Ülkeyi 'hayır' ateşi sarıyor...

22 Şubat 2017 Çarşamba  |  KÖŞE YAZILARI

Anayasa değişikliği ve referandum; özünde, çağdaş Atatürk Cumhuriyeti ile gericiliğin, emperyalizmin projelendirip palazlandırıp iktidar yaptığı siyasal İslam'ın karşı karşıya geldiği bir mücadeledir. Ya çağdaş Atatürk Cumhuriyetine sahip çıkacağız ya da Orta Çağ karanlığına teslim olacağız. 

Kimse kimseyi kandırmasın, anayasa değişikliğini savunanların söyledikleri yan yana getirildiğinde satır aralarında verdikleri mesajlara baktığımızda bunu çok net görüyoruz.

Geçenlerde TV'de bir tartışma programı izlerken AKP MKYK üyesi (adı bende saklı) tarafından söylenen söz oldukça düşündürücü... "Devlet sahibini buldu, şimdi bunu yasal statüye kavuşturuyoruz" mealinde bir cümle sarf etti. Bu ne demektir? Özünde ötekileştirici, bölen, ayrıştıran bir yaklaşımdır ve oldukça tehlikelidir. Bu ülke 80 milyon ise, devlet sahibini buldu ne demek? Devleti ele geçirenler sahibi olduğunu iddia ediyorsa diğerleri hangi konumda!

Yine çeşitli platformlarda mümkün olduğu kadar izlemeye çalıştığım siyasetçi, gazeteci, akademisyenleri dinlerken kurulan cümlelere ve yüklenen anlamlara baktığımda kör bir karanlığın, cahiliye devrinin işaretlerini görüyorum ve bu beni çok endişelendiriyor. O kadar rahat çarpıtma ve anlamsızlaştırma, değerlerin içini boşaltma, kurum ve kuralları-yasaları hafife alma, sonrasında kişiyi öne çıkaran söz ve davranışlar, ne aydın insana ne gazeteciye ne de ülkeyi yönetmeye talip olmuş siyasetçiye yakışıyor. Ama ne yazık ki mevcut durumdan endişelenmemek elde değil.

Bütün bu olumsuzluklara rağmen güzel şeyler de oluyor. Ülkenin her yanından hayır sesleri yükseliyor, bu ses giderek yükselecek ve bunu hiçbir güç engelleyemeyecek.

Ülkenin içinde bulunduğu tehlikeyi gören sağ duyulu vatansever insanlar partili ve siyasi yanını bir kenara bırakıp ülkesine sahip çıkmaya başladı.

Hayır ateşi ülkenin her yanında yanmaya başladı. Bunu gören algılayan evet savunucuları panik halindeler. Akıldan mantıktan uzak söz ve eylemlerini sürdürüyorlar. En iyi bildikleri takiyye, yalan, iftira. Bunlarla bir yere kadar varmak mümkün olsa da sürdürülmesi imkansızdır ve hayır ateşi gerici, yobaz evet savunucularını yakıp geçecektir.

Bu değişiklik nereden çıktı, kimler, kimin için istedi, ülke neden birden bire anayasa krizi içine çekildi? Bu anayasa tepeden inme, dayatma, toplumun tamamını kucaklamayan bir anayasadır. O nedenle hayır.

Bu anayasanın sahibi kim belli değil, kimler nerede hangi ortamda kimlerle istişare ederek hazırlandı, bilen var mı? Ülkede uluslararası düzeyde anayasa hukukçusu, bilim adamı ve hukuk fakülteleri var, hiç birinin görüşü, eleştirisi, bilgisi alınmadan dayatılan ve tek bir amaç hedeflendiği için hayır.

AKP'li 316 milletvekilinin, içeriğini bilmeden, boş kağıda attığı imzalı kağıda sonradan eklenen anayasa. O nedenle hayır.

AKP milletvekilleri partici anlayışla ve hak etmedikleri yere getirilmenin vefa duygusu ile boş kağıda imza atmış ve oy vermiş olabilir. Ama biz milletiz. Biz kimsenin kapı kulu değiliz. Bu vatanın gerçek sahipleriyiz. Bu nedenle hayır.

Konuşulmasını, tartışılmasını istemediler. Halkın gerçekleri öğrenmesine fırsat vermediler. Yangından mal kaçırma mantığı ile hareket ettiler, milleti önemsemediler. Bu nedenle hayır.

Maddeler tek tek incelendiğinde o kadar büyük tehlikeler içeriyor ki, eyalet sistemine geçişin bile kapısını açıyor. Bu nedenle hayır.

Bütün yetkiler tek bir kişide toplanıyor, keyfi yönetimin ip uçları var. Teba olmamak vatandaş kalmak için hayır.

Cumhuriyet kurulmadan önce TBMM oluşturuldu, bu derece önemli. Kurtuluş mücadelesi Meclis ile verildi. Şimdi ise işlevi sorumluluğu adeta sembolik hale getiriliyor. Daha açık ifade etmek gerekirse rejim değişiyor. Bu nedenle hayır.

Egemenliğin padişahtan alınıp Meclise verilmesi Cumhuriyetin özüdür, temelidir. Şimdi ise bunun tam tersi yapılıyor. Bu nedenle hayır.

Hızlı karar almak için bunu yapıyoruz diyorlar, bunlar içi boş süslü sözler. Hızlı olmak doğru olmak anlamına gelmez. Denetim yok, yanlışı görüp düzeltecek kurumlar yok. Bu nedenle hayır.

Emperyalist devletler hedef aldıkları ülkelerde tek muhatap isterler, tek adamı ikna etmek, kontrol etmek kolaydır, bu aynı zamanda o ülkenin kontrolünü amaçlamaktadır. Bu nedenle hayır.

İstikrar diyorlar, kalkınma diyorlar, büyüme diyorlar, güçlü devlet diyorlar, bunların gerçekle alakası yok. Süslenmiş algı oluşturma cümleleri. 15 yıldır iktidar olanlar neyi istedi de yapamadı? Bu nedenle hayır.

Kurtuluş savaşı ve sonrası cumhuriyetle birlikte vatandaş olduk, kulluktan kurtulduk. Vatanımızın tapusu 80 milyonun elinde. Tapumuza sahip çıkalım, kazanılmış haklarımızı kimseye kaptırmayalım. Bu nedenle hayır.

1924 Anayasasında Atatürk'e verilmeyen yetkiler partili bir başkana veriliyor. Cumhurbaşkanı ülkenin temsilcisidir. Partili biri ülkeyi temsil edebilir mi? Bu nedenle hayır.