Referandum çıkmazı...

08 Mart 2017 Çarşamba  |  KÖŞE YAZILARI

İktidar referandumu ölüm kalım meselesine çevirdi. Adeta bir savaş stratejisi izliyor.

Bir iktidar düşünün, yıllardır milli irade der, bu değerin her şeyin üstünde olduğunu vurgular, işine geldiği biçimde sahiplenir, siyasi manevralarında oldukça sık kullanır. Ne yazık ki kendisi gibi düşünmeyenleri ötekileştirerek, dışlayarak aslında milli irade kavramını sadece kendisi gibi düşünenler için kullanıyor.  Bunun ne kadar yanlış ve yaralayıcı olduğunu bilmiyorlar mı, elbet biliyorlar, peki neden yapıyorlar? İktidar hırsı bürümüş, mevcut durumun sürdürülebilmesi için her şeyi yapan bir anlayışla karşı karşıyayız. 

Bu siyaset değil, eveti anlatamayınca hayır diyenleri suçlamak, iftira atmak, terör örgütleri ile yan yana getirmek, referandum sonrası aynı ülkede yaşamaya devam edecek insanlar için bir nifaktır. Ülkeyi yönetenlerin buna hakkı yoktur, 80 milyonu kucaklamayı beceremeyenler sağlıklı bir irade sergileyemez. Bu nedenle hayır.

Karşı cepheyi düşmanlaştırarak maduru oynama ustalığı yıllardır yapılıyor, kısmen başarılı da oldu. Ama artık bu stratejiler bayatladı. Aklı öne çıkarmayan hamasete dayalı siyasete hayır.

Bütün bu olumsuzlukların yanında güzel şeyler de oluyor... 

Birincisi; 'Hayır'lı konvoy Türkiye yollarında. 1 Mart 2017 günü Anıtkabir'de Ata'yı selamladıktan sonra başlayan gezi Kırıkkale-Amasya-Kastamonu-Karabük-Zonguldak-Konya-Burdur-Isparta illerini kapsıyor. Asıl dikkat çeken bu konvoyda yer alanlar, Ergenekon Balyoz davalarında kumpaslarla mesleklerinden edilen, tutuklanan, 3-4 yıl hapis yatırılan askerler. Neden hayır denmesi gerektiğini bilfiil halka anlatmak için yola çıkmışlar, anlatıyorlar, halkla kucaklaşıyorlar, ilgi görüyorlar. Ve bu kumpas maduru insanlar hayır dedikleri için terör örgütleri ile yan yana getiriliyor. Bunun akılla mantıkla izanla izahı mümkün değil. O nedenle tutmadı, tutmaz da.

İkincisi; MHP Genel Başkan Yardımcısı, eski Ülkü Ocakları Başkanı Atilla Kaya'nın partisinin evet tavrına karşı hayır diyeceğini açıklayarak, makam mevki hesabı yapmadan onurluca istifa etmiş olması. Atila Kaya 2015 seçimlerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'a partisine verdiği desteği eleştiren bir mektup kaleme almış, mektup ülkücüler tarafından paylaşım rekorları kırıyor. Esasında mektup dikkatlice okunduğunda, neden hayır dediği çok net. (Meraklılara, mektup internet ortamında mevcut) 

Üçüncüsü; Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı yapmış olan 10 isim, anayasa değişikliği referandumunda 'Hayır' diyeceklerini açıkladı. Ülkü Ocakları eski genel başkanları Atilla Kaya, Müsavat Dervişoğlu, Servet Avcı, Suat Başaran, İrfan Özcan, Ulvi Batu, Azmi Karamahmutoğlu, Hakan Ünser, Alişan Satılmış ve Harun Öztürk basın toplantısı düzenledi. 'Hayır' oyu vereceklerini seçmenlere anlatacaklarını bu nedenle yollara düştüklerini açıkladılar, başarılar diliyorum.

Önümüzde iki yol var, aydınlık ve karanlık. Aydınlık bir ülke için hayır diyorum ve nedenlerini tek tek not düşüyorum.

-Başkanın keyfiyetine göre atanan Bakanlıklar dönemi için hayır.

-Seçen Milli İradeye değil de, atayan başkanına karşı sorumlu bakanlık dönemi başlayacağı için hayır.

-Başkanın tek başına Özerk Bölgeler kurabileceği bir sistem olduğu için hayır.

-Atanacak başkan yardımcılarının ve bakanların nasıl ve neye göre atanacağını bilmediğimiz için hayır.

-Yasama ve yargı tek adama bağlandığı için hayır.

-Anayasa Mahkemesinin 15 üyesinden 12 sini, diğer yargı organlarının neredeyse tamamını Başkan atayacağı için hayır.

-Geleceğimiz olan çocuklarımıza demokrasinin tam olarak yaşandığı, laik bir Türkiye bırakabilmek için hayır.

-Gücün, halkın seçtiği meclisten alınarak tek elde toplanmasına hayır.

"Şimdi "Hayır!" demezsek, bir daha hiç diyemeyebiliriz! 

"Hayır diyenlerin derdi vatan, evet diyenlerin derdi tek adam..."