Bırakın artık şu futbolu!

21 Nisan 2017 Cuma  |  SERBEST KÜRSÜ

Yıllardır bir tarafı yırtıyorum, bırakın şu futbolu da basketbola yönelin diye ama nafile... 

Bir tarafta, gidip gidip habire dayak yedikten sonra koş koş geri döndüğümüz Avrupa futbol turnuvaları, diğer tarafta 3 Türk takımının oynadığı Euroleague çeyrek finalleri.

Bir tarafta sıradan Avrupa takımlarına karşı düşülen acizane durumlar, diğer tarafta üst üste hem kadınlarda hem erkeklerde oynanan dörtlü finaller.

Bir tarafta durmadan çimlere sümküren, tüküren, iki kelimeyi bir araya getiremeyen futbolcular, diğer tarafta yakışıklı, güzel, bilgili, kültürlü, konuşmasını bilen akıllı , çevik ve zeki baskebolcular.

Bir tarafta kimsenin inanmadığı ama sürekli pompalanan Avrupa şampiyonluğu hayalleri, diğer tarafta her yıl neredeyse alınan bir Avrupa kupası. 

Bir tarafta 3. sınıf hocalar, rüküş futbolcular, ağız dolusu küfür eden seyirci kitlesi, diğer tarafta kariyeri tavan yapmış, tonla şampiyonlukları olan koçlar, kariyerleri müthiş sporcular, eli yüzü düzgün, kadınlı erkekli ve bilinçli bir seyirci kitlesi.

Bakınız, Fenerbahçe erkek ve kadın basketbol takımları tartışmasız Avrupa'da marka durumundalar. Fenerbahçe dün Panathinaikos gibi bir kulübün basketbol takımını ki kendilerinin 6 adet Euroleague şampiyonlukları var bunların 5'i Obradovic zamanında kazanılma, kendi sahasında üst üste iki kez yeniyor. Fanatik Pana'lılar bile maç sonu mecbur alkışlıyor, Fenerbahçe'ye saygı gösteriyor. Muzaffer olması gereken oyunculara bakıyorsun son derece mütevazi demeçler veriyor, hepsi aklı başında erkek güzelleri tipler. 

Fener'in kadın takımı 6. kez üst üste dörtlü final oynuyor, benden başka çevremdeki Fener'liler dahil maçları izleyen bile yok. Oysa müthiş bir başarı. 

Erkeklerin durumu nispeten daha iyi ama o da basında kesinlikle hak ettiği yeri bulamıyor.

Daha önce de yazdım, futbolda Guordiola neyse baskette Obradovic o!. Futbolda Ronaldo neyse, Bogdan Bogdanoviç o. Bunun gibi daha nice örnekler var. Realite bu. Türkiye basketbol ligi hem kadınlarda hem erkeklerde Avrupa'nın en iyi ya da en iyi ikinci ligi, yıllardır. 

Fenerbahçe Real Madrid, Olymiakos, Barcelona, CSKA gibi takımlarla oynarken artık kaybettiğimizde hayıflanır hale geldik. Salona 300 kişi gitmezken şimdi 15 bin kişiye oynuyor. Anlayan anlıyor ve destek veriyor ama genele yayılamadı bir türlü.

Yahu, artık bırakın şu futbolun sakilliğini, bizim ülkemizde bu oyunu iyi oynayan da oynatan da yok. Hep vasat ya da bazen vasatın bir tık üzeri o da ayda yılda bir. Dün Beşiktaş elendi mesela. Türkiye'nin en iyi top oynayan takımı, Fransa'nın sıradan ama iyi bir takımına yığınla pozisyon verdi. Demek ki olmuyor, beceremiyoruz. Bir yerlerde bir şeyler eksik ve giderilmeliyor. E o zaman neden kamyon dolusu paralar veriliyor bunlara? Neden hala seneye şampiyonuz allaın izniylen muhabbeti yapılıyor, olmayacağını bildiğimiz halde? 

Elbette, herkes hemen sazan gibi atlıyor, "ekonomi oldu futbol" 

Hayır kardeşim, bu ülkede futbol ekonomi falan olmadı. Çünkü bir şeyin ekonomi olabilmesi için getirisinin götürüsünden fazla olması lazım ki kazanç olsun. Bizimkinde hiçbir zaman kazanç olmadı, arada kazara olan başarıları fazla gözümüzde büyütmezsek bunu anlarız. 

Real'in bütçesi bilmem ne kadar bizimki şu kadar e tabi adamlar uzaylı gibi oynuyor. O da doğru değil. Real'in bütçesinin o kadar olmasının sebebi adamların o büyüklüğü yaratacak futbol ve profesyonellik kültürlerinin ve ekonomik kazançlarının olması. Her şeyin bir nedeni ve sonucu vardır.

Bizdeki futbol tamamiyle goy goy üzerine dönüyor. Kalitesiz oyuncularla oynanan kalitesiz oyun bir yerlere futbolumuzu getirmiyor ama her nasılsa her daim şampiyon olacağız diye mastürbativ söylemler içinde debeleniyoruz.

Kısacası futboldan bu memlekette sittin sene bir cacık olmaz. Ruhumuza uymuyor, ama basketbol öyle değil. 

Sözün özü; futbol eğitim seviyesi düşük, bir adamın peşinden haldır haldır koşacak kadar düşünebilen bir kesime hitab ederken, basketbol kafası çalışan, hedefleri olan zümreye hitap ediyor. Bu fark da hem kaliteyi hem başarıyı hem de sonucu beraberinde getiriyor. Ne varsa basketbolda var...

Analizör