Kim mi kaybedecek?

12 Şubat 2017 Pazar  |  KÖŞE YAZILARI

Bir ulus için en büyük felaket, tasada ve kıvançta bir olamamaktır. 

Genç Cumhuriyet dinine, mezhebine, soyuna sopuna bakmadan ülkede yaşayan herkesi Türklük potasında eriterek bir ulus yaratmaya koyulmuş; bunu da iyi kötü başarmıştı. 

Bunu dayatarak ve zaman zaman can acıtarak yaptığı yadsınamaz. Dini kontrol altında tutma çabası ve Batı medeniyetine sempatisi de açıktır. 

***

Önce çok partili demokrasiye geçiş, ardından liberal demokrasi ve serbest pazarı yücelten küresel rüzgâr; ulusun tam dikiş tutmayan yerlerini açılmaya zorladı. 

Sonuçta iki büyük yırtık oluştu. 

İlki Cumhuriyet'in Türk olduklarına ikna edemediği Kürtlerin içinden çıkan Kürtçülüktü. Diğeri "Soğuk Savaş"ta Batı'nın üflemeleriyle canlanan, sinmiş ama sönmemiş Ümmetçilik ateşiydi. 

***

2001 ekonomik krizinin sarsıntıları, "yine" Bahçeli'nin tuhaf dokunuşuyla, merkez sağı ve Batılı güçleri ikna eden AKP'yi iktidara getirdi. 

AKP, başlarda küresel sistemle uyumluydu. Cumhuriyet'in üzdüğü Kürt, İslamcı, Marksist, hatta farklı cinsel tercihli herkesi kucaklamayı vaat ediyordu. Dahası dış politikadaki hedef sıfır sorundu. Küresel finans krizinin likidite bolluğunun da yardımıyla ekonomi performansı da iyi görünüyordu. 

Sonuçta halkın çoğunun takdiriyle tekrar tekrar seçildi. 

***

Ne var ki, "ustalık" pek yaramadı. Yolsuzluk ve hırsızlık iddiaları ayyuka çıktı. Ekonomide işler tersine döndü. Ümmetçi depreşmeyle girilen Suriye tam bir tuzağa dönüştü. Neredeyse aramızın bozulmadığı ülke kalmadı. Demokrasi ve hukuk ciddi kan kaybetti. 

İktidarı yitirmemek için bir şeyler yapmak gerekiyordu. 

Başarısızlık Batılı olduğu ima edilen Üst Akıl ve onun işbirlikçisi ilan edilen türlü çeşit iç düşmana fatura edildi. 

Doğrudan seçmenlere yönelik bir şeyler de yapılmalıydı. Önce "Çözüm Süreci" ile Kürt oyları hedeflendi ama olmadı. 

Sonra tam tersine, -PKK'nın da yardımıyla- Kürtçülük şeytanlaştırıldı. Üst Akıl'la yan yana getirilip haritaların değiştirileceği, ülkenin parçalanacağı dillendirildi. Bu kez umut Türk milliyetçileriydi. 

***

AKP'nin son dönemdeki kötü yönetiminden de öte ülkeye yaptığı en büyük kötülük, yanında yer almayanların tümünü ötekileştirerek ve ülkenin bir yarısını öbür yarısına düşman ederek iktidarını sürdürmeye çalışmasıdır. 

Devlet gücü ve tahakküm altına alınan medya sayesinde amaç hasıl olmuş gibidir. 

Artık insanların parti tercihini, ülke sorunlarının nasıl çözüleceği; tutturulacak ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel yol yordam yerine soy-sop, din mezhep matrisindeki konumları belirler hale geldi. Bundan böyle sorun hangi kimliklerin kazanıp hangilerinin kaybedeceğidir. 

Aslında düşmanlık şehvetinden gözü dönenlerin fark edemediği, kesin kaybedenin birliği bozulup birbirine düşman edilen Türkiye ve tüm Türk halkı olduğu gerçeğidir. 

İçeriği kimsenin umurunda olmayan referandumda veya bir sonraki seçimde, kim kazanırsa kazansın, "Pirus zaferi" misali herkes kaybedecektir. 

Zaten referandumdan ne çıkarsa çıksın bir şey değişmeyecek, Erdoğan bugün yaptıklarını aynısıyla yapmayı sürdürecektir. 

En acısı, millî birliği en çok savunması gerekenlerin, bu trajediye ortak oluşudur.  

***

Yazıktır efendiler! Azıcık akıl!