Şövalye Abdullah Gül

17 Mart 2017 Cuma  |  KÖŞE YAZILARI

Neredeyse 15 gündür ülkenin sanki başka derdi yokmuş gibi tek gündem Almanya ile başlayan Hollanda ile tırmandırılan siyasi kriz oldu.

Demokrasinin beşikleri olarak gösterilen Şansölye'nin Almanya'sında, Kraliçenin Hollanda'sında ülkemizdeki geçerli kanunlara göre de yasak olmasına rağmen AKP'nin o ülkelerde yaşayan Türk vatandaşlarına devlet olanakları ile yapmak istedikleri "evet" propagandasını sert tedbirlerle engellemesi, düşünce ve düşünceyi açıklama özgürlüğünü savunan, bu özgürlüğün demokrasinin olmazsa olmazı olduğuna inanan bir Türk vatandaşı olarak, beni derinden üzmüştür.

Yaşanan bu olaylara benim gibi derinden üzülen iktidarından muhalefetine neredeyse tüm siyasetçiler bu ülkeleri demokrasiyi içselleştirememekle suçlamışlardır.

Fakat madalyonun bir diğer tarafı var ki, şiddetle kınadığım Almanya'ya, Hollanda'ya aynı zamanda teşekkür de etmeme de neden oluyor.

Bu ülkeler demokratik olmayan, onurumuzu kıran bu tutumuyla, konuşturmadıkları bakanlarımızın şahsında, AKP iktidarına özgürlükler konusundaki çifte standart uygulamalarını hatırlatmaya vesile olmuşsa, kınadığım bu ülkelere sanırım teşekkür etmekte pekte haksız sayılmam!

Şimdi AKP iktidarına sormak lazım,

Sizin iktidar olduğunuz Türkiye'de, barışçıl protesto özgürlüğü var mıdır ki; siz, bu ülkeleri demokrasiyi içişselleştirememekle suçlama hakkını kendinizde buluyorsunuz?

- Siz değil misiniz, Anayasanın kâğıt üzerinde tanıdığı her türlü özgürlüğü fazlasıyla, sınırlarını dahi aşarak kullanan?

- Siz değil misiniz, istediğini yerde, istediği gibi, ulu orta konuşup, düşüncelerinizi beyan edip, ele geçirdiğiniz devlet ve özel televizyonlarında, havuz medyasında istediğiniz gibi konuşan?

- Siz değil misiniz,15 yıldır tek başınıza iktidar olmanıza rağmen her olumsuzlukta muhalefete çatan, yeri geldiğinde hakaret dahi eden?

- Siz değil misiniz, Referandumda hayır oyu kullanacaklarını açıklayan kişileri terörist olmakla suçlayıp hedef gösteren?

-Siz değil misiniz, düşüncelerini açıklayan akademisyenler hakkında soruşturma açtıran ve görevlerine son veren?

-Siz değil misiniz, Size zamanında türlü hakaretler eden ama şimdi kol kola ve ortak olduğunuz Bahçeli'ye muhalefet ettiği ve anayasaya HAYIR diyeceğini açıkladığı için, Meral Akşener'in ,Sinan Oğan'ın,Ümit Özdağ'ın ve diğer MHP'li muhaliflerin düşüncelerini halka açıklamaları için yapacakları toplantılarını sabote eden, muhalif seslerin kısılmasına göz yuman?

 Şimdi Avrupa, sizi susturmaya kalkınca, ülkemizde olmayan demokrasi rüyasından uyanıyorsunuz, gerçeklerle yüz yüze gelerek, düşünce ve düşünceyi açıklama özgürlüğünün ne kadar hayati ve önemli olduğunun farkına ancak varabiliyorsunuz değil mi? 

Bu ülkeleri ben de şiddetle kınarken,  size yönelik bu yasakçı tutum, umarım sizin çifte standart özgürlük anlayışınızda olumlu bir değişikliğe vesile olur.

Hollanda seçimi ve Türkiye!

Açıkçası, Hollanda'da yapılan seçimleri 40 yıl düşünsem merak edeceğimi tahmin edemezdim.

Bu merakıma sebep de, Sayın Cumhurbaşkanı'nın yapmış olduğu bir konuşmada "Hollanda'da yapılan saldırıyı ırkçılık olarak niteleyip, iktidarın büyük ortağı partinin Çarşamba günü yapılan seçimlerde milliyetçi oyları almak adına " bunu yaptığını söylemesinden kaynaklandı.

Dün Türk basınında Hollanda seçimleri ile ilgili yorumlara bakınca bu çirkin saldırının neticesinde "Türkiye'yle kavga yaradı: Hollanda seçimlerinin galibi Rutte" başlıklarını gördüm.

Konu hakkında en iyi bilgiyi alacağımı düşündüğüm ve seçimleri yakından takip eden Hollanda'da Hürriyet, Günaydın, Dünya, Milliyet ve NTV temsilciliğini yapmış olan deneyimli gazeteci Orhan Alpdündar'a bu sonuçları nasıl okumamız gerektiğini sordum.

Sayın Alpdündar, Türkiye basınında çıkanların aksine, bu olayların Mark Rutte başkanlığındaki partiye yaramadığını, oylarının %20 ,milletvekili sayısını da 10 sandalye eksildiğini, bu sebeple "yaralı birincilik" elde ettiğini söyledi.

Darısı,duygusal Türk halkının mazlumdan yana olduğunu çok iyi bilen,bu konuda algı yaparak  kendini zorla mazlum yapmaya çalışıp mağdur olduğunu gösteren, AKP iktidarının başına...

Şövalye Abdullah Gül

Ne zaman Sayın Cumhurbaşkanı "Eyyyy AB ülkeleri..." diye başlayan cümleler kurup o ülkelere meydan okusa bir takım duygusal Türk vatandaşları bu ülkeleri protesto etmek adına önce temsilciliklerinin önünü doldururlar, bayraklarını yakarlar, sonrasında o ülkenin ürünlerini protesto eder.

Sayın Cumhurbaşkanı nedendir bilinmez Hollanda'ya gereken dersi 16 Nisan'dan sonra vereceklerini söylemiş de olsa Hollanda inekleri kesilmeye, kardeş şehir protokolleri tek taraflı fesih edilmeye başlandı bile.

11.Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül'e 2012'de Hollanda ve Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin 400. yılı kutlamaları için gittiği Hollanda' da ülkenin en yüksek nişanı olan "Hollanda Aslanı Büyük Şövalye Nişanı" Kraliçe Beatrix tarafında takdim edildi.

Kraliçe elbette Hayrünnisa Gül'ü de unutmadı, ona da ''Hollanda Kraliyet Büyük Nişanı'' verdi.

Şimdi diyorum ki, madem Hollanda'yı protesto edeceğiz, bu öyle inekleri keserek, o ineklerden alınan sütleri dökerek olmaz.

Hadi bakalım Bay ve Bayan Gül tepkinizi gösterin ve Hollanda devletinin size vermiş olduğu o nişanları Kraliçe'ye iade edin.

Biz de sizlerin bu protesto da ne kadar samimi olduğunuzu görelim!