Dünden bugüne siyaset...(4)

12 Nisan 2017 Çarşamba  |  KÖŞE YAZILARI

Günlerdir eşit olmayan koşullarda devam eden, anlamsız, anlaşılamayan, adeta bir ölüm kalım meselesine döndürülen referanduma çok az kaldı. 

Ülke tarihinde iz bırakacak bir tercih yapacağız. Çok şey yazıldı çizildi, buna rağmen medyanın büyük bölümünü ele geçiren eveti savunan güçler doğru olmayan söylemlerle insanların kafasını karıştırmaya devam ediyor. Neye evet, neye hayır kısa özeti.

Evet dersek şunlar olacak;

Başkan seçilen kişi, devletin başı-başkan olacak, hükümetin başı-başbakan olacak, TSK'nın başı-komutanı olacak, TSK'yı kullanma yetkisi olacak, ekonominin başı (bütçe yapacak) olacak, bütün üst kademe yöneticilerini tayin edecek (bu ABD'de şöyle uygulanıyor, başkan yaklaşık 1200 civarında üst yöneticiyi senatoya teklif ediyor, uygun görürse görev onayı veriyor) ve şartlarını belirleyecek, kanun düzeyinde KHK çıkarabilecek, tek başına OHAL ilan edebilecek, sayısız başkan yardımcısı atayabilecek (teklifte sayısal bir sınır yok), sayısız bakanlık kurabilecek veya sonlandırabilecek (bunda da sayısal sınır yok), kamu tüzel kişiliği düzenlemesi yapabilecek yani yeni il, ilçe, muhtarlık oluşturabilecek birleştirebilecek veya mevcut il, ilçenin statüsünü değiştirebilecek, var olan muhtarlığı kaldırabilecek, işte bu yetki ile eyalet, yeni bir statü oluşturmak mümkündür. TBMM'yi fesih edebilecek, burada karşılıklı olması fesih değil anlamına gelmez, nitekim kendi broşürlerinde "fesih yetkisi var" yazdılar, tepkiler üzerinde değiştirdiler. 

AKP adına başkanlığın en ateşli savunucularından milletvekili, unvanı profesör Burhan Kuzu'nun geçen sene yazdığı "Her Yönü ile Başkanlık Sistemi" isimli kitabında, başkanlık sisteminde başkana, geniş yetkiler verilmesinin diktatörlüğe yol açacağını yazıyor. 

"Sen eğer başkana kanun yapma, fesih, harcama yetkisi verirsen sıkıntılar yaşanır" diye yazan Burhan Kuzu, kitabının bir diğer bölümünde de "Gerçekten geniş yetkilerle donatılmış devlet başkanının kolayca diktatör olması düşünülebilir" ifadelerini kullanıyor. 

Yazdığı, söylediği ile yaptığı arasında fark olan insanlar oldum olası güven vermezler. "Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol."

Sonuç hayır çıkarsa elbet ülkemiz, cumhuriyetimiz, demokrasimiz için hayırlı olacak, parlamenter sistemde yaptıkları ile tek adamlığı savunanlar istedikleri kadar hizmet etmeye devam edebilecekler, hizmeti öne çıkarmalarına rağmen sistemden şikayetçi olmaları kendileri ile olan çelişkiye açık örnek.

Şu soru akla geliyor o zaman bu değişiklik önerisi ne için? Çarpıcı bir örnek vermek istiyorum, önceki hükümetlerde halktan kesilen vergi oranı yaklaşık % 30 dur, AKP iktidarı döneminde bu oran % 40 a çıktı, yani halkın geliri sadece vergi diliminin artması ile % 10 azaldı, siz bunu tersine çevirmeye çalıştınız da parlamenter sistem engel mi oldu!

Demokrasimiz sorunlarla yeni karşılaşmadı. Geçtiğimiz üç yazıda kaleme alıp özetlemeye çalıştım, bugün de devam edeceğim ve seriyi sonlandıracağım. Geçmiş dönemden kesitler...

03 Mart 1958: Demokrat Parti örgütlerinin ramazan ayı boyunca camilerde düzenlediği mevlitlerin propaganda amacıyla devlet radyosundan naklen yayını uygulaması başlatıldı.

09 Nisan: CHP'nin yayın organı olan Ulus Gazetesi üçüncü kez bir ay süreyle kapatıldı. Kapatmaya, Ankara Milletvekili Bülent Ecevit'in bir yazısı yol açtı. Gazetenin sorumlu müdürü Ülkü Arman 1 yıl, karikatürcü Halim Büyükbulut da 14 ay hapis cezası aldı.

