Küresel vicdan öldü

08 Nisan 2017 Cumartesi  |  SERBEST KÜRSÜ

Her gün uyandığımda, acı bir haber ya da günü birlik hep yeni acılar, biten hikayeler, hüzünler, insan ölümlerinin rakamlarla ifade edildiği savaş kurbanı insanlar...

Herkesin herkesle savaştığı acılar doğuran ölümlere şahit oluyoruz. İnsan adı verilen memelinin işlevi, işleyişi konusunda ruh çözümlemesi yaptığım zaman varlığıyla milyonlarca insana, canlıya verdiği zararı görüyorum. Hastalıklı ruh hali mi, yoksa kalıtım bozuklukları mı yaşıyor bilemiyorum. Ama kesin olan şu ki, benliğinin, bilincinin derinliklerinde yozlaşma almış başını gidiyor.

İnsan olarak büyük yanılgılar, olumsuz değişimler içindeyiz. Toplumsal, insani değerlerin niteliğini düşünemeyen insanlar kendi öz değerini kaybetti. Bizi var eden her şeyi bu yüz yılda kaybetmeye, yitirmeye başladık. Geleceğin dünyası, bütün dünyanın insanlarına bağlıdır. Dünya bugün bölünmüş ve hatta parçalanmış durumda. Dünya karışıklıklara, haksızlıklara, ciddi çatışmalara sahne oluyor. Burada birbirlerine saygılı olmayan kültürler, dinler, görüşler ve ırklar var.

Peki bunlar niçin?

İnsanların birbirlerinin birbirlerine benzemeyen yönlerini kabul etmemeleridir neden. Hangi görüşe, ideolojiye bakarsak bakalım teoride tüm insanları eşit özgürlükçü görüyorlar ama pratikte asla uygulamıyorlar. Oysa, bizlerin birbirimize verebileceğimiz veya birbirimizden alabileceğimiz bir sürü değer var.

İnsanları, insanlara egemen kılmakla sorunlar daha da büyüdü. Para, servet ve güç hastalığı dengesizlikleri doğurdu. Zenginliğin, kalkınmanın kuvvetin en önemli gücü insanın yararına dokunacak olan insan ve beyin gücüdür.

Özgür bir dünyada değiliz. Özgürlük düşünme, tartışma, iyiyi, doğruyu, güzeli canlılara yararı olabilecek şekilde ifade edebilmektir. İnsanlar arasında nesiller arasında farklılıklar olabilir. Ama dünya öyle bir noktaya geldi ki, açlık, sefalet, ırkçılık, haksızlık, savaşlar bugün dramatik senaryolara ortam hazırlamakta. Ben kaderci (fatalist) yazgıya inanıyorum, ümitsizliğe düşmek istemiyorum .Ama insanın birşeyleri değiştirebilecek disipline, donanıma sahip olduğuna inanıyorum.

Bizler yarının dünyasından sorumluyuz. Duyduğumuz, yaşadığımız güçlükleri aşmayı, savaşları barışa çevirebilmeyi ancak insanı sorumluluklarımızı yerine getirerek başarabiliriz. Adaleti ve barışı sevgiye dayalı, bir uygarlığı ön yargıları, korkuları yok ederek başarabiliriz.

Toplumun ahlâki değerlerinin içselleştirilmesi, temel olarak bireyin vicdanını oluşturur. Eğer kabul gören davranışları bugün yaşamıyorsak, suçluluk hissetmiyorsak, doğru yerde doğru davranışları sergileyemiyor isek küresel vicdanın olmadığı bir  toplum meydana gelir

Aristoteles'in dediği gibi "İradene hakim fakat vicdanına esir ol... " Vicdan, ruhumuzun, bedenimizin bir özelliği olduğu gibi sorumluluk yüklemekte.

Hayatı sorgulayan içinde merhamet, vicdan barındıran insanlar, toplumlar olarak mücadele etmeliyiz. O zaman küresel vicdan sahibi olabiliriz.

Erdal Çolak