Beynimizdeki 'evet'

17 Şubat 2017 Cuma  |  SERBEST KÜRSÜ

Derin bir sessizlik ve zifiri karanlıkta, jölemsi bir sıvı içerisinde, dış dünyayla sadece duyularımız aracılığıyla müthiş bir ahenkle çalışan ve halen daha sırrını çözemedimiz bir organımız var; beynimiz!

Enerjimizin % 20'sini harcayan bu organımız aslında öyle çok çalışkan falan da değil, aksine tembel. Kendisine gelen verileri müthiş bir sistem ve hızla değerlendirip, emirleri diğer organlara dağıtır ama bunu yaparken bizim iyiliğimizi ya da kötülüğümüzü düşünmez. Bizler onun umurunda değilizdir çünkü her şey ezberedir.

Durum böyle olunca, beynimizi bir taraftan alıp öbür tarafa savurmak zaman ve sabır meselesidir. 

Yıllar yılı sigara içmiş birinin beyninin "yeter artık, bırak şu zehiri" seviyesine gelmesi için, sigara içildiğinde kendisine gönderilen haz verilerini bir çırpıda silmesi kolay olmuyor elbet. Ancak şok bir olay olacak ki önceki tecrübeleri silsin, bir daha da geri dönmesin.  

İnsan 7'sinde neyse 70'inde de odur lafı da aslında bir şehir efsanesidir. Çünkü karakterimizi belirleyen, gelişmesini 25 yaşına kadar sürdüren beyinlerimiz 25'inden sonra da sürekli kendini yeniler. Dedim ya, beyin tembeldir, tekrara bayılır. Kendi haline bırakırsanız size hep aynı şeyi yaptırır. Bu basit kuralı zamanında çözememiş insanoğlu işin kolayına kaçtığı için de bu sözü uydurmuş ve işin içinden çıkıvermiştir.

Oysa öğrenmenin tek yolu vardır, tekrar etmek! Tezat değil mi? Üzgünüm ama değil. 

Çünkü;

Alışkanlıklar hayat kalitemizi belirleyen beyinlerimizin formatıdır. Eğer bir şeyler yolunda gitmiyorsa bilin ki kendi (beyninizin) aldığınız kararların kalitesizliğinden ve sürekli tekrar etmenizden yani alışkanlıklarınızla beyninize attığınız formatınızdan kaynaklanıyor. Ben bıktım bu hayattan dediğiniz anda ki, dedirten harikulade organınızdır, size tavsiyem, sizi o safhaya getirmiş detaylar için almış olduğunuz kararları tespit edip değiştirmeyi denemeyi düşünmeniz!! Bakın bakalım beyniniz nasıl reaksiyon verecek. Ben söyleyeyim, hemen önünüze "ne gerek var, mümkün değil, her işte bir hayır vardır, neme lazım, eski köye yeni adet, nasip, yazılmışsa olur, boşuna debelenme, şemsiye içerdeyken açılmaz" gibi yüzlerce bahane koyacak. Çünkü, uğraşmak istemeyecek! Haksız da sayılmaz çünkü sen yıllarca çocuğa yüklemişsin bunları, şimdi de kalkmış değiştiriyorum diyorsun! Beyin yer mi bu ucuz numaraları?

Peki bu çekişmede genelde kim galip gelir? Elbette beyin! Her iki seçenekte de üstelik. İşte tezat gibi görünen nokta da budur, beyin kendi kendisiyle mücadele eder.

Bu veciz bilgiler ışığında gelelim milletin seçtiği koca koca insanların cibiliyetsizliği yüzünden metazori olarak önümüze konulan salak saçma referandumda bizden istenen cevapların analizine.

Evet kelimesi beynimizde olumlu duygular oluşturur. Bir soru sorulduğunda evet deyip de kazanacaklarınız hayır deyip de kaybedeceklerinizden her zaman daha cazipmiş gibi algılanır beyinde. Çünkü evet demek onay vermektir, gelen teklifi-fırsatı kabul etmektir. Risk taşır ama beyin o ihtimali geri plana iter çünkü bizler, yani homo sapiensler hayatta kalmak için çözüm üretmek durumundayızdır. Hem de her daim. Bu durumda da haliyle bir imkan hasıl olduğunda geri çevirme riskini beyin almaz. 

İşte zorlama referandumda "hayır"ın karısındaki en büyük rakip budur! Bırakın siz kaç madde var, okuyan var mı, RTE için mi değil mi muhabbetini. Benim yukarıda özetlemeye çalıştığım durumdan bi haber olan en az 50 milyon seçmen var bu ülkede. Bu insanların tamamının beyni de aynı sistemle çalışıyor. Bir soru sorulduğunda hiç düşünmeden verilecek ilk cevap seçeneği evet! 

Hayır denmesi için ise beynin zorlanması lazım. Kim uğraşacak kısa yoldan verip kurtulmak varken...Demeyin!

Çünkü, hayır aslında öylesine sihirli bir kelime ki, bu kelimenin kadrini anlamış beyinler kendilerini şerden tarih boyunca koruyabilmiş. 

Ama gel gelelim, hayır demek bizim kültürümüzde bilgisizlikten duyulan utanç, karşıdakinin kabını kırma, olası bir menfaat fırsatını kaçırma gibi algılandığı için, halkımız hayır derken zorlanır. Ha bir de hayır kelimesi olumsuzluk havası yaratır. 3 kez üst üste hayır diyemez sıradan bir vatandaşımız, soru aynı olsa da...Ama eveti sabaha kadar zikreder durur!

Bu durumda hayır nasıl cazip hale gelir peki?

Aslında sorunun cevabı basit. Beyinlere şok vererek!

Cehape kurmayları bu konunun üzerinde kafa yormalı. Benim naçizane bazı fikrilerim var ancak bu yazı uzadığı için şimdilik kendime saklayacağım. Eğer sağda solda bununla ilgili konuşan eden devlet büyüğümüz olursa ben de topa gireceğim, yoksa aman bana ne diyeceğim. Durduk yerde ne diye beynime zülmedeyim ki?

Kalın sağlıcakla. 

Analizör