06 Mayıs: Ulus gazetesi yazı işleri müdürü Nihat Subaşı 8 aylık hapis cezasını yatmak üzere cezaevine girdi.

07 Mayıs: Ulus gazetesi yazarı Şinasi Nahit Berker 8 ay yatmak üzere cezaevine girdi

08 Mayıs: Yeni Gün gazetesi yazı işleri müdürü Erdoğan Tokatlı 34 gün yatmak üzere cezaevine girdi.

08 Mayıs: Sıkıyönetim kararlarına uymadığı iddiasıyla Milliyet gazetesi 15 gün süreyle kapatıldı.

09 Mayıs: Yeni Gün gazetesi ve Akis dergisi birer ay kapatıldı. Yazı işleri müdürleri Altan Öymen 10 ay, Tarık Holulu 16 ay hapis cezasına çarptırıldı.

28 Mayıs: Akis dergisi yazı işleri müdürü Yusuf Ziya Ademhan 3 yıl, başyazarı Metin Toker 1 yıl hapis cezasına çarptırıldı; dergi de 3 ay kapatıldı.

28 Mayıs: Basın suçlularının affı tasarısı, DP'lilerin oyu ile reddedildi.

02 Haziran: İnönü'nün, İstanbul CHP Merkezi'nde yaptığı basın toplantısındaki demecine yayın yasağı konuldu.

06 Haziran: Basına baskılar sürüyor; Ulus gazetesi yazı işleri müdürü Ülkü Arman ile aynı gazetenin yazarı Oktay Verel 1'er yıl, cezaevinde bulunan Şinasi Nahit Berker'le Nihat Subaşı da 4'er ay hapis cezasına çarptırıldı.

25 Haziran: CHP Ankara Milletvekili Bülent Ecevit'in bir yazısı nedeniyle, Ulus gazetesi yazı işleri müdürü Ülkü Arman 1 yıl hapse mahkum oldu; gazete 1 ay kapatıldı.

14 Temmuz: Irak'ta darbe gerçekleşti, Kral Faysal ve Başbakan Nuri Sait Paşa öldürüldüler. (DP yöneticileri bu olaydan çok etkilendiler)

16 Temmuz: Ortadoğu'daki muhtemel karışıklıklara müdahale etmek amacıyla 11 bin ABD askerinin İncirlik üssüne indirilmesine başlandı.

19 Temmuz: Nükleer silah taşıyan ABD uçakları İncirlik üssüne indi. 

02 Ağustos: Uluslararası Para Fonu (IMF) baskısıyla, Cumhuriyet tarihinin en yüksek orandaki devalüasyonu yapılarak 1 dolar 2,80 TL'den 9 TL'ye çıkarıldı. Devalüasyon oranı yüzde 221 oldu.

04 Ağustos: IMF Türkiye'ye 250 milyon dolar kredi verdi.

06 Eylül: Başbakan Adnan Menderes, "İdam sehpalarında can verenlerden ders alsalar ya..." diyerek muhalefeti tehdit etti.

07 Eylül: CHP Genel Başkanı İnönü, "Sehpalar kurulursa nasıl işleyeceğini kimse bilemez" diyerek başbakana cevap verdi.

09 Eylül: İzmir'in Kurtuluş Günü törenlerine siyasi parti temsilcilerinin katılması, iktidar aleyhine ve CHP lehine tezahürat yapılacağı endişesiyle yasaklandı.

21 Eylül: Başbakan Menderes, CHP'nin parti olmadığını, İsmet İnönü'nün siyaseti bırakması gerektiğini, basının her istediğini yazamayacağını söyledi. (ne kadar tanıdık bir cümle!)

22 Eylül: İnönü, "Demokrasiye paydos demeye Demokrat Parti genel başkanının gücü yetmeyecektir" şeklinde cevap verdi. 

12 Ekim: Başbakan Adnan Menderes yurttaşlara muhalefetin kin ve husumet cephesine karşı bir " Vatan Cephesi "kurmaları çağrısında bulundu.

