Beşiktaş, Şenol Güneş, rakı ve misket

21 Nisan 2017 Cuma  |  MENTOR

Beşiktaş maçının değerlendirmelerine baktım, tam bir hamaset edebiyatı olayın bir başka yönü de var elbette. Bir araba dolusu sakatla yarı finalde elenen Fenerbahçe'yi tu kaka ilan eden medyamız çeyrek finalde elenen Beşiktaş'ı Avrupa Ligi Şampiyonun ilan etmiş bile.

Ama asıl konu bu değil asıl konu gerçeğin olduğu gibi değil de talep edildiği gibi anlatılması.

Maç boyu üstünlük Lyon'da idi ama özellikle 2-1 den sonra Beşiktaş'ı ezdiler, orta sahada tam bir üstünlük kurdular, Beşiktaş ceza sahası içindeki her topa vurdular, Fabri başarılıydı diyemeyeceğim  Lyon hücumu skandal şekilde başarısızdı.

Beşiktaş'ın berbat bir defansı var, orta saha defansa yaklaşmazsa topu alan her rakip forvet kaleci ile karşı karşıya kalıyor orta saha defansa yaklaşınca da baskı yiyorlar gol atma işi tesadüflere kalıyor. Medyanın tüm zorlamalarına rağmen bu maçtan bir kahramanlık hikayesi çıkmaz.

Şenol Güneş başarılı bir teknik direktör ama uzun süre Beyaz Türklerin kabullenmekte zorlandığı kavruk Anadolu Çocuğu olarak kaldı çok mücadele etmek zorunda kaldı, herkesten daha saygın ve daha başarılı olmasına rağmen özellikle Galatasaray lobisi Milli Takım hocalığı döneminde saçına, kıyafetine kadar eleştirerek onunla ilgili halkın gözünde negatif bir algı oluşturdu, çok ironik bir durum ama o dönemde Şenol Güneş'i Galatasaray lobisine karşı sahiplenen ise Fenerbahçe taraftarı idi.

Zaman geçti, dünya değişti, ülke değişti onunla birlikte her şey de değişti, zaman içinde Beyaz Türkler sırça köşklerinden ayrılmak zorunda kaldılar, hala varlar ama eskisi kadar dedikleri olmuyor öyle olunca kavruk Anadolu çocukları için fırsatlar eskisine göre daha fazla, Şenol Güneş de bu fırsatı değerlendirenlerden biri ama bu fırsatı yakalayıp başarılı olduktan sonra genelde Anadolu insanının sıkça düştüğü bir tuzağa yakalandı, kendi temsil ettiği misyonu devam ettirmek yerine Stockholm Sendromuna yakalandı, kendini ve değerlerini koruyamadı aksine Beyaz Türklerin kimseye değer vermeyen tavrını davranış biçimi olarak benimsedi, artık o beyefendi Şenol Güneş gitti, şimdi herkese yukarıdan bakan bir Şenol Güneş var ve bu durum yavaş yavaş onun başarıyı yakalamasını sağlayan değerleri erezyona uğratıyor.

Eski Şenol Güneş asla alın terine saygısızlık etmezdi, Fetö'nün arkasına saklanıp haklı olduğunu düşünse bile net olarak gerçeği görmeden düşüncesini açıklamaz, saygınlığını yaralamazdı ama yaraladı çünkü değişmişti, artık onun ilkeleri yerine ne olursa olsun kazanmak olan Beyaz Türk alışkanlığı var, belki artık Karadeniz türküleri yerine Ertuğrul Özkök gibi Arthur Garfenkul dinliyordur belki de kısaca Art diyordur!

Bu hikayeyi niye anlattım eski Şenol Güneş olsa Beşiktaş dün akşam yarı finale, oradan da finale yürür UEFA kupasını alırdı ama saha kenarındaki Şenol Güneş 64 yaşında bir şımarık çocuk gibiydi her şeye herkese itiraz ediyor, sürekli Yılmaz Vural'a taş çıkaran mimiklerle oyuncularını endişeye sevk ediyor ve Beşiktaş iyi başladığı maçı geriye kapanarak bitiriyordu.

Eğer Şenol Güneş eski Anadolu mütevaziliği olsa bu Beşiktaş savunmaya çekilmez maç 6-4, 5-3 gibi sonuçlarla biter ama turu alırdı, Trabzon maçı gibi. 

Sonuç; Anadolu insanı dünya topraklarının gördüğü en yaratıcı, en vakur, en hoşgörülü kültürünü temsil eder, Orta Asya'dan getirdiği göçebe bağlılığını ve mücadele azmini bu toprakların yerleşik değerleri ile harmanlayarak kimseye benzemeyen kendine özgü bir kültür geliştirmiştir.

Sağcı veya solcu olmaktan çok köy odasında kalan misafire her evden gelen yemeğin paylaşılması ve en temiz çarşafların misafire serilmesini temsil eden bu kültürün parçası olmaktan gurur duyuyorum.

Batılı'nın bilimini, teknolojisini öğrenmek için Art Garfunkel dinleyip şarap içmek gerekmiyor, pekala rakı içip misket dinleyerek de çağdaş olunabiliyor.

Şenol Hocam o kupayı almak istiyorsan aslına dön, başarırsan ölümsüzleşirsin ama böyle gidersen sıradan olursun.