Ersun Yanal'dan özür diliyorum!

20 Mart 2017 Pazartesi  |  MENTOR

Bugün bir başka Fenerbahçe hikayesi anlatacağım size...

Gazetecilerin önüne çıkıp büyük lider havalarında Fenerbahçe için ölürüm pozlarına girip sonra da Fatih Terim'le top oynayıp, 3 t Temmuz'da Fenerbahçe lincinin bayraktarlığını üstlenmiş Hürriyet'te yazarlık yapmamış biri.

Ben sevgiye inanan biriyim, bu nedenle sıkça annemin şu sözünü hatırlarım, "oğlum gönül bu aka da konar b... da..."  Aslında o güzel Anadolu bilgeliği ile şunu demek istiyordu kimse sevgisinden dolayı eleştirilemez herkes herkesi sevebilir bu bireysel bir tercihtir, kimseyi ilgilendirmez.

Evet, Ersun Yanal'ın sevgisi ve aşkı kimseyi ilgilendirmezdi başka birine aşık olmuştu ve bunda da ciddi idi, bu ciddiyeti evliliğe adım attıkları şu günlerde daha iyi anlıyoruz.

Ama Fenerbahçe yönetimi el attığı her şey gibi  onun da yaşamını mahvetti.

Zaten yolunda gitmeyen bir evliliği vardı, belki eşi de tüm yaşananları biliyor ama henüz ergenliği yaşayan oğulları yeni evlenmiş kızları etkilenmesin diye saklıyorlardı.

Ersun Yanal işine saygı duyan profesyonel ahlakı bir insan, futbolculara teslim olmaz işini istediği gibi yapmasına izin verilmeyen şartlar söz konusu olursa kabullenmez, baş kaldırırdı, bir kaç futbolcunun yönetimin adamıyız tavrına asla boyun eğmezdi.

İstediğini de yaptı, taviz vermedi futbolcuların çalışmak ve performans göstermek dışında, yönetimin adamı olma veya muhbirlik yapma görevleri ile milyon dolarları alamayacaklarını hatırlattı. Ne hatırlatmak nisanda şampiyon yaptı takımı, üstelik kendi seçmediği oyuncularla, kendi seçse ne olurdu gerisini siz düşünün.

Ama çark işlemeye başladı, kolay para kazanmaya alışmış futbolcular biatlarının bedelini istediler, çalışmak veya disiplin istemiyorlardı ve dünyanın en çirkin şeyini yaparak başka birini sevgisi üzerinden vurdular, elbette bunca yıllık biatları sonuçsuz kalmazdı. hep birlikte temiz bir aşkı medyadaki iş birlikçileri ile insanların gözünde escort seviyesine düşürdüler, çalışma ve performans yerine yönetimin adamı ol yan gel yat "tatlı hayat" (Dolce Vita) formülüne geri döndüler.

Bunu sağlamak için feda ettikleri şey bir ailenin onuru idi, ahlak cellatlığı yapmaktan çekinmediler.

Utanmadılar, anneleri, belki de kızları vardı, birbirini seven iki insana ahlaksız damgası vurdular.

Bana göre dünyanın en büyük günahını işlediler. Ersun Yanal'ın aşkına o çamuru atan herkes ister karma deyin ister ilahi adalet bir gün bu yaptığı ahlaksızlığın bedelini ödeyecektir.

Bir anda medyadaki tetikçilerle Ersun Yanal dünyanın en ahlaksız adamı oldu, çocukları ve ailesi toplumda teşhir edildi, çocukları ile ilişkisi bozuldu, oğlunun okulu, kızının evliliği her şey tepe taklak oldu. Büyük acı çekti aile ama Ersun Yanal tazminatını  bile düşünmedi bastı istifayı, yüreğinin Çubuklu sevgisi ile dolu olduğu belliydi onca acıya rağmen Fenerbahçe üzülmesin diye ağzını açmadı.

