Tanrım, beni yavaşlat...

15 Mart 2017 Çarşamba  |  KÖŞE YAZILARI

Tanrım, beni yavaşlat.

Aklımı sakinleştirerek, kalbimi dinlendir. 

Zamanın sonsuzluğunu göstererek, bu telaşlı hızımı dengele. 

Günün karmaşası içinde bana, sonsuza kadar yaşayacak tepelerin sükûnetini ver. 

Sinirlerim ve kaslarımdaki gerginliği, belliğimde yaşayan akarsuların melodisiyle yıka, götür. 

Uykunun o büyüleyici ve iyileştirici gücünü duymama yardımcı ol. 

Anlık zevkleri yaşayabilme sanatını öğret. 

Bir çiçeğe bakmak için yavaşlamayı, güzel bir köpek ya da kedi okşayabilmek için durmayı, güzel bir kitaptan birkaç satır okumayı, balık avlayabilmeyi, hülyalara dalabilmeyi öğret. 

Her gün bana kaplumbağa ve tavşan masalını hatırlat. 

Hatırlat ki, yarışı her zaman hızlı koşanın bitirmediğini, yaşamda hızı artırmaktan çok daha önemli şeyler olduğunu bileyim. 

Heybetli meşe ağacının dallarından yukarıya doğru bakmamı sağla. 

Bakıp göreyim ki, onun böyle güçlü ve büyük olması, yavaş ve iyi büyümesine bağlıdır. 

Beni yavaşlat Tanrım ve köklerimi yaşam toprağının kalıcı değerlerine doğru göndermeme yardım et. 

Yardım et ki, kaderimin yıldızlarına doğru daha olgun ve daha sağlam olarak yükseleyim. 

Ve hepsinden önemlisi...

Tanrım, bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için cesaret, değiştiremeyeceğim şeyleri kabullenmek için sabır, ikisi arasındaki farkı bilmek için akıl ve beni aşkın körlüğünden ve yalanlarından koruyacak dostlar ver.

Yukarıda okuduğunuz eski bir Hitit duası. M.Ö 2000'lere ait. O kadar eski olmasına rağmen iktidarın bugünkü ruh haline çok uyuyor. Okuyup sakinleşmelerini ve sağduyu diliyorum.

Bu öfke, ötekileştirme, düşman yaratma nedir! Bu yöntemler emperyallerin böl parçala yönet taktiklerinin versiyonlarıdır. Yani üst akıl icatlarıdır!

Devletin bütün imkanlarını evet için seferber edip, hayır diyenleri tehdit ederek sindirmeye çalışıyorsunuz. Her türlü iftirayı fütursuzca saldırı aracı olarak kullanıyorsunuz. 

Hayır diyenlere kapımız kapalı diyecek kadar ileri gidişiniz, 16 Nisan'da hayır çıkarsa nasıl bir durumla karşı karşıya kalacağımızın ipuçlarını veriyor. 

Aksine evet çıkarsa hayır diyenleri nasıl bir gelecek bekliyor şimdiden bunu tehdite varan sözlerle ortaya koymaktan çekinmiyorsunuz. 

Tehdit şantaj her şey var. Bu yaklaşımlar devlet yönetiminden ziyade farklı şeyleri çağrıştırıyor.

Ülkemizde hayır kampanyası yürütenlere karşı çıkarılan zorlukları, engellemeleri, kısıtlamaları, baskıları, tehditleri, karalamaları, terörist yakıştırmalarını görmezden gelip, başka ülkeleri demokrasi ve hukuku ihlal etmekle suçluyorsunuz. Bu tam anlamı ile iki yüzlülüktür. İnandırıcı değilsiniz, samimi değilsiniz.

Devlet böyle kinle, tehditle, iftira ile yönetilmez. Bu nedenledir ki 15 yıldır sürdürdüğünüz iktidar sonrası kendi ifadeniz, ülke 'beka tehlikesi' ile karşı karşıya itirafınızdır. Bir ülke için bundan daha büyük bir tehlike var mıdır! 

Akıl yapılanlardan yaşanılanlardan ders almaktır. Aynı çukura iki defa düşmemektir. Düştüğünüz çukurları saymaya kalksak bu satırlara sığması imkansız, kitap yazmak lazım.

Özel not; Bu gün benim için çok özel ve güzel bir gün. Kızım sağlıklı bir doğum gerçekleştirdi, bir erkek torunum oldu. Büyük Baba oldum, çok sevinçliyim. Kızıma geçmiş olsun derken torunuma hoş geldin bebek diyorum...