Mengü'den çok çarpıcı açıklamalar

10 Şubat 2017 Cuma  |  MG ÖZEL

15 Temmuz darbe girişiminin ardından Türkiye'de baş döndürücü hızda gelişmeler yaşanıyor. Bir yandan OHAL ilanı ve FETÖ üyesi oldukları gerekçesiyle medyadan üniversitelere ve pek çok alana uzanan tutuklamalar, diğer yandan ekonomik sorunlar ve hayatımızı alt üst eden terör belası. Ama şu anda gündemdeki asıl önemli konu, "evet"çilerle "hayır"cılar arasında kıyasıya bir mücadeleye dönüşen anayasal değişikliklerle ilgili referandum. En çok merak edilen de, değişiklikler kabul edilirse ne olacak, reddedilirse ne olacak, bizi nasıl bir Türkiye bekliyor?...

Biz de bu yoğun gündemi yorumlaması için Türk siyasetinin deneyimli ismi, CHP eski Manisa Milletvekili Şahin Mengü'ye başvurduk ve aklımıza takılan soruları birer birer sorduk. Mengü, Medya Günlüğü'nün yazılı sorularını şöyle yanıtladı:

- Ülkenin bir numaralı sorunları arasında yer alan terör ve ekonomik sıkıntılar varken, sistem-rejim değişikliği, başkanlık, referandum, "evet" ya da "hayır" konularının tartışılması sizce nedir? 

- Ülke büyük bir ekonomik krizden geçerken bir anayasa değişikliği yapılarak, 150 yıldır uygulanan parlamenter sistemden vazgeçilerek, kontrol mekanizmasının hiç olmadığı, diktatoryal bir sisteme geçilmeye çalışılması demokratik bir ülkede düşünülemez. Demokrasiyi içine sindiremeyen siyasetçiler yönetirken bataklığa saplandıkça anti demokratik yollara başvururlar. Getirilmek istenen sistem de böyle bir anti demokratik bir sistemdir. Hükümet üstünde hiçbir demokratik denetim mekanizması olmayacaktır. Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde bu yöntemler diktatörlüğe yol açar. 

- OHAL ilan edilmiş bir ülkede referanduma gitmek hukuk devletinde sıkıntı yaratır mı, yaratırsa yapılması gereken nedir? 

- OHAL yönetiminde özgürlükler kısıtlanabilinir. TV'lerin siyasal iktidarın elinde olduğu ya da şu anda ülkemizde olduğu gibi TV ve gazete sahiplerinin sindirildiği ortamlarda OHAL döneminde özgür ve eşit propaganda yapmak hükümet görüşüne karşıt olanlar için mümkün değildir. Hele bir de taraf haline gelmiş bir Cumhurbaşkanı, kendisini hiçbir kuralla bağlı saymıyorsa, onun yanlı davranışlarına ya da istediği kadar konuşmasına engel bir durum söz konusu değildir.

- Hollanda, Almanya, Fransa başta olmak üzere çok sayıda AB ülkesinde SEÇSİS denilen sistemin şaibeli olduğu söyleniyor. Sizce bu sistem güvenli midir? 

-Halkımız ve siyasi partiler sandıklara sahip çıkarlarsa, hangi sistemi getirirlerse getirsinler sandık başı oyun imkansız ya da çok zordur. Halkımızın yapacağı sandıklara sahip çıkmaları, gizli oy- açık sayım ilkesinin uygulanmasında ısrarcı olmaları, buna uyulmasını sağlamaya yönelik çaba içinde bulunmaları gerekmektedir. 

- OHAL'in ilan edilmesine asıl neden FETÖ mü? KHK ile 100 bine yakın insan malından, işinden, eşinden, aşından oldu. "Kuru"nun yanında yanan "yaşlar"ın hesabı nasıl verilecek? 

- Hayatımın hiçbir aşamasında ilkokul kaçkını bir cahilin peşinden gitmeyi düşünmedim. Bunu kendim için de zul addederim. Ama bu düşünce tarzım, hakkında mahkeme kararı olmayan insanların, mallarına el konulmasını, işinden mesleğinden atılmasını da bana mazur gösteremez.
Bir insan hakkında bağımsız mahkemeler karar verir. Bu karar ne ise o yerine getirilir. Ama hakkında mahkeme kararı olmadan insanların işinden olmasını ya da malının mülkünün müsadere edilmesini de anlayabilmiş değilim.    

