Bu ülkede ne sağcı var ne de solcu

14 Şubat 2017 Salı  |  MENTOR

Hep söyledim ben AKP'li, CHP'li, HDP'li veya MHP'li değilim, tam tersine sadece kendim olmayı, duygularımı ve zihnimi şartlı reflekslerden uzak tutarak özgür düşünen sadece kendisi olan, bir birey olmaya çalışıyorum. Uzman olma iddiasında değilim ama bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayı, bilmeden algıya teslim olmayı kendim için küçük düşürücü buluyorum, o nedenle de bilmeye çalışıyorum, bilmek için de gücüm yettiğinde okumaya ve öğrenmeye çalışıyorum.

Anayasa değişikliği oylamasına da böyle bakıyorum, hayırcılar ülke yıkılıyor, evetçiler ise  ülkeye demokrasi gelecek diyor. İkisi de birbirinden komik, ben referandumun bir rejim değişikliği getireceğini söyleyenlere de demokrasi çağına gireceğimizi söyleyenlere de gülüyorum çünkü öyle olmayacak. Neysek o olmaya devam edeceğiz ve yaşadıklarımız gerçek demokrasiye ulaşma yolunda birer adım olacak ve her adım adım kötü bile olsa öncekinden iyi olacak.

Kenan Evren masum olduğunu bildiği çocukları asarken, Özal anayasamızı bir defa çiğnerken, Çiller dönemimde her köşede faili meçhul cinayetler işlenirken, Demirel devletin arazisi için verdiysem ben verdim derken, Bülent Ecevit Fetullah Gülen'e övgüler düzerken tehlikede olmayan rejimin şimdi tehlikede olduğunu düşünmek sadece gerçeklerden uzak yaşayan aydın romantizmi veya Cumhuriyetin tüm nimetlerinden yararlanan elit hayalperestliğidir, rejim ne zaman daha iyiydi ki şimdi kötü olsun. İlla bir değişiklik arıyorsanız bu ülke insanının tarihinde ilk defa askeri bir darbeye bir şekilde teslim olmamış olmasına da bir göz atın isterseniz.

Ülkemizde ideolojik gariplikler var. Aslında bir ideoloji  falan da yok çünkü ideoloji derin bir birikimi ve felsefi okur yazarlığı ifade eder, bilmek de yetmez bildiğini yaşamın pratiğinde güncellemen gerekir, ülkemizde bilenin ülkeden haberi yok, ülkeyi bilen ise felsefeyi fırıncı küreği sanıyor.

En önemli ideolojik garipliklerden biri islam ile siyasal islam arasındaki farkı anlamıyor olmamız, bunun dinle bir ilgisi yok. Siyasal islam bu dünyaya ilişkin iktidarı hedefleyen bir hareket aslında islamla da  bir ilgisi yok olsa milyonlarca liralık Mercedese binip Ray-Ban gözlük takmazlardı. Siyasal iktidarı ele geçirmek için izlenen bir politikalar demetidir ve İslam'la ilgisi yoktur.

Gelelim bir başka garipliğe...

Adam kendine solcu diyor ama başörtülü diye çocuklarla dalga geçmekte sakınca görmüyor, oysa kendisi faşistin önde gideni çünkü hiçbir sol ideolojide insanlar Müslüman, Hristiyan, zenci veya beyaz diye ayrılmaz. Bütün sol ideolojilerde insanlar ikiye ayrılır yoksullar ve zenginler o kadar. Bu noktadan hareketle bir başka garipliğe daha parmak basmakta yarar var; adam solcuyum diyor ama bildiğin Kürt milliyetçisi, öldürülen masum Türk insanlarını için bu bir cinayettir bile diyemiyor, kafasının içi öyle ki bıraksan Türkleri "toplama kampında" gaz odalarına gönderecek, pabucumun solcusu! Peki kendine sosyal demokrat deyip bu ülkenin sadece gelir düzeyi en yüksek bölgelerinden oy alabilen aslında Cumhuriyet elitinin geçmiş hegemonyasını savunmak dışında ideolojisi olmayan güya sol partiye ne demeli.

Mesela en büyük ideolojik garipliklerden biri de siyasal İslam-milliyetçi işbirliğidir. En olmayacak şeylerden biridir çünkü birinde Türk olmak önce gelir, birinde Türklerin dini İslamdır ama ötekinde herkes Müslümandır ondan sonrası yoktur. Aynı  ideolojik çelişki Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu için geçerlidir çünkü Türkiye Cumhuriyeti siyasal İslamın ümmetcilik kavramına karşı Türk kimliği öne çıkarılarak kurulmuştur, bu yüzden siyasal islamcılar Atatürk'ten pek hoşlanmazken Atatürk, milliyetçi ideolojinin temelinde yer alır. Zaten Sayın Alparslan Türkeş'in dokuz ışığında "İslamcılık" dokuz ışıktan biri değildir, Türk kimliğinin bir parçasıdır bütünü ifade etmez.

Gördüğünüz gibi bu ülkede ne gerçek anlamda sağcı ne de solcu var. Aslında eskiden vardı ve bilinenin aksine birbirlerine düşman oldukları sanırken onlar kardeştiler. Felsefe bilen  ve bunu bu ülkenin yaşadığı pratiğe uyarlayan ve tüm amaçları bu topraklarda yaşayan insanların mutluluğu olan iki zıt tarafta da olsa bu ülkenin  "entelektüel" gücünü oluşturan insanlardı çünkü onlar bu ülkenin aydınlarıydı ve düşman oldukları düşünülmelerine rağmen 12 Eylül her ikisini de hedef alıp üzerlerinden silindir gibi geçti aslında ne Sovyetler Birliği ne Çin Bağımsız Türkiye ile Türk'e Türk'ten başka başka dost yoktur, size zıt olmaktan çok benzer gelmiyor mu?

Tekrar söylüyorum, solcularla ülkücüler 12 Eylül'de neden aynı yağlı ilmiğe boyunlarını uzattıklarını tekrar düşünmeliler. İdeolojiler değişmez şeyler değil, her ideolojinin doğrusu ve yanlışı var. Her ülke kendine uygun ideolojiyi kendi doğrularını oluşturabilir, en temel özellikleri bu ülkeyi ve insanlarını sevmek olan insanların bir araya gelmesi sanıldığı kadar uzak bir olasılık değil.

Zaten bir kere bir araya geldiler ve bugünkü ekonomik gelişmenin çok önemli bir kısmını o günlere borçluyuz çünkü ülke için siyasi bir intihar gerektiğinde ülke çıkarlarının önüne asla kendi siyasi ikballerini koymadılar, gerekeni yaptılar yok olma pahasına, bu ülkücü-solcu işbirliğinin ülkemize armağanı bir siyasi gelenektir ve bu umarım gelişir.