'Mazlum' Trump!

08 Mart 2017 Çarşamba  |  SERBEST KÜRSÜ

ABD'nin delifişek başkanı Donald Trump, her hafta yeni bir gündem yaratarak  kamuoyunun dikkatini  bir başka yöne çekmeyi başarıyor.

Son olarak, Trump, kendisinden önceki ABD Başkanı Barack Obama'nın, geçen yılki seçim kampanyası sırasında telefonlarını dinlettirdiğini iddia ederek, Kongre'yi bu konuda bir soruşturma açmaya çağırdı.

Hiçbir delil veya dayanak gösterilmeden ortaya atılan bu iddia, hem basında hem de ABD kongresinin her iki meclisinde ciddi olarak sorgulandı ve hala sorgulanıyor. Trump'i  yörüngede tutmaya çalışan ABD Kongresi'nin etkili isimlerinden Senatör John McCain, kamuoyuna yönelik olarak yaptığı açıklamada ABD Başkanı'nın iddiasını deliller göstererek desteklemekle sorumlu olduğunu söyledi.

Kuşkusuz, bu son bombasıyla Trump hem bürokraside hem de Kongre'de bir sürü yeni başağrısına neden oluyor.

Ama duruma birazcık daha uzun bir zaman perspektifinden bakıldığında, Trump'ın bu iddiasının belrili bir davranış modelinin devamı olduğunu görmek mümkün: Popülist ABD başkanı sürekli olarak "mazlum"u oynuyor.

Seçim kampanyası sırasında  önce FBI ve devlet bürokrasisini Hillary Clinton'un adaylığını desteklemekle suçladı, sonra seçim sırasında ve oy sayımında Clinton lehine yolsuzluk yapılacağını iddia ederek seçim sonuçlarını kabul etmeyebileceğini  ilan etti, daha sonra istihbarat servislerinin seçim kampanyası sırasında Rusya yönetimi ile ilişkileri konusunda başını yanlış yönlendirdiğini  öne sürdü, görevi devraldıktan sonra ulusal güvenlik konseyi danışmanlığına atadığı Michael Flynn'in  Rusya'nın Washington büyükelçisiyle yaptığı görüşmeler basına sızınca bu kez FBI'yı gazetelere haber sızdırmakla suçladı.

Ve son olarak da seçim kampanyası sırasında Obama'yı ofisini dinletmekle suçladı.

Trump'ın başkanlık modelini bazı yerleşik  (çoğunlukla liberal) siyasi çıkar gruplarının sistem üzerindeki kontrollerini mümkünse kırmak, olmazsa zayıflatmak çizgisine oturtmayı amaçladığı açık. Bunu becerebilmek için ABD'deki kurulu mekanizmanın en önemli iki direğine dayanmayı da ihmal etmiyor: Wall Street ve ordu. Bilindiği gibi, Trump yönetiminin üst düzeyini  oluşturan bürokrasinin yarıdan fazlası iş dünyasından ve finans ekonomisinden geliyor. Beyaz Saray danışman kadrosundaki general ve albayların sayısı da azımsanacak gibi değil.

Peki, bu iki güç odağının desteğini sağlamışken, Trum neden hala "mazlum"u oynama gereğini duyuyor?

Herhalde dünyadaki tüm popülist politikacılar gibi Trump da, bir siyasi gelenekten gelmediği ve arkasında bir örgütün güvencesini bulamadığı için (Cumhuriyetçi Parti'nin Trump'a sadece ödünç bir destek verdiğini herkes biliyor), sağlam tahtaya bastığına güvenemiyor ve kendisini  iktidara getiren oyların sahibi olan, orta yaş ve üstü, işini kaybetmiş ve bir dala tutunma ihtiyacı içinde olan Anglo Sakson kökenli beyaz Amerikalıların kendisine tutunmaya devam etmelerini sağlamaya çalışıyor.

Ama bu oyunun ne kadar tutacağını kestirmek zor. Piyasalardaki şahlanışa ve ekonomiye egemen olan iyimser havaya karşın, Trump'ın ekonomik politikaları er veya geç ABD'deki orta sınıfın bugüne dek görülmemiş bir biçimde yoksullaşmasına neden olacak.

Trump'ın o zaman kendini mazlum olarak göstermesi çok zor, çünkü o çöküşün mimarı olduğunu gizlemesi mümkün olmayacak.

Cengiz İzmirli (mahlas)