Filistin yok artık!

02 Nisan 2017 Pazar  |  SERBEST KÜRSÜ

Geçen gün masamda oturmuş rutin işlerimi yapıyorum, telefon çaldı. İki Filistinli müşteri şirkete gelmiş, ilgilenebilir miymişim? "Filistin" sözünü duyduğum anda merdivenlerden koşarak inmeye başlamıştım bile.  İşle ilgili kısmı hızlı hızlı tamamladıktan sonra merakla sormaya başladım Filistin'de hayat nasıl diye?

- Çok güzel.

- Nasıl çok güzel? Savaş yok mu?

- Savaş Gazze'de. Filistin'de lüks bir yaşam var.

- Lüks yaşam? Parayı nereden buluyorsunuz?

- Filistin bereketli!

Bizim Filistinli misafir telefonunu çıkartıp evinin, misafirhanesinin fotoğraflarını göstermeye başladı. Filistin'de misafirler evde ağırlanırmış. O yüzden oteller pek iş yapmazmış. Sonra 4x4 Off -Road videoları çıktı ortaya... Fotoğrafları, videoları gördüm görmesine de, yine de pek tatmin olamadım Filistin'in bereketine. Onlar da birçok vatansever gibi memleketlerini övüyorlar işte... Sorularıma devam ettim. 

- İyi de, gökten dolar yağmıyor ya? Geçim kaynağınız ne? Petrol mü var?

- Petrol çok var ama bizim çıkarmaya iznimiz yok; İsrail çıkartıyor.

- Anlayamadım, sizin kendi topraklarınızda petrol çıkarmaya izniniz mi yok? Çıkartacak, tesis kuracak paranız mı yok?

- İznimiz yok. Topraktan değil denizden doğal gaz çıkartıyor İsrail.

- O yüzden mi bu savaşın sebebi? 

- Yok, toprak için.

- Peki, gelebilir miyiz Filistin'e? 

- Gelebilirsiniz tabii. Türkler çok sevilir bizim orada. Güvenlik problemi de yok. Tek sıkıntı Gazze'de. Orada savaş var. Hala mücadele ediyorlar. Tüm sınırlar tutulmuş durumda, içeri hiç bir şeyin geçmesine izin verilmiyor.

- Nasıl geliriz Filistin'e? Havaalanı filan var mı?

- Havaalanı yok. İsrail'e gelmeniz gerekiyor önce. Oradan arabayla geçeceksiniz. Biz alırız sizi.

- Vize var mı Filistin'e?

- İsrail vizesi alacaksınız.

- İsrail üzerinden geleceğimiz için İsrail vizesini alacağımızı anladım da, sizin ülkeye girebilmek için ayrıca vize almak gerekmiyor mu?

- Filistin için sadece İsrail vizesi alıyorsunuz. Ürdün üzerinden gelseniz de İsrail vizesi alıyorsunuz...

- O zaman Filistin diye bir şey kalmadı mı yani? Siz İsrail mi oldunuz? 

- Öyle oldu. Yerleşmeye de başladılar bazı bölgelere...

Gerçekten de Batı Şeria bölgesine yüz binlerce Yahudi çoktan yerleşmiş bile.

- Niye bu kadar çabuk pes ettiniz?

- Bütün dünya, bütün komşular bize karşıyken ne yapabilirdik ki? Mısır, İsrail'den beter davrandı bize. 

- Bu durumda bir tek Gazze kaldı Filistin niyetine öyle mi?

- Öyle, çok kötü durumdalar. Ne tarım yapabiliyorlar, ne balıkçılık; açlıktan ölüyorlar. 

Sessizlik....

Bilmiyordum... İsterseniz yumurta ya da çürük domates atın bana ama ben Filistin diye bir ülke hala var zannediyordum. Daha birkaç gün önce Merkel  "İsrail ve Filistin 'devlet' i anlaşmalı" diye açıklama yapmamış mıydı? Sinirim bozuldu. Hemen Google map'e girdim ve yok gerçekten de. Google map'te "Palestine" yani, Filistin yok, tarih olmuş. Benim ülke diye bildiğim Filistin sadece bölge olarak, "Batı Şeria" olarak duruyor haritada.

Nerede Merkel'in bahsettiği Filistin devleti? Uyutuyorlar herkesi...

Benzer bir şoku yaklaşık 10-15 yıl önce ilk İsrail'e gittiğimde de yaşamıştım. Oraya gittiğimde başkentin "Tel Aviv" olduğunu sanıyordum.

Türkiye'de öyle biliyorduk. Adamlar başkent "Kudüs" diye tutturmuşlardı. Aralık ayında İsrail izlenimlerimi Medya Günlüğü için kaleme alırken yine Google'a sorasım geldi İsrail'in başkentini, enter'a basınca kocaman "Kudüs" çıktı karşıma. Derin bir iç çektim. Türkiye tanısa ne yazar, tanımasa ne yazar? Bütün dünya Kudüs'ü başkent kabul ettikten sonra... Şimdi Amerikan Büyükelçiliğinin Kudüs'e taşınması konuşuluyor. Onu da taşısınlar tam olsun!

Filler tepişir çimenler ezilir. Devler çoktan aralarında karar vermiş zaten kim nereye yerleşecek, kim neredeki petrolü çıkaracak? Petrolün çıkıp da huzur getirdiği bir toprak var mı acaba? Irak, İran, Afganistan, Rusya, Filistin...Ve elim titreyerek yazıyorum ama bizim Güney Doğu Anadolu Bölgemiz: Batman, Diyarbakır, Mardin, Şanlıurfa...

Ne petrolmüş kardeşim! Vazgeçelim, kullanmayalım araba filan, uçağa da binmeyelim. Sobada odun yakar ısınırız, ne var ki? Hem çevresinde aileyi de bir araya toplamış oluruz hem de üzerinde kestane pişiririz. Tadından geçilmez valla, fena mı olur?  Araba, uçak filan kullanılmayınca asfalta da gerek yok. Bu ne ya!? Ne vardı mis gibi kömürü bıraktık? Dönelim kömüre, lafı mı olur hava kirliliğinin? Bakın Çin'e mis gibi maske takıp yaşıyor insanlar, yeter ki ölmesin milyonlar! 

Sevgiyle kalın,

Buket Nişel