- 150 gazeteci, öğretim üyesi, yüksek bürokrat, yüksek rütbeli asker gözaltında, hapiste, hukuk devletinde bunun açıklaması nedir? 

- Uygar bir ülkede, insanlar salt düşüncelerini açıkladıkları için hapse atılmazlar. Ancak eli silaha bulaşan insanlardan da bunun hesabı sorulmalıdır. Hukuk devletlerinde bağımsız mahkemeleri var olduğu prensip olarak kabul edildiği için oralarda kişiler mahkemeler tarafından tutuklandığında bu tutukluluk kararları, salt hukuk tekniği açısından tartışılır. Kimsenin aklına bu insanların emirle tutuklandığı gelmeyeceği gibi, çağdaş hukuk devletlerini yönetenlerde zaten hakimlere emir ve talimat veremeyecekleri gibi, o ülkelerde hakimler de önlerine gelen olaylar da karar veririken, iktidarı elinde bulunduranlar ne der diye düşünmezler.     

- Devletin bütün kurumlarına sızdığı iddia edilen FETÖ'cülerin, Hükümete, YSK'ya, vb. kurumlara sızmaması  mümkün müdür? 

- Sızma tabirini kabul etmiyorum. Bu şahıslar o kurumlara yerleşirlerken, ülkeyi 15 yıldır yöneten AKP tek başına iktidardaydı. Bütün yaptıklarını da biliyordu. Bu FETO işgali başlayıp devam ederken, siyasi iktidar, FETÖ ve şürekasını kendilerinden kabul edip buna göz yumdu, ta ki aralarında menfaat çatışması başlayıncaya kadar.  

 - 15 Temmuz Darbe Girişimi sürekli işlenerek kamuoyunda canlı tutuluyor. Olması gereken bu mudur, değilse asıl neden nedir? 

- Bu hem kendi yarattıkları mağduriyetti siyasi ranta çavirmek ve hem de tüm karşıtlarını aynı kefeye koyarak susturma çabasıdır.
Korku imparatorluğu yaratarak elde edilecek başarı olsa olsa bir Pirus zaferi olur.     

-Deniz Baykal döneminin sona ermesiyle, Kemal Kılıçdaroğlu'na verdiğiniz destek kamuoyunca biliniyor. Daha sonra partiden ihracınız gündeme geldi. İşin aslı nedir? 

- Atatürk'e, katıldığı bir televizyon programında, "Dersimde katliam yapmıştır" diyen ve Kılıçdaroğlu tarafından partiye monte edilmiş kişinin bu GERÇEK DIŞI SÖYLEMİNE karşı çıkmamdır.

- Referandum sonrası, özellikle "evet" çıkması halinde CHP'nin Olağanüstü Genel Kurula gideceği söyleniyor. Doğru mudur, doğru ise siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? 

- Ben öncelikle şunu belirteyim ki, ben referandumdan "Evet" çıkacağını düşünmeyenlerdenim. CHP referandumdan hangi sonuç çıkarsa çıksın, olağanüstü Genel Kurula gitmek zorundadır. Bunu "evet" ya da "Hayır"a bağlamak yanlıştır. 

- Türkiye'nin ekran yüzlerinden kızınız Nevşin Mengü ile siyaset konuşuyor musunuz, konuşuyorsanız ters düştüğünüz oluyor mu?

- Elbette konuşuyoruz. Yüzde yüz uyuşmamız eşyanın tabiatına aykırıdır. Aramızda kuşak farkı var. 

- Nasıl bir babasınız, siyasi kimliğinizi ailede tartışır mısınız, evde kararları kim verir? 

- Nasıl bir baba olduğumun cevabın bana değil kızıma ve oğluma sormak lazım. Ben her baba gibi kendimi kusursuz görüyorum.

- Yakın ya da uzak aile bireyleri arasında siyaset yapılmalı mı, yapılırsa ölçüsü ne olmalı?

- Uygar bir insan olarak elbette siyaset konuşuyoruz. Benim hayat tecrübem, çocuklarımın  olaylara bakışı zaman zaman farklılık gösteriyor. 
Ben yaşadığım deneyimlerimi onlara aktarıyorum, onlar da gençliğin dinamizmini bana aktarıyor...