Bir Osmanlı torunu

05 Şubat 2017 Pazar  |  KÖŞE YAZILARI

Nilhan Osmanoğlu. Sultan 2. Abdülhamid'in 5. kuşak torunu...
 
Sokak sokak, kanal kanal, kapalı salon toplantılarından açık meydanlara, özel söyleşilerden genel söyleşilere gün be gün konuşuyor...
 
Anayasa değişikliğine, başkanlık sistemine "evet" diyeceğini açıklıyor.
 
Gazetelerde yer alan kimi haberlere göre, yapılacak referandumda fikrini açıklamakla kalmıyor torun Nilhan Sultan, tarihimize de ışık tutup (!) şöyle buyuruyor:
 
- Bizim canımıza yetti artık parlamenter sistem! Cumhurbaşkanımızı Sultan Abdülhamid yalnızlığına bırakmamak için 'evet' diyorum.
 
Evet ya da hayır demesi hiç ama hiç kimseyi ilgilendirmez.
 
Der, kişisel görüşüdür...
 
Der, Sultan torunudur...
 
Der, kimse engel olamaz...
 
Der, Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşayan her vatandaş, suç oluşturmamak koşuluya düşüncelerini açıklamakta hürdür ve bu bir Anayasal haktır...
  
Buraya kadar tamam.
 
Ne var ki:
 
- Bizim canımıza yetti artık parlamenter sistem, laflarını nereye koyacağız, nedir bu?
 
 Türkiye Cumhuriyeti'nin, geçmişine ya da tarihine, kültürüne, yer altı-üstü kaynaklarına, kentlerine, kasabasına, köylerine, doğasına, denizlerine, geçmiş sanat yapıtlarına veya Osmanlı Sultanlarına kastı mı vardı?
  
Nilhan Sultan, bu soruyu aklın süzgecinden geçirip cevap verebilir mi?
 
Yoksa, asıl amaç parlamenter sistem bahanesi ile Cumhuriyeti kuran Atatürk ve silah arkadaşlarına üstü kapalı olumsuz göndermelerde bulunmak mıdır?
 
                               *                    *                  *

Birinci Dünya Savaşı, her aydının bildiği gibi, bir paylaşım savaşıdır.

 
Eski adıyla "Devlet-i Muazzama", bugünkü "Süper Güçler" dünyayı bölüşmek için amansız bir kavgaya girmişlerdi.
 
Osmanlı İmparatorluğu da Enver Paşa komutasında bu kavgaya karışmış ve yenilmişti.
 
Savaştan sonra yazgımız İtilaf Devletleri tarafından paylaşım masasında belirlendi:
 
- İmparatorluğun toprakları bölüşülecek!
 
Osmanlı İmparatorluğu yıkılıyor. Mustafa Kemal ve arkadaşları emperyalizme karşı Anadolu'da savaş başlatıyor. Padişah kaçıyor. Halifelik kaldırılıyor. Laik Cumhuriyet kuruluyor.

Ne diyor torun Nilhan Sultan?
 
- Bizim canımıza yetti artık parlamenter sistem.
 
Niye?..
 
1613'ten 1917'ye Çarlık Rusyası'nı yöneten Romanov Hanedanlığının tüm üyeleri, 1917 Devrimi'nden sonra "Sizi İngiltere'ye göndereceğiz" denilerek bir askeri kamyona bindirilmiş, kısa bir yolculuktan sonra kurşuna dizilerek öldürülmüştü.
  
1789'da tüm dünyayı aydınlatan Fransız Devrimi sonrasında Paris'te, şimdiki adı "Hürriyet Meydanı" olan yerde, iktidarı ellerinde bulunduran 16. Louis soylularının kelleleri en küçük ferdine kadar giyotinle uçurulmuştu.
 
Osmanlı hanedanlarına bunlardan hangisi yapıldı?
 
Hiçbiri...
 
Örnekler çoğaltılabilir:
 
İngiltere'deki Tudor Hanedanlığına, Eski Roma'ya, Eski Yunan'a değinmeyeceğim.
 
Gerek de yok...
 
Yukarıdaki anlatmaya çalıştığımız hangi halkın, hangi halkların ne çektiğini net ifade ediyor. TC Devletinde bu, ya da buna benzer olaylar yaşanmamıştır.
  
Ne diyordu torun Nilhan Sultan?
 
 - Bizim canımıza yetti artık parlamenter sistem.
 
Niçin?
 
1923 Devrimi ile gelen Türkiye Cumhuriyeti ve parlamenter sistem size ne etti?

Sorunun cevabını biz verelim:
 
Türkiye Cumhuriyeti, Hanedan kimi üyelerinden ülkeyi terk etmelerini istedi, 10 günlük süre tanıdı. Abdülmecid beklemedi, o gece 11 kişilik ailesiyle birlikte Çatalca'dan trene bindirildi. Dönemin İstanbul valisi ve emniyet müdürü, can güvenlikleri için sınıra kadar da eşlik etti.
 
Sonra ne oldu?
 
İsviçre'ye yerleşen Abdülmecid, 11 Mart 1924'te ajanslar aracılığıyla bir bildiri yayımlayarak Türk hükümetini ve kararlarını (özellikle hilafet) tanımadığını açıkladı.
 
Daha sonra ne oldu?
 
İsviçre hükümeti Abdülmecid'i uyardı, rahatsızlığını dile getirdi ve kısa bir süre sonra ülkeyi terk etmesini istedi. Abdülmecid, Ekim 1924'te Fransa'ya yerleşti, gerisini yazmaya gerek yok...
 
Kıbrıs'ın nasıl ve hangi nedenlerden kaybedildiğini, bugünkü para ile 500 milyar dolar Osmanlı borcunu Türkiye Cumhuriyeti'nin nasıl ödediğini de...
 
                                            *            *             *
 
Başa saralım:
 
Torun Nilhan Sultan, bir açıklama daha yapmış, Galatasaray Adası da denilen Suada'nın tapusunun dedesine ait olduğunu ileri sürmüş ve hak talep etmiş.
 
Sultan torunu değil mi, ister, kim ne diyebilir?!
 
Ama biz yatıp kalkalım, o canım Anadolu'nun o güzelim topraklarının başına bir şey gelmesin!
 
Mesela:
 
Kurtuluş Savaşı'ndan kaçmayıp ineğini, öküzünü, yatağını, yorganını, kazanını, aşını, eşini, işini, canını, kanını vermiş insanların öz be öz vatanını istemediğine şükredelim!