Suriye Trump için fırsat mı, bataklık mı?

08 Nisan 2017 Cumartesi  |  SERBEST KÜRSÜ

ABD Başkanı Donald Trump'ın Suriye'ye füze saldırısı düzenleme kararı, Washington'un Suriye politikasında köklü bir dönüşümün simgesi mi, yoksa bir kerelik bir güç gösterisi mi?

Bu sorunun yanıtını Washington'daki  iç siyasi çekişme ortamının gerilimleri ve ABD'nin küresel gelişmelere ilişkin olarak belirleme çabası içinde olduğu  dış politikanın izdüşümünde bir noktada aramak gerekiyor.

Bu gelişmeleri  belirli başlıklarla sıralarsak:

1) Trump'ın iç politika çıkmazı: ABD Başkanı sağlık sigortası yasa tasarısının başarısızlığa uğramasıyla önemli ölçüde prestij kaybına uğradı. Seçim kampyası sırasında göreve geldiğinde ilk olarak halledeceğini vaad ettiği sorunla ilgili sınavda çakması, işadamı başkanın öteki sorunlarda ne kadar iş bitirici olabileceği konusunda ciddi soru işaretleri yarattı. Suriye'ye füze saldırısı kararı Trump hakkındaki kuşkuları giderebilecek mi?

2) Suriye'ye füze saldırısı düzenlenmeden sadece bir kaç gün önce, Trump, Ulusal Güvenlik Konseyi'ndeki sağ kolu Steve Bannon'u, Konsey'deki görevinden uzaklaştırmak zorunda kaldı, ayrıca Konsey'deki askeri temsilin rütbesi ve boyutu arttı. Göründüğü kadarıyla ABD'nin derin devleti yavaş yavaş, işadamlığından gelen Trump'ı siyasetçi çizgisine çekmeye başlıyor.  Suriye'ye yapılan füze saldırısının Ulusal Güvenlik Konseyi'ndeki bu yeni değişiklikle tamamen ilgisiz olduğunu söylemek zor.

3) Suriye'ye yapılan saldırıda füzeler rampalarından fırlatıldığı sırada,Trump, konuk ettiği Çin devlet başkanı Xi Jinping'le Florida'daki malikanesinde mükellef bir akşam yemeği yiyordu. Protokol ve görüntüye büyük önem veren Çin diplomatik geleneği açısından, bu saldırının Xi'nin resmi ziyarette bulunduğu sırada düzenlenmesi, pek olumlu bir şekilde algılanacak bir tavır olarak görülmeyecek. İki ülke arasında, Güney Çin Denizi'ndeki  dünya deniz taşımacılığının önemli bir bölümünün  geçtiği şu yollarının kontrolü için derinden süregiden çekişmenin tırmanma eğilimi gösterdiği bir sırada, bu saldırı Çin'e bir gözdağı olarak düşünülmüş olabilir mi?

4) Saldırıdan sonra, Rusya beklenebileceği gibi esti üfürdü, uluslararası hukuktan dem vurdu vs. Ama saldırıdan önce Pentagon'un Rus genelkurmayını  uyarıp bölgedeki Rus askeri varlığını hedef almadığını vurguladığı biliniyor. Yani Putin saldırdan tamamen habersiz değildi.

Reelpolitik açısından bakıldığında, Putin'in, Trump'ın bir gövde gösterisiyle Washington siyaset çevrelerinden puan toplama çabasını anlayışla karşıladığını söylemek çok yanlış olmaz. Putin muhtemelen ABD derin devletinin Trump'ı çekmeye çalıştığı çizgide, daha köklü bir Rusya düşmanlığı stratejisinin bulunduğunu görüyor ve Trump'ın bu çizgiye uzak durmayı ne kadar başarırsa, kendisinin o derece rahat olacağını tahmin ediyor.