DP iktidarı ülkede demokratikleşmeyi sağlamak iddiasıyla gelmiş, ancak uygulamasıyla ülkede cepheleşmeyi arttırmış, kendi dışındaki siyasi güçleri tasfiye etmeye çalışmıştı. Bu uygulamalardan birisi de, vatandaşları ancak CHP'ye karşı olmakla vatansever kabul eden bu uygulamadır. O tarihten sonra ülkenin her yanında Vatan Cephesi örgütleri kurulmaya başlandı. Üyeler aslında DP'ye üye oluyorlar, fakat katıldıkları örgüte "Vatan Cephesi" deniyordu. Vatan Cephesi kuranların ve katılanların adları her gün radyoda tek tek okunuyordu. Rakipsiz tek yayın organı olan devlet radyosunda (çoğu gerçek dışı olduğu iddia edilen) bu listelerin her gün ve dakikalarca okunması, vatandaşta sıkıntı ve tepkinin yanı sıra siyasal gerilimi de büsbütün artıran bir kampanyaydı. DP ve CHP'lilerin kahvehanelerini dahi ayırdıkları gözlenmeye başladı. 

18 Ekim: Zile'yi ziyaret eden İnönü'nün karşılanmaması için ev ve iş yerlerinden çıkmaları Kaymakam tarafından yasaklanmaya çalışılan halkla güvenlik güçleri arasında uzun süren çatışmalar yaşandı. Halka karşı basınçlı su, cop-dipçik, göz yaşartıcı bomba kullanıldı, havaya ateş açıldı. 

19 Ekim: Başbakan Menderes, Said-i Nursî'nin yaşadığı Emirdağ'da Nurcular tarafından hilafet ve saltanatı temsil eden iki tuğralı, yeşil bayrak açılarak karşılandı. Menderes'in Emirdağ'ı bu ziyaretini özel bir destek işareti olarak değerlendiren Said-i Nursî, bu olaydan sonra ülke içinde gezilere başladı. (Menderes Risale-i Nurların ilk kez serbestçe basılması için 1956'da talimat vermiş ve kağıt tahsisi yapmıştı).

03 Kasım : CHP'nin yayın organı Ulus gazetesi 1 ay süre ile tekrar kapatıldı.

30 Kasım: DP hükümeti Adalet Bakanı Esat Budakoğlu, TBMM'de bir soru üzerine, Demokrat Partinin ilk sekiz yıllık hükümet dönemi içerisinde 811 gazeteciye toplam 57 yıl hapis cezası verilmiş olduğunu açıkladı.

21 Ocak 1959: Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Ulus Gazetesi'ndeki bir yazısı nedeniyle kendisi ve yazı işleri müdürü Ülkü Arman birer yıl hapse mahkum oldu; gazete bir ay süreyle kapatıldı.

17 Şubat: Başbakan Menderes'i Londra'ya götüren uçak, Gatwick Kasabası yakınlarında düştü. 14 kişinin öldüğü kazada Başbakan Adnan Menderes kurtuldu. (Olayın Türkiye'de duyulması üzerine, iktidar ile muhalefet arasındaki gerginlik bir anda yerini ılımlı bir ortama bıraktı. Ancak bu bahar havası fazla sürmedi). 

20 Şubat: Yurda dönen Menderes boğa ve develerin dahi kesildiği görkemli törenlerle karşılandı. Uçak kazasından kurtulmuş olması nedeniyle taraftarları arasında adeta evliya mertebesinde kabul edilen Menderes Eyüp Sultan'a gitti, yanında büyük bir kalabalıkla türbede dua etti, dağıtılmak üzere resimler çektirdi.

02 Mart: Menderes'in müsteşarı Ahmet Salih Korur, Eyüp Sultan Cami'sinin avlusunda büyük bir iftar yemeği verdi. Korur'un imzasıyla davetlilere gönderilen iftar çağrıları, 2 Mart 1959 değil, 2 Ramazan 1378 tarihini taşıyordu.

05 Mart: Türkiye ile ABD arasında ikili bir askeri bir antlaşma imzalandı. ABD'nin diğer Bağdat Paktı ülkeleriyle de imzaladığı bu ikili antlaşmaya göre, bu ülkelere doğrudan ya da dolaylı bir saldırı söz konusu olduğunda, ABD ülkenin isteği üzerine gerektiğinde silahlı kuvvetlere de başvurarak yardımda bulunacaktı. Bu maddede yer alan "dolaylı saldırı" kavramının, Irak'ta yaşanmış olan darbe benzeri bir tehditle karşılaşıldığında ABD'nin mevcut iktidarın yardımına koşacağı anlamına geldiği yorumu yapıldı. Çünkü NATO antlaşması çerçevesinde, ABD'nin bir "dış saldırı" konusunda zaten yardım taahhüdü bulunmaktaydı.

