Yarın için hayır

02 Şubat 2017 Perşembe  |  KÖŞE YAZILARI

Dünyanın en pahalı arsasıdır İstanbul, demişti.

Kim?

Özal. Ve bu şehrin şehir, memleketin memleket olmaktan çıkıp şey / eşya, mal, emtia olmasına doğru atılmış ilk büyük adımdı.

Arkası da geldi.

Artık hasta yok, müşteri var, demişti.

Tansu Çiller.

Artık hastalar insan, yurttaş olmaktan  çıkarılarak tüketici ve veya tüketim malzemesi olacaktı.

Süper market patronluğu ile parti başkanlığını vekilliği başbakanlığı, birbirine karıştırırsanız başınıza gelecek şey kaçınılmaz olarak her şeye ama akla gelen, gelmeyen her şeye al-sat mantığı ile yaklaşmak olacaktır. Olmuştur

Bu zihniyete oy verirseniz,

Satarlar.

Babalar gibi satarlar. Sattılar da.

Bütün Eti Bank işletmelerini, Sümerbank'a ait ne varsa, Tüpraş, Petkim, bütün şeker fabrikaları, birçok liman, Seka vs. vs.

Listeyi uzatmaya gerek duymuyorum, asıl önemli olan bu al sat zihniyetinin yarattığı insan ve değerler manzumesinde ortaya çıkan önlenemez gibi görünen erozyondur.

Daha dün, öğretmenlerin kalitesini verimliliğini ölçmek için devletin yaptığı bir araştırmanın sonuçları Türkiye'nin nereye doğru evrildiğini değil ve fakat devrilmekte olduğunun göstergesidir.

50 matematik sorusunun ancak 7 sini çözebilen bir öğretmenler sorunsalını karşımıza koymuştur devletin resmi bilgi ve raporları.
Türkiye'nin en iyi orta öğretim kurumları, ne olduğu ve nasıl bir proje olduğunu hazırlayanların da bilmediği, 'proje okullar' safsatası ile bilimsel eğitimden uzaklaştırılmış ve ne yazık ki yetersiz öğretmenler eli ile vasat altı bir eğitime mahkum edilmiştir.

Fabrikaları, tesisleri yeniden yapmak olası olabilir ve fakat, değer yargılarını yitirmiş insanlar topluluğu ile yarınları kurtarmaya kurmaya çalışmak, ne yazık ki bizi düne götürecektir ve sanırım kendilerini 'Neo Osmanlı' diye niteleyenlerin de istediği budur.

Bu bağlamda yapmamız gereken ilk şey HAYIR demek ve HAYIR için örgütlenmektir.

Neye HAYIR sorusu abes bir sorudur.

Eğitimin ve hayatın insanlığın gericileşmesine HAYIR