Bir teşekkür AKP iktidarına

22 Nisan 2017 Cumartesi  |  KÖŞE YAZILARI

Sevgili Medya Günlüğü okurları;

Uzun ve yorucu bir süreçten sonra herkese inançla, sevgi ve selamlarımı ve kocaman umutlarımı ileterek başlamak istiyorum yazıya. Bu defa sizlerle referandum sürecinde yaşadıklarımı paylaşmak istiyorum. 

Referandum sürecinde neler yaptım? Kendi seçim bölgem olan Eskişehir'in dışında ülkemizin  birçok yerine gittim. Hatta yurt dışı çalışma programı kapsamında Avusturya ve Almanya'da da görüşmeler yaptım. Seçmenlerle birebir iletişime geçtim ve anayasa değişikliğinin ne olduğu konusunda bilgi aktarımında bulundum, onların sorularını yanıtladım.

Bu süreçte sadece 18 maddeyi ve bu maddelerle nelerin değişeceğini anlatmaya çalıştım. 18 maddeyi her yerde ve öyle çok anlattık ki, sizlerin de bu konuya vakıf olduğunu düşünüyorum. Velhasıl biz, referanduma götürülen anayasaya hayır diyenler, var gücümüzle çalıştık. Hastalandık, yorulduk, uykusuz kaldık demeden kapı kapı gezdik. Çünkü biliyorduk ki bizim derdimizi anlatacağımız TV kanallarımız kısıtlı, hayır diyenler terörist ilan edilmiş, hayırcıların stantlarına saldırılıyor vs. Durum böyle olunca da gerçekten birebir iletişime geçmekten başka bir alternatifimiz de kalmadı bize. Bu yüzden işimiz zordu, ama inancımız ve kararlılığımızla devam ettik. 

Gittiğim her yerde, ilçe, köy, mahalle neresi olursa insanlar merakla dinledi, öğrenmek istedi ve sorular sordular. Daha önce AKP'ye oy vermiş yurttaşlarımız bile " Bu kez olmaz, bu kez mesele başka" diyerek hayır diyeceklerini söylediler ve samimiydiler. Saadet Partililer, MHP'li vatandaşlar, Demokrat Partililer ve Demokratik Kitle Örgütleri... Anlayacağınız her yerde bizim derdimizi dert eden, bizi anlayan insanların sayısı çoğunluktaydı. Ve tekrar hatırlatıyorum; bütün baskı ve zulümlere rağmen bu böyleydi. Bu nedenle son güne kadar çalışmaya devam ettim.

İnancım ve güvenim çok yüksek bir şekilde seçim gününe geldik. 

İşte ne olduysa o gün oldu zaten. Sabah oyumu kullandıktan sonra okulları dolaşıp herhangi bir ihtiyaç olup olmadığını sormaya başladık ki ilk gittiğim okulda birçok sandıkta seçmen sayısından daha az sayıda oy pusulası ve zarf olduğunu öğrendik. Şehrin birçok yerinde aynı sorunun yaşandığını öğrendik. Bununla ilgili bir tweet attım, anında saldırmaya başladılar, "Milletin kafasını neden bulandırıyorsunuz boş boş şeylerle" tarzında mesajlar geldi. İl Seçim Kurulu'na bilgi verdik, sorun yok göndeririz dediler. Her seçimde sandıklarda oy kullanacak seçmen sayısından yaklaşık 50-60 adet oy pusulası ve zarfın paketlendiğini hatırlayacak olursak, soruyorum sizlere eksik pusula ve eksik zarf, hem de Türkiye genelinde ne anlama gelmektedir?

Seçim akşamı anladık. Neden mühürsüz ve eksik zarf ve oy pusulalarının olduğunu. Boş boş şeyler değilmiş yani, sadece kafaları bulandırmayan, mide bulandıran da şeylermiş bunlar. 

Seçim sonuçları açıklanana kadar bizler elimizden gelen her şeyi yaptık. Ben çok iyi biliyorum ki sandığa daha önce hiç gitmemiş, bunu reddetmiş insanlar bile sandığa gidip oy kullandı, onunla da kalmayıp sandıklarda nöbet tuttu. Sabaha kadar sandıkları bırakmayıp mücadeleye omuz verdi. Ama be defa asıl yolsuzluk YSK'da yapıldı. 

Sonuç noktasına geldiğimizde görüldü ki, seçim sabahından itibaren yaşanan saçmalıklar, organize bir yolsuzluk  planının bir parçasıymış. Biz sandığa sahip çıkalım derken meğer onlar YSK'yı çalmışlar. Hukuksuzluğun son noktası. Ülkemiz tarihi boyunca böylesine organize, planlı bir seçim hilesi görmedi. 

Hepimiz için ilk anda bir hüsran gibi hissedilen bu yolsuzluk olayının aslında bizler için, yani HAYIR diyenler için bir kaybediş değil büyük bir mücadelenin başı oldu bence. Böyle bir birleşmeyi başka nasıl sağlayabilirdik. Karşımızda kötülüğün organize edilmiş hali var ve biz ilk kez bu kadar örgütlü bir şekilde bu kötülükle mücadele ediyoruz. 

Asıl mücadele şimdi başlıyor Sevgili Dostlar. Şimdi onlar düşünsün diyorum ben. Zaten derin düşüncelere dalmış ve panik halinde olduklarını görmemek imkânsız. Adeta etrafa korkunun kokusunu saçıyorlar. Biz de baharın kokularını bu memleketin tüm sokaklarında duyana kadar mücadele etmeye deva edeceğiz. Bu süreçte mücadele veren, çalışan tüm herkese büyük teşekkür borçluyuz. Cumhuriyetimizin değerini bu kadar anladığımız başka bir zamanın daha olmayacağını biliyoruz. 

Bu yüzden bir teşekkür de benden AKP iktidarına gelsin; bizi birleştirdiniz ve Cumhuriyet için mücadelede tek yürek olmamızı sağladınız. Son söz;  Eyyyy AKP!  Ne derseniz deyin, herkes çok iyi biliyor ki kazanan Hayır oldu!

Sevgi ve dostlukla kalın.