Gelecek Beşiktaş'la Trabzon'un

10 Nisan 2017 Pazartesi  |  MENTOR

Çok uzun zamandır rakip takımların maçlarını seyretmiyorum hafta sonu fazla yapacak bir şey yoktu, açıkcası Beşiktaş ve Trabzonspor'u da merak ediyordum.

İyi ki seyretmişim uzun süredir güzel futbol görmemiştim. Her iki takım da kaliteli oyunculardan kurulu ve oyun zekaları çok yüksek, çok güzel bir maç oldu. Ancak sonuca bakıp yanılmamak lazım maçı Beşiktaş domine etti, çok üstün oynadılar Siyah Beyazlı takımın hemen her atağı gol tehlikesi oluyor pres, doğru pas seçimi ve dikine oynayan sürekli golü düşünen ortak bir amaca inanmış bir oyuncu topluluğu. Ancak çok rahat kazanmaları gereken bir maçı neredeyse hakemin sempatisi olmasa kazanamayacaklardı çünkü çok ciddi savunma zaafları var, bu nedenle bütün önemli maçlarda zorlanıyorlar. Savunmada pozisyon alma becerileri çok kötü, yedikleri goller de rakip oyuncuların becerisiyle birlikte savunma kurgusunun zaafından da kaynaklandı ikisi ceza sahası dışından biri ise duran top.

Trabzonspor'u da beğendim elbette, futbolu unutan bir camianın uzun bir yıkım döneminden sonra ayağa kalkmasını sağlayan bir takımları var, henüz eksikleri var ama bir arada oynamaya devam ettikçe bir Ersun Yanal takımı olacakları açık, çok hızlı hücuma çıkıyorlar, çabuk pozisyon buluyorlar ama henüz hücum pres tam anlamıyla yerleşmemiş çünkü hücum pres sadece bir kişiyle yapılan bir şey değil takım olmakla ilgili. Siz pres yaparken arkadaşınız da doğru yerde olup pas açılarını kapatacak. Biraz daha zamana ihtiyaçları var ama görüntü ışığın ötesinde, Trabzonspor için güneş görünmüş diyebiliriz.

Ancak çok önemli bir sorunları var: Kalecileri, çok kötü, sadece kalede duruyor sonuca etkisi yok, hatta negatif yönde var, hiçbir topa çıkmıyor, zamanlaması ve sezgisi berbat ama aynı Fenerbahçe kalecisi gibi sırtını futbol dışı argümanlara dayayarak kalede kalmayı başarıyor. Eğer Trabzonspor bu taraftar goygoyuna izin verirse kendi başarısını kendisi engellemiş olur. 

Önümüzdeki 5-6 yıl ligi bu iki takımın rekabeti belirleyecektir. Fenerbahçe ve Galatasaray hem parasızlık hem de yönetim sorunları ile boğuşurken Beşiktaş seneye 150 milyon TL. daha Şampiyonlar Ligi ödül parası alacak ve FFP kıskacından çıkacak.

Beşiktaş'ın tek sorunu, tüm bu başarıya rağmen özellikle başkan ve hocalarının başarıyı hazmetme konusunda sorun yaşıyor olmaları, herkese ve herşeye saygısızlık ediyorlar, bu tavırları devam ederse nefret edilen takım unvanı kazanacaklar ve işlerini durduk yerde zorlaştırmış olacaklar.

Fenerbahçe için mevcut şartlarda uzun bir başarısızlık dönemi görünüyor ama bu Fenerbahçe ve onun olduğu yerde umut her zaman vardır, bir çok defa küllerinden doğan camia olarak öngörülmemiz zor bekleyip göreceğiz, Fenerbahçe camiası çok duygusal. Bu duygu yoğunluğu çoğu zaman mantıksız reflekslere neden oluyor ancak aynı zamanda kulübü ile taraftar arasında çok güçlü bir bağ yaratıyor ve umulmadık anlarda öyle güçlü bir tepki veriyorlar ki, tüm dengeler değişiyor.

Galatasaray'ın UEFA kupasını aldıktan sonra tüm kurumlara hakimiyetini Fenerbahçe yıktı, yedi düvel saldırmasına rağmen kimse 2010-2011 kupasını almaya cesaret edemedi rakip dostlarımız kusura bakmasın ama Fenerbahçe böyle ayağa kalktığında hiçbir camianın buna engel olacak gücü yok.

Elbette bunları yazmışken Fenerbahçe yönetiminin Türk Futboluna yaptığı büyük hizmetleri görmezden gelemeyiz(!) Eğer Ersun Yanal'ı kovmasalar bugün ne Beşiktaş olurdu ne de Trabzonspor rakip taraftarlar tarafından her maçta kendilerine büyük sempati gösterilmesi asla tesadüf değil!

Duygusallık demişken Fenerbahçe taraftarına da göz atmakta yarar var, medyanın Fenerbahçe'ye büyük bir sempati beslemediğini biliyoruz, daha önce de yazdığım gibi kötü Fenerbahçe satmayı çok seviyorlar şimdi de kötü Mehmet Ekici'yi satıyorlar ben Alex'in koşanıyım demişmiş. Adım gibi eminim öyle demediğine bir sözünü manipüle edip bu hale getirdikleri kesin ama Fenerbahçeli çoktan gelmeden Ekici'ye küfretmeye başlamış bile normal. Alex'i ıslıklayan, Kuyt'a saydıran bir taraftar medyanın tuzağına düşüp Ekici'yi daha doğmadan öldürür. İğneği taraftara çuvaldızı yönetime taraftarın bu mantıksız gündelik sonuçlara bağımlı vefasız çirkin tavrı da en az yönetim kadar zarar veriyor Fenerbahçe'ye. Söylediğim başarısızlığa sahip çıkmak değil ama mantıksız anlık kurbanlar seçmek de makul değil, düşünün Fenerbahçe Erkek Basketbol takımına saydıranlar var bana göre utanmazlığın, vefasızlığın ve uzun sürede kazanılmış bir değeri bir günde yıkan anlayışın daniskası, o takım sayesinde 200 ülkede insanlar televizyon başına kitlenip defalarca Fenerbahçe adını duyuyor. Bizi dünya markası yaptılar, bir sezon iki sezon kredileri yok mu yahu ayıptır, günahtır ki Eurolig'deki en başarılı Türk takımı neyin başarsızlığı?

Basketbol demişken Banvit-Fenerbahçe maçından, daha doğrusu hakemlerden bahsetmek gerekiyor. Açıkcası 3 takımı Eurolig'de son sekiz yapmış takımlarımızın çok gerisindeler. Her türlü temasa cart faul çalıyorlar elbette bundan en çok mağdur olan Fenerbahçe gibi savunma kimlikli takımlar. Bir art niyetten bahsetmiyorum, açık bir yetersizlik çünkü biz senin aklın ermez kültüründen geliyoruz. Toplum olarak özgüvenimiz eksik, o yüzden kendi kararlarımızın arkasında duramıyoruz, en büyük motivasyonumuz eller ne der. Hakemlerimizin tek derdi de maç yönetmek değil aman kimse bana kötü demesin öyle olunca da ona buna çal düdüğü gitsin.

Sonuç; başarı mantık ve özgüvenle kurulan sistemlerle gelir duygusallık sadece anlık, sürdürülemez başarılar sağlar.