25 Nisan: CHP'li Kemal Satır'ın yaptığı konuşmayı yayımladığı için Ulus gazetesi yazı isleri müdürü Beyhan Cenkçi 10 ay hapis cezasına mahkum edildi. Ulus gazetesi bir ay süreyle kapatıldı.

30 Nisan: İsmet İnönü'nün Uşak gezisinde olaylar çıktı. İnönü'nün Kurtuluş Savaşı'nda karargah olarak kullandığı evi ziyaret etmesi, Uşak Valisi tarafından önlenmek istendi. Valinin bu yasa dışı buyruğunu kabul etmeyen Emniyet Müdürü ve Jandarma Komutanı aynı gün görevden alındılar. Polis, halkı dağıtmak için göz yaşartıcı bomba kullandı. Akşam Uşak iline civardan DP'li partizanlar getirildi. 

01 Mayıs: Uşak'tan ayrılmak üzere tren istasyonuna gitmekte olan İnönü'nün arabası önü kesilerek durduruldu. İnönü arabadan inip, yaya olarak istasyona giderken arkasından basına tas atıldı, İnönü başından kan akarak trene ulaştı ve İzmir'e gitti. İzmir'de CHP'nin yapmak istediği toplantı engellendi. DP'li partizanlar, Demokrat İzmir Gazetesi'ni bastılar, matbaa makinelerini parçaladılar.

02 Mayıs: İzmir'de CHP Genel Başkanı ve ana muhalefet lideri İsmet İnönü'yü karşılamaya gelenleri jandarma dağıttı; 10 kişi yaralandı; olaya yayım yasağı kondu. 

04 Mayıs: CHP Genel Başkanı İsmet İnönü'nün arabası İstanbul Topkapı'da Trafik Müdürü tarafından durduruldu. Çevrede organize olarak toplanmış ve içirilmiş zorbalar tarafından araba sarıldı. Bir binbaşının olaya müdahale edip askerlere emir vermesi sonucu İnönü son dakikada linç edilmekten kurtuldu. Olaya yayım yasağı kondu. Aynı gün Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri protesto amacıyla Meclis oturumuna katılmadılar.

27 Mayıs: Ankara'da yayımlanan Zafer ve Yenigün gazeteleri ve Ulus gazetesi 1 ay süreyle kapatıldı. Ulus gazetesi yazı isleri müdürü Ülkü Arman, Bülent Ecevit'in bir yazısı nedeniyle 10 ay hapis cezası aldı.

03 Haziran: Polis Zonguldak Maden İşçileri Kongresini dağıttı.

24 Haziran: Doğan Avcıoğlu'nun İran Şahı Rıza Pehlevi'ye ilişkin yazısı nedeniyle Akis dergisi hakkında dava açıldı.

13 Temmuz : Trabzon'da bir Amerikan üssü kuruldu.

31 Temmuz: Türkiye (sonradan AB'ye dönüşecek olan) Avrupa Ekonomik Topluluğu'na (AET) üyelik için resmen başvurdu.

07 Kasım : CMP lideri Osman Bölükbaşı 10 ay hapse mahkum oldu.

01 Ocak 1960: Lüks otomobiliyle bir süredir yurt gezilerini sürdürmekte olan Said-i Nursi İstanbul'a geldi. 

05 Ocak: Mersin'e gitmekte olan Menderes'in önüne Tarsus'ta elinde kasap bıçağı olan Ali Bayat adlı bir şahıs çıktı ve bacaklarının arasına sıkıştırmış olduğu beş yasındaki çocuğu göstererek "uçak kazasından kurtulduğunuz için oğlumu size kurban edeceğim" dedi, son anda engellendi.

Ocak: Said-i Nursî'nin doğu illeri valilerine yazdığı bir mektup CHP'liler tarafından ele geçirilince basında yer aldı. Said-i Kürdî mektupta şunları söylemekteydi : "Şark bölgesinde komünistliği 60 bin Nursî sayesinde önlemekteyim. Bu 60 bin talebenin içinde bir iki ahlaksız da çıkabilir. Bunları kitlemize mal etmek doğru değildir. Bu yüzden bölgenizde risale-i Nurlar toplattırılmamalıdır. Nasıl ki Arapça ezan okutturduk ve bu sayede Müslümanları Demokrat Parti cephesinde topladığımız malumunuzdur. Simdi de dağıttığımız bu Risale-i Nurlarla komünizmle ve masonlukla savaşacağız. Müslüman Demokratların göstereceği yardıma güveniyorum. Bundan ötürü birkaç defa Ankara'ya gittim, Müslüman vekillerle görüştüm.. Bilhassa başvekil sayın Adnan Bey ve (Milli Eğitim Vekili) Tevfik ileri ve sayın (İçişleri Vekili) Namık Gedik'ten bu neticeyi tayin ettim. Saidi Nursî" 

25 Şubat: (Mehmet Barlas'ın babası) CHP'li Cemil Sait Barlas, 10 ay hapse mahkum oldu.

