Bıktım, usandım, yıldım

11 Nisan 2017 Salı  |  SERBEST KÜRSÜ

Gerçekten bıktım, usandım, yıldım. 

Önce 550 milletin vekili, kadınlı erkekli, bizi dünyaya rezil edip, asli görevleri olan yasamayı beceremedi. 

Bağırış çağırış, yalan dolan, kanun tanımazlıklarla utançtan bizi yerin dibine soktular. Sonra, hiçbir gerekçesi olmaksızın, millete hiç sormadan etmeden, abuk sabuk maddeleri burnumuza dayadılar. Bize dediler ki biz beceremedik, siz halledin. Üstelik maddeleri tek tek de oylatmıyorlar, ya hep ya hiç diyorlar. 

Sonra bir propaganda sapkınlığı başladı ki başka bir utanç abidesi. Güya anayasa oyluyoruz. Başladılar önlerine gelene saydırmaya. Hayırcıların ne vatan hainliği kaldı, ne teröristliği, ne de Kılıçdaroğlu'nın Aleviliği, yalancılığı...

Bu mudur yani? Biz bu kadar salak mıyız sizin gözünüzde?

Şunun şurasında kaldı 5 gün. Memleketi rotasından çıkaracak bir zorlama 'federandum' yapılacak, daha hala evet güruhunun aklı başında açıklaması olmadı. Varsa yoksa çift başlılık bitecek. Komedinin dikalası. Hem tek adamlık değil diye fevaran edeceksin hem de çift başlılık kalkacak diyeceksin. Harbiden bu kadar geri zekalı mı gösteriyoruz?

Geri zekalı demişken, memleketin TARAFSIZ CB'ı, kalkıyor bir MİLLETVEKİLİNE alenen, canlı yayında, hem de iki kere geri zekalı diyor! Duyduğumda kulaklarıma inanamadım.

Bu sokak jargonunun benim güzel ülkemin seçilmiş CB tarafından her gün kullanılmasına alışamadım. Alışmayacağım da. 

Ülkede yaşayan herkeste bir umutsuzluk. Hayırcılar, nasılsa evet çıkartılır diye düşünüyor. Hale bakar mısınız? Memleketin yarısı devletini yöneten kişilere asla güvenmiyor. Bir şeyler yaparlar, kedi medi sokarlar bir yerlere yine evet çıkartırlar diye kendi aralarında konuşuyorlar. 

Avrupa'da tiyatro oynatılıyor, acayip bez parçalari bayrak diye göndere çekiliyor, elin oğlu cami bombalıyor kimsenin gıkı çıkmıyor, İsrail ezanı yasaklıyor oralı olunmuyor, batık Yunanlı 18 adaya çöküyor, lafı bile edilmiyor. Ama aç her hangi bir kanalı %90 karşına birinden biri çıkıyor ve boynundaki damarları pörtlemiş şekilde Eyyy Kılıçdaroğlu diye çemkiriyor. 

Harbiden bıktım.

Evet çıkarsa neler olacağı bu kadar ortadayken hala hayırcılara inat evet verecem diye ortalarda dolanan zevattan da yıldım. Öyle diyorsun anlamıyor böyle diyorsun tınlamıyor. E ne halin varsa gör diyecem ama bu ülkede ben de yaşıyorum. Kendimi değil aslında o güruhun geleceğini kurtarmaya çalışıyorum ama heyhat! Umurlarında bile değilim.

Empati yapayım diyorum; bir Türk vatandaşı bu referanduma niye evet verecem diye tutturur...

Seçenekler o kadar kısıtlı ki;

Bir kere hayırcılara gıcık oldukları için evet diyecek ciddi bir oran var. Onlara göre hayırcılar ne derlerse tersini söylemeleri lazım. Böyle garip bir ritüelleri var. 

Sonra, hayranı oldukları, uğrunda kefenle sokağa çıktıkları kişinin kaba etindeki kılı olmayı şeref addetmeleri başka bir neden. Bu güruh da az değil. 

