Vallahi de billahi de 'evet' derim

14 Mart 2017 Salı  |  SERBEST KÜRSÜ

Biri bana referandumda evet demenin Cumhuriyet'i ve Atatürk devrimlerini koruyacağını ve daha da ileri götüreceğini mantıklı bir şekilde anlatabilirse kesinlikle evet diyeceğim. 

Çünkü bugünkü durumumuzdan hiç memnun değilim. 15 yıldır ülkenin başındaki zihniyetin ekonomi, eğitim ve dış politikadaki işlerini hiç beğenmiyorum ve hatta ülkemi uçuruma sürüklediğini görüyorum. 

Dinin nasıl vicdansızca politikaya alet edildiğine tanık oluyorum. 

İnsanlarımızın nasıl bilgisiz ama fikir sahibi olduklarını ve bu durumun git gide kötüleştiğini de görüyorum.

Ümmetçiliğin, sanki zamanı geriye döndürmek mümkünmüş gibi Osmanlıcılığın, talanın, yalanın, istismarın ve kalitesizliğin boyutlarının farkındayım.

Kötü yönetildiğimizi görüyorum. 

100 yıl önce Osmanlı'nın ne durumda olduğunu, bir liderin hangi şartlarda ve imkansızlıklarda neleri başardığını,  ülkenin 1923 1938 arası nasıl mucizevi bir kalkınma yarattığını ve günümüz politikacılarının bu mirası nasıl çar çur ettiklerini, acımadan, utanmadan nasıl bu mucizeyi gerçekleştirenlere iftiralar atarak karaladığını da görüyorum. 

Bunlar beni kahrediyor. 

Sanki çok medeni bir ülkeymişiz gibi orada burada konuşan iktidar üyelerinin bilgisiz ve saçma sapan tavırlarına isyan ediyorum. 

Önümüze zorla konulan bir taslağın anlamsızlığını , içeriğinin olmadığını, amacının ne olduğunu, bu ısrarın sonucunun nereye varacağını da biliyorum. 

Ama yine de istiyorum ki biri çıksın ve desin "evet dersen tüm bunlar bitecek ve ülke zenginleşecek, istihdam artacak, medeniyet seviyemiz dünyayı imrendirecek, Türkiye saygın bir ülke durumuna gelecek, çünkü...." 

Ben ikna olmaya hazırım. 

Ama yok. 

Tüm bu zırvalıklar bir oyun. Amaç, Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet'i yerle bir etmek. Ülkeyi parçalamak ve daha da borçlu hale getirip, Türk'leri bu coğrafyadan dışlamak. "Adamlar"  aslında diyor ki, yahu siz Avrupa'lı değilsiniz, Aryan da değilsiniz, siz Türk diye kendini tanımlayan göçebe, işgalci, asan kesen bir kavimsiniz. Millet bile değilsiniz. Bu topraklara zorla geldiniz, çöktünüz ve biz size geldiğiniz yer neresi ise (Bugünkü Moğol toprakları) oraya geri göndereceğiz. İstemiyoruz sizi burnumuzun dibinde. O topraklarda her daim biz vardık, Helen , İyonya, Ermeniler, Romalılar vardı. Onlar kültürü yeşerttiler siz geldiniz kondunuz. İstanbul bile sizin değil. Sizin olan hiçbir şey yok. Çektirin gidin buralardan diyorlar.
Bir Atatürk çıkmış, nasıl yaptıysa yapmış bir ulus yaratmış, Cumhuriyet gibi size 10 beden büyük bir yönetim şekli yerleştirmiş, siz de kendinizi bizden sanmaya başlamışsınız, diye düşünüyorlar. 

Çünkü bu coğrafya çok değerli. Siz geçicisiniz. Osmanlı'yı nasıl içerideki hainlerle, ödeyemeceği borçlarla esir aldıysak yine aynısını yapacağız diyorlar ve işin sonuna geldiklerini hesaplıyorlar. 

Bizim veciz ve bilerek cahil bırakılmış halkımız ise hayt huytlarla oyalanıyor, gururu okşanıyor. Ata'sına dönüp bakmasına fırsat verilmeden, ümmetçilikle uyuşturuluyor. 

Üç beş tane Kemalist'in de defterini cemaatle şununla bununla düreriz, çabalamayın, bizi de daha fazla uğraştırmayın diyorlar. 

Tüm bunları görmesem, okumasam, vallahi de billahi de ben de evet diyeceğim. Çünkü bu durumdan daha kötüsü esaret! 

Ama olan bitene, yapılan açıklamalara bakıyorum ve diyorum ki tek seçenek var, mevcut sistemi korumak. En azından bunu yaparak kendimize bir şans daha verip, ülkeyi ehil ve bilgili kişilere emanet edip, potansiyelimizi kullanıp yeniden başlayabiliriz. Bu mümkün. 

Bu gerçekleri görmeyenlere lafim yok ama görüp de hala ülkesini salak saçma inatları için feda etmeye hazır olanlarla mücadelem sürecek. 

Memleket yol ayrımında. 

Ya devrimlerine sarılıp doğru yoldan gidecek ya da bir kişi için her şeyini feda edecek. 

Ben etmeyeceğim.  

Analizör