Ertuğrul Özkök elitizmi!

15 Mart 2017 Çarşamba  |  MENTOR

Bir Ertuğrul Özkök'ün bugünkü yazısını okuyun, bir de Abdülkadir Selvi'nin dünkü yazısını.(Ne yazdıklarından bağımsız nasıl yazdıkları ile ilgili yorumum)

Özkök'ün yazısı buram buram elitizm kokuyor, okuyan insanın yahu biz adam değilmişiz diye hissetmesine neden olacak, sanki Amerika'da yaşıyor veya Paris'te, bu halkla bağı kopmuş.

Cat Stevens'ın (Yusuf İslam diyememiş, İslam derse kendini küçük düşüreceğini sanıyor herhalde. Cat Stevens kendine Yusuf İslam diyor ama olsun Cat Stevens deyince daha Batılı!) Morning has Broken adlı şarkısının Art Gurfunkel ve Diana Krall ile birlikte söyledikleri yeni versiyonunu tavsiye ediyor.

Buram buram yabancılık kokuyor.

Abdülkadir Selvi'nin yazısını okuyun, kendinizi mahalledeki kahvede Hasan Amca ile sohbet ediyor sanırsınız.

Hangisini seçerseniz? Elbette Aldulkadir Selvi'yi içinde ufak ufak seni aşağılayan bir tarz olan birini niye okuyasınız ki, niye seçesiniz ki...

İngilizce ve Almanca biliyorum, yurt dışında dünyanın en büyük bankalarından birinde çalıştım ama Allah korusun demekten, tahtaya vurmaktan hiç kaçınmadım. İstavroz çıkarmak kadar saygı gören bir davranıştı.

En sevdiğim şey de "Misket" dinlemek hemen hemen her müzik türünü dinliyorum, Rock, Punk, Hard Core Punk, Grunge, Heavy Metal, R&B, Caz vs. ama misket ritminde insanı kavrayan ruhuna sinen ve içinde fırtınalar yaratıp bulunduğun yerden koparıp seni coşkuya götüren bir parça göremedim.

Bunu egom patlak olduğu için yazmıyorum, ülkemizde çağdaşlıkla özentiyi karıştıran ve kendi halkına yabancılaşan Türk aydınını anlatmak için söylüyorum. Çağdaş olmak başka şey başkasının değerlerini kendi değeri imiş gibi kopya etmek ayrı şey. Bilgiyi öğrenmek için illa onlar gibi olman gerekmiyor.

Dün Faruk Süren'in sohbetini okudum aynı saçmalık orada da var, Türkiye'de burjuva yokmuş zengin köylüler varmış, kaşığı doğrudan ağızlarına sokuyorlarmış, yandan değil...

Baştan sona aşağılık duygusu kokuyor...

Hala elle yemek yemeği, eti ekmeğin arasına koymayı ve yemeğin suyuna taze ekmeğimden koca bir parçayı (ama taze olacak!) batırıp ağzımdan yağlar sızarken o koca parçayı ağzıma tıkıştırmaya bayılıyorum. Niye başkası gibi yaşamam gereksin ki, kendim gibi yaşamak çağdaş olmama engel mi? Elle yemek yiyen kitap okuyamaz mı?

Sonuç; Türkiye'nin en büyük sorunu halkına yabancılaşmış aydın ve kendini halkın sahibi sanan elitizimdir. Önümüzdeki referandumu da bundan sonraki bir çok seçimi de AKP kazanır, onları onayladığım falan düşünülmesin, sadece durum tespiti yapıyorum mevcut tercihler içinde halkla içi içe olan tek siyasi alternatif onlar.