a. Burada büyükçe bir parantez açıp ilginç bir duruma işaret etmekte yarar var: ABD Başkanı göreve geldiğinden beri eline geçen her fırsatta, seçim kampanyası sırasında Rusya ile olan ilişkisini irdelemeye yönelik araştırma ve soruturmaları engellemeye veya yörüngesinden saptırmaya çalışıyor. ABD Kongresi'ndeki Demokrat Partililer bu çabanın farkında ve bu konudaki esrar perdesi ortadan kalkmadan Trump'ın rahat bırakılmayacağını ısrarla vurguluyorlar.  Hatırlanacak olursa eski bir İngiliz casusu olan Christopher Steele, 2016 Başkanlık seçimi kampanyası sırasında Trump'ın Rusya ile ilişkileri hakkında hazırladığı kapsamlı bir raporu FBI'ya iletmiş, ancak dosya seçimden hemen sonra hasıraltı edilmişti. CIA'den emekli eski sitihbaratçılar, FBI'ın aslında dosyadaki bilgileri gereği gibi değerlendiremediklerini ileri sürerek Trump'ın ucuz kurtulduğunu söylemişlerdi. Bu dosyada neler olduğu hala tam olarak bilinmiyor. Belki Steele önümüzdeki günlerde ABD Senato istihbarat komitesine ifade verirse, bu dosya hakkında daha çok bilgi edinmek mümkün olabilir. Putin'in elinde, Trump'ın bir Moskova otelinde yaptığı seks aleminin kasedinin olduğu iddiaları bir süre konuşuldu ama çabuk unutuldu. Niteliği ne olursa olsun, yaygın kanı Putin'in elinde Trump'İ ciddi şekilde yıpratacak, hatta belki mahvedebilecek bir koz olduğu ve zamana oynamayı çok iyi bilen Putin'in, bu kozunu ancak gerektiğinde kullanmak üzere saklıyor olduğu.

5) Füze saldırısının ABD'nin Ortadoğu politikasında ciddi bir dönüşümün başlangıcı olup olmadığı sorusu, göründüğü kadarıyla Washington'daki iç siyasi çekişmelerin gölgesinde yanıtlanabilecek. ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson'un, Suriye'nin geleceğini bu ülkenin halkının belirleyeceği söyleminden iki gün içinde çarkedip Beşar Esad'ın ülkenin geleceğinde söz sahibi olamayacağını söyleme noktasına gelmesi, perde arkasında ciddi kavgaların devam etmekte olduğunu gösteriyor. Trump yönetiminin Suriye'ye  müdahalesini tırmandırması, öncelikle Rusya ile doğrudan çatışma olasılığı olmak üzere, İran ve Türkiye'yi de askeri eylem zeminine çekeceği  için çok tehlikeli gelişmelere yol açma potansiyeline sahip.

Bütün bu etkenlerin dışında,  bir not olarak düşülmesi gereken bir konu daha var: Amerikan (ve dünya) eknomisi patlamaya hazır bir balon durumunda. Küresel borç 200 trilyon doları aşmış bulunuyor. ABD'nin borcu Obama'nın göreve geldiği 2008 yılında 8 trilyon dolarken, bugün 20 trilyon dolara ulaşmış durumda. ABD Merkez Bankası  faizleri artırmaya devam ederse bu kadar büyük borcun faizinin nasıl ödeneceğini kimse kestiremiyor.

ABD'deki "işbilir" çevrelerin,  ülkenin kuruluşundan bu yana kulaklarına küpe ettikleri felsefe der ki:

"War iş good for business- business is good for America."  (Savaş işlerin açılması için, işlerin açılması da Amerika için iyidir.)

Seçimi kazanmak için vaad ettiği trilyon dolarlık alt yapı yatırımları için pararyi nereden bulacağına hala karar verememiş olan, Kongre'deki kendi partisinin yasa koyucularıyla anlaşma sağlayamayan, kamuoyundaki desteği bir türlü yüzde 50'yi yakalayamayan bir Trump, acaba gözünü karartıp Ortadoğu'da  köklü sınır değişiklikleriyle sonuçlanacak ve muhtemelen sadece Rusya'yla değil, Çin'le de basını derde sokacak bir askeri çatışmaya girer mi?

Başka bir deyişle, görev yeminini ettiği andan beri başkan olarak gücünü dirhem dirhem yitirdiği için artık derin devletin manipülasyonuna gittikçe daha fazla boyun eğen Trump, oradan alacağı talimatlara direnebilecek mi?

Cengiz İzmirli (mahlas)