'Sayın Putin, bıçak kemiğe dayandı'

07 Mart 2017 Salı  |  GÜNLÜK

Rusya'da Türkçe yayın yapan TürkRus.Com sitesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 9-10 Mart'ta Moskova'ya yapacağı ziyaret öncesinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e bir açık mektup yayınlayarak ülkede yaşayan Türklerin sorunlarına çözüm bulunması çağrısında bulundu:

"Değerli Vladimir Vladimiroviç!

Size, çeyrek asırdan uzun süredir Rusya'yı "ikinci vatan" saymış Türk toplumu adına seslenmek istiyoruz.

2000'lerin başından itibaren herkesin imrendiği bir "bahar havası", takdir edilecek bir "işbirliği çizgisi" yakalamış Türkiye-Rusya ilişkileri talihsiz bir uçak kazasıyla derin yara aldı. Dişimiz tırnağımızla elde ettiğimiz pek çok kazanım, muhteviyatı bugün bile tam olarak çözülememiş muhtemel bir provokasyon yüzünden sıfırla çarpıldı. Aklın yerini öfkenin, dostluk söyleminin yerini husumetin, umudun yerini umutsuzluğun, ışıltılı günlerin yerini karanlığın aldığı bir dönemden geçtik. Sonunda geç de olsa makuliyet çizgisinde buluşuldu, gerekli adımlar atıldı ve yaralarımızı sararak yeniden işbirliği çizgisine dönmenin bir yolu bulundu.

Uçak kazasının hasarlarını onarmaya çalışırken, Rusya devletinin Türkiye'ye canını emanet ettiği Ankara Büyükelçisi Sn. Andrey Karlov'un menfur bir terörist saldırıda katledilmesinin büyük acısını, şokunu yaşadık.

Her şeye rağmen sağduyu hakim oldu, Türkiye ve Rusya, bölgesinin iki büyük devleti olarak işbirliği rotasında ilerleme kararlılığından vazgeçmedi.

Suriye krizinden enerji projelerine kadar, önemli pek çok konuda ilerlesek de, gerilediğimiz alanlar da var. İşte bugün bu konularda adım atılması, engellerin kaldırılması isteğiyle size seslenmek istiyoruz.

Uçak krizi sonrası Rusya'nın koyduğu yaptırımların en ağır faturasını, Rusya'da yaşayan Türk toplumunun mensupları ödedi, ödüyor.

Çeyrek asırdır Rusya'nın ekonomik kalkınmasında katkısı olan, yatırım yapan, istihdam yaratan, vergi ödeyen Türk sermayeli Rus şirketlerine fatura kesildi. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının çalışmaları, konulan yasaklarla zorlaştırıldı, hatta imkansız hale getirildi. Çağdaş Rusya'nın iz bırakacak projelerine imza atan inşaat şirketlerimize getirilen çalışma yasağı ağır bir darbe oldu. Pek çok Türk menşeli malın Rusya'ya girmesi, objektif bir neden olmamasına rağmen hala yasaklı. Turistik ziyaretlerde vizesiz rejimi Rusya'nın tek yanlı olarak kaldırması bir yana, bugün özellikle Türk vatandaşlarına iş vizesi alımlarında çıkarılan güçlükler bezdirici noktalara geldi.

Bu ülkede yaşayan, eşleri Rus olan pek çok Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, yaptırımlar ve yasaklar yüzünden işini, yasal ikamet iznini kaybetti. Pek çoğu Türkiye'ye dönmek zorunda kaldı. Bölünmüş aileler sorunu yaşanmaya başlandı. 

Oysa bu sıkıntıları yaşamak zorunda kalan insanların hepsi, Rusya'yı "ikinci vatan" sayan, ekmek yediği, aile kurduğu bu ülkeye derin sevgi, saygı ve bağlılık besleyen insanlardı. Türkiye'de Rusya'nın "gönüllü elçileri" idi. İkili ilişkilerin uzun soluklu olmasının garantisi, çimentosu onlardı. Krizle gelen yaptırımlarda en büyük darbeyi onlar yedi. 

En zor zamanımızda yaptırım kararları ile soluğumuz kesilirken, umudumuz rüzgar yemiş kandil ışığı gibi titreşirken, belki de tek tesellimiz,  tüm bu "orantısız baskılara" rağmen bu ülkede Rus halkından ne yaşadığımız mahallelerde ne de işimizde "sistematik" ters bir tutum görmememiz oldu. 

Aksine, özellikle devlet medya organlarının her türlü suçlamalarına, baskısına maruz kaldığımız dönemde belki münferit olaylar olsa da,  Rusya'da halktan bu süreçte sağduyulu yaklaşım, hatta "Bu da geçer, sabredin" diye destek gördük. 

İşte bu tutum, yıllardır ekilen dostluk tohumlarının heba olmadığını, aksine filizlendiğini, geçici siyasi kırgınlıklar olsa da halklar arasında artık sarsılmaz bir anlayış ortamı olduğunu kanıtladı.

Gelelim bugüne: 

Bu hafta Moskova'da Üst Düzey İşbirliği Konseyi  (ÜDİK) zirvesi için iki ülkenin devlet başkanları buluşacak. Pek çoğumuz için bu zirve, sonuçları itibarı ile "kritik dönemeç" demek. İlişkilerimizin yaşadığı sıkıntılı dönemin bu zirvelerle geride kalmasını, işbirliğinin daha da pekişmesini tüm kalbimizle diliyoruz.

Ancak şu bilinmelidir ki, zaten Rusya'nın ekonomik açıdan genel bir krizden geçtiği dönemde ayakta kalmaya çalışırken, bir de "uçak krizi" yüzünden kesilen faturayı ödemek zorunda kalan Rusya'daki Türk vatandaşlarının dayanma gücü gittikçe azalıyor. 

Pek çok şirket, fert ve aile için bıçağın kemiğe dayanmaktan öte, kemiği delmeye başladığı noktadayız. 

Herkesin umudu, bu haftaki zirvede hiç değilse Türk vatandaşları ve Türk sermayeli Rus şirketleri için konulmuş çalışma yasaklarının tamamen kaldırılması ve "normale" dönülmesidir. 

Eğer bu yolda acil bir adım atılmazsa, bunca yıldır büyük emek verilmiş şirketler, aileler çökmeye, dağılmaya başlayacak.

Mektubun devamını okumak için TIKLAYIN