26 Şubat : Hükümet, İnönü'nün diğer birkaç milletvekili ile birlikte siyasi faaliyetleri nedeniyle dokunulmazlığının kaldırılmasını istedi.

02 Nisan: Partisinin il kongresine gitmekte olan CHP Genel Başkanı İsmet İnönü'nün bulunduğu tren, Kayseri' ye 32 km kala valinin emriyle askeri birlikler tarafından önü kesilerek durduruldu. Saatlerce süren bir sinir mücadelesini kazanan İnönü, Kayseri'de büyük bir kalabalık tarafından karşılandı.

03 Nisan: Ankara'ya dönüş yolunda Yeşilhisar'a uğramak isteyen İnönü'nün otomobili İncesu köprüsü üzerinde askeri kamyonlar ve askerlerin oluşturduğu barikatlarla kesildi. Saatler süren tartışmalardan sonra İnönü barikatları yürüyerek yardı ve geçti.

05 Nisan: CHP Meclis Grubu, yayınladığı bildiriyle, son olaylar üzerinde durarak, yurdun selameti bakımından seçimlerin bir an önce yapılmasını istedi.

07 Nisan: Başbakan Menderes Parti Grubunda konuştu: "Memleket bugün kabili idare olmaktan çıkmıştır. İsler çoktan laçka olmuştur. Adliye işlemez hale gelmiş, idare aciz düşmüştür..."

07 Nisan: CHP Genel Başkanı İsmet İnönü'nün Kayseri gezisinde karşılaştığı engellemeler ve bunlara alet edilmeleri nedeniyle bazı subaylar ordudan istifa etti. İstifa eden subaylar tutuklanarak cezaevine konuldular. 

12 Nisan: DP Grubu yayımladığı bildiri ile CHP'yi "silahlı ve tertipli ayaklanmalar hazırlamakla", bir kısım basını da bunu yalan ve çarpıtılmış haberlerle desteklemekle suçladı ve üç ay süreli Tahkikat (Soruşturma) Komisyonunun kurulması yönünde kararın alındığını açıklıyordu. 

18 Nisan: DP Bursa Milletvekili Mazlum Kayalar ve Denizli Milletvekili Baha Akşit'in, 'CHP'nin yıkıcı, gayri meşru ve kanun dışı faaliyetlerinin memleket sathında cereyan tarzı ve bunların mahiyetlerinin nelerden ibaret olduğunu tahkik, tespit ve memleketin her tarafında yoğun bir halde görülen kanun dışı siyasi faaliyetlerin muhtelif sebeplerine intikal etmek, matbuat meseleleriyle adli ve idari mevzuatın ne suretle tatbik edilmekte olduğunu tetkik eylemek üzere Meclis tahkikatı açılmasını isteyen önergeleri' kabul edildi. Önergenin görüşülmesi esnasında Mecliste sert tartışmalar yasandı. İnönü: "Biz demokratik rejimi kurduk. Bu demokratik rejimi, istikametinden ayırıp baskı rejimi haline getirmek tehlikeli bir şeydir. Bu yolda devam ederseniz, ben de sizi kurtaramam..." dedi. 

27 Nisan: Meclis bünyesinde kurulan 15 üyeli Tahkikat Komisyonuna ek yetkiler veren kanun, uzun ve çetin tartışmalardan sonra kabul edildi. 12 CHP Milletvekili 3-6 , İnönü ise 12 oturum Meclis'ten çıkarılma cezası aldı. İnönü'nün konuşmasının tutanaklardan silinmesi kararı alındı. Oturumdan çıkarılma cezası alan CHP milletvekilleri direnince genel kurul salonundan polis zoruyla çıkarıldılar. Komisyonun ilk icraatı, ülkedeki tüm siyasal etkinliklerin ve Meclis görüşmelerinin yayınlanmasını yasaklamak oldu. Kurulan komisyon; sivil ve askerî savcılarla yargıçların tüm yetkilerine sahip olacak, istediği ev ve kuruluşu basabilecek, öngördüğü evrak, belge ve eşyalara el koyabilecek, gazeteleri toplatabilecek ve matbaalarıyla birlikte kapatabilecekti. Komisyon kararlarına karşı gelmenin veya savsaklamanın cezası üç yıla kadar hapis olacaktı. DP'nin yargı yetkisini özel bir heyete veren bu kararı açık bir anayasa ihlaliydi ve iktidardan düşüp yargılandıklarında sorumlu tutuldukları en ağır suçu oluşturdu.

