir. Bütün dünya saçma projelerinize destek verse bile Atatürkcüler destek vermediği sürece denklem çözülemez. Çağdaş dünyada güvence ve çözüm kişilerde aranmaz, önemli olan bağımsız kurumların üreteceği, bilgi ve birikime dayalı akılcı çözümlerdir. Güvence bağımsız hukuktur.