Hürriyet'e yazar olanların aksine Trabzonspor hocası olmasına rağmen "Mutluluk, Fenerbahçe'de olmaktır" mesajını silmedi ve silecek gibi de görünmüyor. ( Ersun Hoca'nın Trabzonspor Hocası olmasını eleştirmek aptalcadır profesyonel adam elbette çalışacak aç mı kalsın, profesyonelce olmayan ise hala sosyal medya hesabında Fenerbahçe'ye ilişkin mesajları koruyor olmasıdır, Fenerbahçe sevgisini teyit eder) 

Bence Ersun Yanal'a ve sevdiği hanımefendiye yapılanlar büyük bir çirkinlikti hem Fenerbahçe yönetimi hem de medyadaki işbirlikçiler özür dilemeliler.

Çünkü medyaya kötü kadın olarak tanıttıkları hanımefendi ile Ersun Yanal dün nişanlandı.

Namus bedende değil insanın ruhunda oluyor. Ruhun kirlenmişse bedenin asla temiz kalamaz.

Ben şahsen bir Fenerbahçe taraftarı olarak Ersun Yanal ve Didem Ağan hanımefendiden özür diliyorum, Didem Hanım'ın annesinden babasından, ailelerinden, Ersun Yanal'ın oğlundan, kızından, tüm aile bireylerinden, toplumdan herkesten özür diliyorum çünkü  bu çirkinliği yaşatanların en büyük silahı bir erkeği seven ve bunun için her riski alan kadınlara peşinen "o..." damagası vuran ön yargımızdır. Ben Fenerbahçeli olarak tüm kadınlardan özür diliyorum, böyle bir hikayenin içinde Fenerbahçe böyle çirkin geçmemeliydi.

Fenerbahçe'de yaşanan hikayenin medyaya yansıyan daha doğrusu senaryolaştırılarak yansıtılan kısmı peki içeride kim bilir bilmediğimiz başka neler oluyordur.

- Kjaer, bana bak sen çok havalara girdin, biz burada Alex'i Ersun Yanal'ı yedik ayağını denk al.

- Ulan Ozan sen kendini bi halt mı sanıyorsun senin gibi neleri geldi geçti.

- Bana bakın ayağınızı denk alın ben burada yönetimin adamıyım ben ne dersem o olur.

- Hocaya, sabah 8.00 antrenman koymuşsun ben yönetimle konuştum uygun değilmiş onu 12.00'ye alsın dediler.

Bir insanın sevdiği kadına çekinmeden kötü kadın damgası vurulan bir ortamda futbolcuların bunlara ve hatta daha fazlasına maruz kalmadığını düşünmek aptalca olur.

Daha da aptalcası bu futbolcuların çıkıp sahaya yapabilecekleri her şeyi yapmalarını beklemektir. Onlar futbol oynamak için sahaya çıkmıyorlar, Çubuklu için sahaya çıkmıyorlar, bir kontratları var ve onun mecburiyeti nedeniyle sahaya çıkıp paralarını alıyorlar ve sözleşmeleri  bitince de arkalarını bakmadan kaçacaklar.

Böyle bir ortamda futbolcu ve hoca suçlamak büyük bir cehalet, Fenerbahçe Futbol Takımının eksikleri olabilir ama bu takıma Fenerbahçe taraftar desteği ile Başakşehir forması giydirin en yakın rakibine 10 puan fark atar.

Fenerbahçe'nin sorunu belli, çözümü de gerisi ise sadece cahilliktir.

Not; Bir gün Ersun Yanal Fenerbahçe'ye tekrar hoca olarak dönmeli biz de parçası olduğumuz bu çirkinlik için kendisinden özür dileme fırsatı bulmalıyız. Bir kadının onurunu ayaklar altına alan davranışlardan dolayı ise Sayın İrem Ağan hanımefendi ve ailesinden nasıl özür dileriz bilemem, dilesek de affedeceklerini sanmam, onlar bu günahı işleyenleri çoktan Allah'ın adaletine havale etmişlerdir bile...