İhanetin içindeki aydınlar

14 Şubat 2017 Salı  |  SERBEST KÜRSÜ

Geçtiğimiz hafta içinde Ankara Siyasal Bilgiler fakültesinin yerleşkesinde son çıkan KHK ile işlerine son verilen öğretim üyelerine destek vermek için kimseye saldırmayan ve silahsız olarak toplanan öğretim üyelerine polis şiddet uyguladı.

Fakültenin içine girdi, göz yaşartıcı bomba kullandı.

Bu olay olurken, kalabalığın arasında "yetmez ama evet"çi  utanmazları görünce içim burkuldu. 

Aydın, tehlikeleri önceden görüp, halkını uyaran insana denir. Yani "aydın" ufkun ötesini gören insandır.

Bunlar zamanında "aydın" sorumluluğunu üstlenip yapılan haksızlıklara tepki veremeyen, tam aksine ufkun ötesini görüp, halkını uyarmayan zavallılardır. 

Siyasal Bilgiler yerleşkesinde öğretim üyelerine, öğrencilere polis acımasızca saldırırken, bir tanesi günah çıkartırcasına olay yerinde görüntü veriyordu. 

İnsanda biraz utanma duygusu olur,  "yetmez ama evet" diye sokaklarda dolaşırken, işlerin bu noktaya geleceğini hiç düşünmemiş miydiniz?

Siz nasıl aydınsınız. O, "yetmez ama evet" dediğiniz anayasa değişikliğinden sonra işlerin bu noktaya geleceğini öngöremediniz mi? Yoksa o tarihteki küçük çıkarlarınız, o anayasa değişikliğine destek vermenizi mi gerektiriyordu?

Küçük menfaatlerin adamısınız, çıkarcısınız. 

Şimdi olaylar ters tepti, toplum gerçekleri görmeye başladı, bir anda demokrat kesildiniz.

Sizin geçmişiniz karanlıktır.

Yapılan hukuksuzluklar ayyuka çıkmışken, o tarihte yargılananlara duyduğunuz kin ve nefret duygusu ile yapılan hukuksuzluklara tepki vermek bir yana, yargısız infaz yapıyordunuz.

Bugün sureti haktan görünüp güya "destek"! için hocaların yanına gidiyorsunuz.

"Yetmez ama evet" diyerek destek verdiğiniz 2010 Anayasa değişikliğiyle Anayasa Mahkemesi halledilmiş, bu ülkede fren mekanizması da kalmamıştır.

Mutlu musunuz şimdi?

Hiçbir denetim mekanizması kalmayan ülkede oraya buraya destek ziyaretleri yapıp gösteri yapmayın. Sizler mütareke dönemi "münevverlerisiniz".

Sizler için ne ülkenin ve  ne de bu ülkede yaşayan insanların bir önemi vardır.

Sizler için tek şey kişisel çıkarlarınızdır. Bugünde çıkarlarınıza dokunulmayacağından emin olsanız, ya da size bir şekilde bunun garantisi verilse sizler bugün ortalara çıkar, Tayyip Erdoğan'ın getirmek istediği tek adam rejimine destek verirsiniz.

"Evet" diye pankart açar, tişörtler giyersiniz. 

Sizler "aydın" falan değilsiniz. Sizler olsa olsa , kurtuluş savaşına karşı çıkan, mütareke dönemi aydınlarının günümüz yansımalarısınız.

Sizin için ülkenin, halkın yararları yoktur, sadece kendi menfaatiniz vardır.

Hukuksuzluğa tepki verenlerin yanına gidip onları da kirletmeyin.

Verdiğiniz destekle yasamaya zaten egemen olan iktidar, demokrasi için en tehlikeli olanı yargının siyasallaşması da sağlanmıştır.

İktidar bu gücünü de kullanarak, şimdi de "Hayır" diyenlere hayat hakkı tanımadan yeni bir referandum sürecine giriyoruz.

Ülkesine ihanet eden  "yetmez ama evet" ci mütareke aydınları, yapacağınız tek şey, çıkıp yalan söyleyerek kandırdığınız ya da kandırmaya çalıştığınız Türk halkından özür dilemektir.

Muktedirler, her zaman sizler gibi zayıf karakterli insanları bulup, kullanıp, sonrada kirli kağıt mendil gibi, layık olduğu yere çöp kutusuna atarlar.

Şimdi ki konumunuz,  siyasal iktidar tarafından kirletilip buruşturulup çöp tenekesine atılan  kağıt mendil konumudur.

Siyasal iktidardan herkes şikayetçi olabilir ama sizlerin bu konuda tek kelime söylemeye hakkınız yoktur; zira  Ülkenin bu noktaya gelmesine sizler destek verdiniz, "yetmez ama evet" sizin ürettiğiniz bir söylemdi, haydi geçmiş olsun size. Yatın kalkın Türk halkının sağduyuyla hareket ederek bu tek adam rejimine "Hayır" desin, hakkınız olmasa bile sizde bu ülkede hukuk güvenliği içinde yaşayın.

Şahin Mengü