İş dindarlığa gelince esip gürleyen bu kesim, kutsal kitabımızın ilk suresinin ilk ayetindeki emri de uygulamıyor; okumuyor. Zaten 3 satır yazıyı hayatı boyunca bir kerede okumuşlukları yok. Sıkılıyorlar. 'Ben zaten biliyom ki' moduna geçiyorlar. Dolayısıyla da dünyadan haberleri olmuyor.

Varsa yoksa sörvayvır, dizi, Arda Tuuran!

Bazen keyfim yerindeyse, sakinsem soruyorum kardeşlerden birine; bak ben hayır için sana yığınla neden sayıyorum, en başında da ülkeyi işgal edecekler diyorum, evet çıkarırsan sonunu bilmediğin bir maceraya atacaksın memleketi, değer mi bu riske diyorum. Bu sistemde neyin eksik, ne hoşuna gitmiyor diye soruyorum. Tamam, malum kişiyi başkan yapmayı çok istiyorsun da ya bu adam Hakk'ka yürürse 2019'dan önce yerine alternatifin var mı diye soruyorum. Sen olmaz diyorsun ama ya zorda kaldıkları için (?) ülkenin bir kısmını gavurlara verirse durduracak merci yok diyorum. Hadi bunların hepsinden geçtim, ya 2019'daki başkanlık seçimlerinde BEN başkan olursam ne bok yiyecen diye soruyorum.

Öyle ya yetkilerim sınırsız, ben başkan olursam sana neler yapabileciğimi hiç düşündün mü diyorum! Diyorum da diyorum. Ama bizimki, nükleer başlıklı füzeden naylon branda ile korunacağına inandığı için bize bi şey olmaaaaz diyor ve hönkürüyor. E ben sana nasıl anlatayım be kardeşim daha...

Evet demenin mantığını da kendime soruyorum. Milyonlarca sinek konduğuna göre bunda bir keramet vardır diye düşünüp, zorluyorum usumu.

Yok anasını satayım, olmuyor. Geçerli bir sebep bulamıyorum. Köşe vuruşu bile yapamayacak kişilerin köşelerindeki yazılarına bakıyorum, hiç farkları yok. Onlar da cimcimeler gibi Kılıçdaroğlu'na saydırıyor. 

Kısacası ben bıktım, yıldım. Evet çıkmayacak diye direniyorum ama bu güruh bir şekilde bu eveti çıkarırsa, kararımı verdim, alın ülkenizi başınıza çalın diyeceğim. Çekileceğim köşeme izleyeceğim düşecekleri durumu. Hiç acımadan, her karşıma çıkan evetçiye "senin yüzünden bütün bu olanlar, bana hiç bakma, git nasıl bok ettiysen şimdi temizle bakalım" diyeceğim. Bütün öngörülerim doğru çıkacak ve her seferinde, "aha bu da sana kapak olsun" diyeceğim ağlatana kadar.

Çünkü eminim, evet çıkması durumunda ülkede asla ve kesinlikle guzel şeyler olmayacak. 

Benim derdim AKP ile falan değil. Yeter ki bizim de olmazsa olmazlarımız olan Cumhuriyet'imize, Laikliğimize, Ata'mıza saygılı olsunlar, ilişmesinler. Kendi aralarında neyi nasıl peşkeş çekiyorlarsa da çeksinler. İplemiyorum. Nasılsa yine yapacaklar. İyi yaptıkları şeyler de oldu, madem bu kadar yapıştılar iktidara kalsınlar orada ama hadlerini bilerek. Laik Cumhuriyetin kurallarını zorlamadan, akıllı uslu şekilde. 

Evetçilere bunu anlatırsanız 'haa o zaman tamam' oluyorlar, bilginiz olsun... Çünkü bazıları hala hayır dersek malum zat koltuğundan olacak sanıyorlar,  

Başta da söyledim, ben bu sakillikten bıktım. Muhalefetinden de sıkıldım. 

Yapın şu aptal saptal referanumunuzu, çekin gidin başımızdan.

Analizör