At, Üsküdar, muhalefet

23 Nisan 2017 Pazar  |  SERBEST KÜRSÜ

Atı alan Üsküdar'a geçti...

Deyimin ya da atasözünün doğrusu bu.

Meali: Atını çaldıran Köroğlu (halk ozanı olan değil, bir kaynakta öyle yazıyor) izlerin peşinden gide gide İstanbul'daki at pazarına gelir ve atını bulur. Ama durumu satıcının anlamaması için , deneme amaçlı ata binmek ister. At, eski sahibini tanır ve Köroğlu sırtına biner binmez dört nala koşmaya başlar. Sahile gelen Köroğlu salcıya yüklü bahşiş vererek atıyla karşı kıyıdaki Üsküdar'a geçer. Durumu anlayan satıcı dövünürken, başka bir satıcı da bu ünlü cümleyi kurar; "boşuna debeleneme, atı alan Üsküdar'a geçti" 

Şimdi, buradan çıkan anafikir şu ki, senden çalınanı, geri aldığında, geri alış şeklin ne olursa olsun haklısın. Diğer taraftan, uyanık olmayıp da malını kaptırırsan yapacak bir şeyin yok, kaptırmasaydın!

Sayın, büyük devlet adamı Cumhurbaşkan'ımız, referandum gecesi, henüz sonuçlar resmiyet kazanmamışken, çıktı bu deyimi söyledi. Hem de uzata uzata ve büyük bir zevkle.

Şayet bu hikayeyi bilip de söylediyse çok anlamlı. Yani, demek istiyor ki, eyyy siz Laik TC savunucuları, bizden zamanında Cumhuriyet ve meclis ile aldığınız millet iradesini ben sizden geri aldım, hepinize geçmiş olsun! Buysa söylediği, bence ya mücadele için hazılıklara başlayın (Sayın devlet büyüğümüzü haksız görüyorsanız elbette) ya da bir an önce memleketi terketmek için para biriktirmeye başlayın. Çünkü ortası yok. 

Şayet, bu hikayeyi bilmeden, sadece şemsiye örneği veremediği için bu deyimi kullandıysa o zaman durum o kadar da vahim değil demektir. Zira kendisi de henüz durumun vehametini kavrayamamış diye düşünebilir ve bir parça da olsa içimizi ferahlatabiliriz.

Ama her halükarda, müthiş deha ve başka bir büyük bir devlet adamımız olan Sayın Kılıçdaroğlu'nun "tarih, atı çalan hırsızı değil, Köroğlu'nu yazar" demesi bizi bir kez daha düşüncelere gark etmiştir. Çünkü burada tarih sizlerin de gördüğü gibi Köroğlu'ndan bahsetmiyor, hırsızdan da bahsetmiyor, aslında konunun tamamiyle dışındaki satıcının düştüğü durumdan bahsediyor. Kaldı ki bu Köroğlu o bizim bildiğimiz ozan Köroğlu mu o da belli değil. Zaten bu deyimin kaynağını bilen ne kadar insanevladı vardı ki o güne kadar memlekette! 

Bu durumda benim çıkarırım şudur; böyle muhalefetin olduğu yerde böylesine rezil bir durumun olması gayet normal. 

Oylar çalınıyor, geçersiz oylar geçerli hale getiriliyor, yeni oylar atılıyor, YSK alenen kanunları çiğniyor ve oralı bile olmuyor, dindar ve alnı secdeye değen milyonlarca iktidar destekçisinden bir kişi bile haksızlığa karşı durmuyor, sanki hiç ölmeyecekmiş ya da aynı şeyler kendi başına gelmeyecekmiş gibi gevrek gevrek gülüp nassı koyduk jargonuyla eğleniyor, 800 sandığın tamamında evet oyu çıkıyor, bu kadar basit bir oylama sisteminde 800 bin oy geçersiz diye ilan ediliyor ki çoğunun hayır oyu olduğu rivayet ediliyor, adalet bakanı olan zat (tekrar ediyorum ADALET BAKANI) tüm kamu kurumlarına ne karar vereceklerini dikte ettiriyor, yalan dolan yok çamura yatıyorsunuz diyor, badem bıyıklarının altında pis pis gülüyor, gencecik müşahit kızlar primatlar tarafından dövülüyor, bir çok yerde müşahitler içeri bile alınmıyor, bir önceki seçimden kalan evet kaşeleri bile geçerli sayılıyor, benim müşahitlik yaptığım sandıkta toplam 36 kişi oy kullanacakken 400 zarf ve oy pusulası geliyor (ben şahidim) ve tüm bunlar olurken veciz, neredeyse tamamı Müslüman olan halkımın en az yarısından en ufak bir itiraz bile yükselmiyor

Hangi at, hangi Üsküdar, hangi muhalefet, hangi halk!!

Analizör