Silsile yoluyla nefret

09 Mart 2017 Perşembe  |  KÖŞE YAZILARI

Kabul etmek gerekir: AKP, zaman zaman hukuk ve ahlak sınırlarını zorlasa da, her daim iktidarda kalmayı ve her seçimi kazanmayı başarıyor. 

Yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklarla mücadele vaadiyle halkın desteğini almışlar; kısmen de başarmışlardı. 

Ama "ustalık" döneminde her şey sarpa sardı. Yaptıklarını yıkmakla kalmayıp Cumhuriyet'in temellerini sarsacak yanlış adımlar attılar. Her geçen gün hatalarına yenilerini ekleyip, memleketi telafisi güç noktalara sürüklediler. 

Bu yüzden artık pozitif şeyler ve nurlu gelecekler vaat etme imkânları kalmadı. 

Kuvvetler ayrılığını ortadan kaldırıp her şeyi bir tek adama bağlamanınsa savunulacak hiçbir yanı yok!

Öyle olunca da, referandum taktiklerini, -sanki engel olan varmış gibi-, PKK ekseninde negatife kaydırdılar: "Türkiye'yi bölüp parçalamak isteyen, üst aklın taşeronu PKK'yı yenilgiye uğratmak için bizi desteklemelisin!"

Aklını duygularına teslim etmiş kimilerinde işe yaradığını teslim etmek gerekir. Ne de olsa, PKK ülkede yaşayanların kahir ekseriyetinin nefretini kazanmış bir örgüttür ve Türkiye'de PKK terörüne şehit vermemiş yerleşim yok gibidir. 

İktidar, varlığından hoşlanmadığı tüm unsurları PKK ile ilişkilendirip örgüte tiksintiyi onlara da bulaştırılmayı ummaktadır. 

"HDP zaten Kürtçüdür, PKK'dan farkı yoktur. Herhangi bir konuda HDP ile aynı düşüncede olanlar da PKK'ya hizmet etmektedir. HDP hayır dediğine göre, hayır diyen her kim varsa ihanet içindedir". 

Sakil formülün hüneri, silsile yoluyla nefret bulaştırmak; her hazzedilmeyeni PKK ile yan yana getirmekten ibaret değildir. 

"Ülkede yolunda gitmeyen her şey, bu hain örgütü kullanan üst akıl yüzündendir. Cemaati tebelleş eden, yolsuzluk ve hırsızlıkları yapan, ekonomiyi krize sokan, dövizi yükselten, IŞİD'i üstümüze salan, iş kazalarını yaratan, Suriye ve Irak'ta işleri bozan da onlardır." 

***

Devlet desteği ve kontrol altındaki medya yardımı, bu taktiği başarıya ulaştırabilir ve belki önümüzdeki referandum ve seçimleri kazandırabilir. 

Ama kurnazca PKK ile ilişkilendirip ülkenin bir yarısının diğer yarısına düşman edilmesi en hafif ifadeyle sorumsuzluktur. Üstelik bunu devletin başına geçmiş ve tüm halkı temsil ettiği varsayılan bir yönetimin yapması bağışlanmaz bir suçtur. Ayrıca, ülkenin beka sorunu olduğu, kurtuluş savaşı verdiği, seferberliğe ihtiyaç gösterdiği söylemleriyle hiç bağdaşmamaktadır. 

***

Garabet, bu politikanın tuzağına en çok da milliyetçi veya ulusalcı geçinen kimilerinin düşmesidir. 

Her şeyden önce "müteselsil nefret", birilerinin ikbali için milli birliğe vurulan ağır bir darbedir. Ülkeyi içeriden bölme ve parçalama operasyonudur.

Her fırsatta ümmetçi olduğunu dile getiren, milliyetçiliği ayakları altına almakla övünenlerin politik milliyetçilik lakırdılarından medet ummak fazlaca saflıktır. 

Kaldı ki, "kör kör parmağım gözüne", ülke daha çözüm süreci gafletinin izlerini bile silebilmiş değildir. PYD ve kuzey Suriye koridoru bu iktidarın yanlış hamlelerinin eseridir. Bağımsız Kürdistan peşindeki Irak Kürdistanı'nın en büyük destekçisi de bu iktidardır.