Bugünün dünü

23 Mart 2017 Perşembe  |  KÖŞE YAZILARI

Kıbrıs adasında Rumların Yunanistan'a bağlanma (enosis) istekleri, adanın İngilizlere kiralanmasından öncelere, hatta daha Yunanistan devletinin kurulmadığı zamanlara kadar dayanır. Bu konuda, Etniki Eteriya derneği ve Filiki Eteriya'nın faaliyetleri örnek gösterilebilir.

Makarios'un,1950'lerde yaptığı Atina gezisinde Grivas ile buluşması, tanışıp anlaşması, Kıbrıs adasının Yunanistan'a bağlanması isteklerinin uluslararası alana taşınmasının ilk adımıdır.

Makarios, Grivas birlikteliği ile yeni bir boyuta taşınan enosis istemleri için 1954 yılında Yunanistan'ın, Kıbrıs sorununu 'self determinasyon ' talebi ile BM genel kuruluna taşıması, Türkiye hükümetlerinin, Kıbrıs Türklerinin de ısrarlı talepleri ile 'adayı bizden kiralayan ve sonra da işgal eden ve Lozan Anlaşması ile işgalini kabul ettiğimiz İngiltere bir gün adayı terk ederse bize bırakacaktır' pasif anlayışını terk etmesi ve bir yandan kendi stratejik hedefleri, diğer yandan da Kıbrıs Türklerinin enosis karşıtı mücadelesi ile yeni ve nispeten aktif bir Kıbrıs siyasetinin başlamasına yol açar...

1954 yılındaki BM genel kurulundan, Kıbrıs Türkleri ve Türkiye'nin etkili siyaseti ile beklediği sonucu alamayan Yunanistan ve Rumlar, kısa bir süre sonra EOKA ile silahlı mücadeleye başlar ( 954 BM genel kuruluna Ahmet Midhat Berberoğlu ve Müftü Dana Efendinin de aralarında bulunduğu 4 kişilik bir heyeti göndermişti Kıbrıs Türkleri)

Bu arada, Türkiye iç siyasetinde de ABD bağımlılığı giderek artmakta ve NATO'nun Gladio örgütlenmesi, Adnan Menderes, Celal Bayar hükümeti eli ile uygulanmaya konulmaktaydı.

BM genel kurulunda uğradığı başarısızlık bir yana. Yunanistanın enosis siyasetinin önünde artık daha aktif bir Türk siyaseti vardı. Ancak, İngiltere, Yunanistan'a enosis için defalarca söz vermişti ve bu sözün tutulması için artık daha ince manevralara gerek vardı. İngiltere, bu manevraların (muhtariyet gibi) peşinde koşarken Yunanistan, bir an önce sonuca ulaşmak istiyordu.

Bu bağlamda İngiltere, Türkiye ve Yunanistan'ı Londra'ya konferansa davet etti Kıbrıs sorunuu çözebilmek için.

İngiltere'nin planı Kıbrıs'a muhtariyet vererek adanın Yunanistan self determinasyon yolu ile bağlanmasına karşı Türkiye'nin tepkisini ve Kıbrıs Türklerinin karşı çıkmasını en aza indirmekti.

Londra konferansında, Kıbrıs sorununu kendi iktidarı döneminde ciddiyetle ele almayan Adnan Menderes, konferansta zor durumda kalıyordu, hazırlıksızdı çünkü.

Bir dış politika hezimetine doğru yol alan Menderes, zaman kazanabilmek ve kendi kamuoyu önünde küçük düşmemek için Londra'dan Ankara'ya mesaj gönderir ve kamuoyunu Kıbrıs için Yunanistan'a karşı harekete geçirin der.

Dış politikada öncelik Kıbrıs'tadır fakat iç politikada da işler iyi gitmemektedir. Menderes hükümeti içte ve dışta sıkışmış zor durumdan kurtulmanın yollarını ararken Kıbrıs konusunda hassasiyeti artan kamuoyu onun imdadına yetişecek gibidir.

Nitekim Menderes, Londra' dan Ankara'ya gönderdiği mesajda, kamuoyunu harekete geçirin der.

Gladio'nun kurucusu olan Demokrat Parti ileri gelenleri,  bir MİT ajanı olan Oktay Engin (sonradan Nevşehir Valisi olmuştur) eli ile Selanik'te bulunan Atatürk'ün doğduğu eve bomba koydurmuştur (bu sonradan açıklanmıştır ) ve Demokrat Partili olduğu bilinen İstanbul Express gazetesi de, Yunanlılar Atatürk'ün evine bomba koydular manşeti ile bir kaç baskı yaparak ve  bedava dağıtılarak halk galeyana getirilmiştir. 

Bu bağlamda merkezi İstanbul'da bulunan ''Kıbrıs Türktür'' Derneği de kullanılmış ve halk 6 eylül günü için hazırlanmıştır.

Yine de halk Menderes'in ve ekibinin tuzağına tam olarak düşmemiş ve fakat o yıllarda İstanbul ticaretinde yabancılardan geride olan Koç gibi iş adamlarının işcileri kamyonlarla ötobüslerle istanbula taşınmış ve yağma gerçekleştirilmiştir ( bu konuda Aydın Boysan'ın hatıraları Koç'un Tuzla şantiyelerinde çalışan işçilerin tamamının bu yağmaya katıldığını tatlı tatlı anlatır. Olaydan Boysan haberdar değildir ve fakat olayın gecesinde gündüz ortalıkta görünmeyen işcilerin gece yarısı ganimetlerle Tuzla'ya şantiyeye gelmeleri üzerine haberi olur )

Menderes'in bu tezgah, iddia edilenlerin aksine, askerlerin sağduyulu tavrı ile olabilecek en az zararla atlarılır. Olaylar hakkında önceden bilgi sahibi olan Genelkurmay Başkanı'nın emirlerine rağmen, olay yerinde görevli komutan (binbaşı) emirleri dinlemez ve ateş açmayı reddederek ve yağmayı durdurmaya çalışarak sağduyulu davranır.

Yine de olay bir kara lekedir fakat DP tarafından taşınmış kalabalıkların işidir, İstanbul halkı olabildiğince sağduyulu davranmıştır 

Olaylar iki gün sürüp yatıştıktan sonra, komünistlerin üstüne yıkılmış ve aralarında Aziz Nesin, Hasan İzzettin Dinamo, Nihat Sargın, Kemal Tahir gibi komünistler, tutuklanmış ve hapse atılmıştır.

Böylece DP hem kendini destekleyen Türk işadamlarının yabancı malları üzerine oturmasına hem de komünistlere karşı yeni bir nefret kampanyasının başlamasına çanak tutmuştur