28 Nisan: TBMM görüşmelerini haber yapmaya kalkışan tüm gazeteler toplatıldı. 

28 Nisan: İstanbul Üniversitesi öğrencileri, üniversite merkez binasında hükümet aleyhine gösteri yaptı. Güvenlik güçleri, gösterilere müdahale etti. Güvenlik güçlerinin üniversiteden ayrılmasını isteyen rektör Prof.Dr Sıddık Sami Onar, tartaklanarak Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü. Polis çaresiz kaldı, ordu birlikleri çağrıldı. Gösterilerde, Orman Fakültesi öğrencisi Turan Emeksiz polis ateşi sonucu vurularak öldü, 40 kişi yaralandı. Üniversiteden çıkıp Sirkeci'ye kadar ilerleyen gençlerin karşı tarafa geçmemesi için köprüler açılarak geçiş kesildi. Ankara ve İstanbul'da sıkıyönetim ilan edildi. 

29 Nisan: Ankara'da Siyasal Bilgiler ile Hukuk Fakültesi öğrencileri de eyleme geçtiler. İstanbul'daki eylemler de sürdü. Ankara ve İstanbul üniversiteleri 1 ay süreyle kapatıldı.

30 Nisan: Gençlerin protesto eylemleri sırasında tank üzerinden düşen Nedim Özpulat adlı genç öldü. İstanbul'da bir gün sokağa çıkma yasağı ilan edildi. 

02 Mayıs: NATO Bakanlar Konseyi İstanbul'da toplandı. Protesto gösterileri yapıldı. 

03 Mayıs: Emekli olmak üzere izne ayrılan Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Cemal Gürsel, yazılı olarak hükümeti uyarmak istedi. Bu mektup ihtilalden sonra açıklanmıştır.

05 Mayıs: Demokrat Partililer hükümete destek için Ankara Kızılay'da bir gösteri düzenlemeye karar verdiler. İktidara karsı gençler de aynı gün, aynı saat, aynı yerde gösteri yaptılar. (Gençlerin bu eylemi yapabilmek için "fısıltı gazetesi" denilen yöntemle haberleşmede kullandıkları 555 K, yani "besinci ayın besinde, saat beste, Kızılay'da" parolası siyasi tarihe geçmiştir.) Dolayısıyla DP'nin gösteri planı geri tepmiş oldu ve Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Başbakan Adnan Menderes alanda protestolarla karşılandı.

06 Mayıs: Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Cemal Gürsel görevinden izinli olarak ayrıldı.

16 Mayıs: Milli Eğitim Bakanlığı 19 Mayıs gösterilerini yasakladığını açıkladı.

21 Mayıs: Harp Okulu öğrencileri Ankara'da, hükümet aleyhinde sessiz bir yürüyüş yaptılar. Önlem olarak Harp Okulu öğrencileri tatile gönderildiler.

22 Mayıs: Haberleşmeye sansür koyan Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı, beş kişinin bir araya gelerek dolaşmasını yasakladı.

25 Mayıs: Meclis, 20 Haziran 1960 tarihine kadar tatil edildi. Bugünkü birleşimdeki konuşmaların yayınlanması yasaklandı. 

27 Mayıs: 27 Mayıs ihtilali.. Türk Silahlı Kuvvetleri idareyi ele aldı. Meclis feshedildi. Yeni anayasa ve demokratik müesseselerin kurulması hazırlığına başlanıldı.

28 Mayıs: Cumhurbaşkanı Celal Bayar istifa etti. 3 asker, 14 sivilden oluşan bir hükümet kurulduğu duyuruldu.

Osman Bölükbaşı'ndan Veciz Sözler: Demokrasinin manevi temeli olan ahlak ve fazilet bir tarafa bırakılırsa, o zaman demokrasi, yolu sandıktan geçen bir dolandırıcılığın adı olur. 

''Ben şahıma bağlıyım" diyenler, ne şahı, ne de kendilerini kurtarabilir. 

(Dördüncü bölüm 1958-1960'ın satır başları. Not; DP kronolojisi bir çok yerde yayınlanmış ama derleyen Berker Ertuna. Ben de çok yararlandım).