'Evet zafer değil'

24 Nisan 2017 Pazartesi  |  MG ÖZEL

Anayasa değişiklikleri ile ilgili referandum geride kaldı ama tartışmalar bitmedi, hatta Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) "mühürsüz pusulalar" meselesi yeni bir tartışma yarattı. Referandumdan kısa bir süre önce konuştuğumuz eski Devlet Bakanı, 21.dönem MHP Kırşehir Milletvekili Ramazan Mirzaoğlu'nun kapısını bir kez daha çaldık ve bu kez oylama sonuçlarını ve ardından yaşananları değerlendirmesini istedik:

- Sonuçları uzun süre tartışılacak bir referandum sürecini yaşadık. Muhalefet, "YSK'nın maç ortasında kural değiştiren bir kurum"olduğu iddiasında.Kanunun "Mühürsüz oy pusulası geçersizdir" açık hükmüne rağmen YSK hangi yetki ve gerekçeyle mühürsüz pusulaların geçerliliğine hükmediyor sizce?

- Her şeyden evvel sonuçlar tartışılmakta ve referandumun meşruiyeti sorgulanmaktadır. YSK yasaların açıkça geçersiz saydığı mühürsüz zarf ve oy pusulalarını geçerli sayarak kendini TBMM yerine koymaktadır. Yurtdışında kullanılan oylarda mühürsüz zarf ve oy pusulaları geçersiz sayıldığı halde, Türkiye'de seçimin sonuna doğru AKP'nin yaptığı müracaat üzerine YSK yasalara ters bir işlem yapmakta ve çifte standart uygulamaktadır. 

2010 yılında 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri hakkında çıkartılan kanunun 98. maddesinin 4. fıkrasına göre mühürsüz oy zarflarının geçersiz sayılacağı açıkça yazılmıştır. Yine mühürlenmemiş oy pusulalarının geçersizliği 101. madde'de tartışmaya yer verilmeyecek şekilde açıkça ve seçikçe belirtilmektedir. Bu durumda YSK kanunsuz iş yapmaktadır. YSK'nın görevi kanunları hiçe saymak değil kanunları uygulamaktır. YSK bazı uygulamaları kendince örnek göstertmekte ancak bu uygulamalar 2010 yılında çıkan son yasadan önceki uygulamalardır.

- Resmi olmayan sonuçlara göre evet cephesi kazandı. Bu sonuç evet cephesi için tartışmasız bir zafer midir? 

Aksine, bu kesinlikle bir zafer değil, açıkça yasalara aykırı bir şekilde kabul edilen şaibeli bir seçimdir. Sonuçlara bakacak olur isek Evet oyları 24.935.426 iken Hayır oyları 23.616.345'dir. Aradaki fark 1.319.081'dir. Mühürsüz ve imzasız kullanılan 2,5 milyon oy aradaki farkın yaklaşık iki katıdır. Yasalara aykırı olarak kullanılan oy, Evet ve Hayır farkının iki misli olduğundan dolayı sonucu etkileyebilecektir. Bu bakımdan Evetçilerin lehine kazanılmış bir zafer söz konusu değildir. Üstelik OHAL şartlarında, bütün devlet imkânları, medyanın hemen hemen tamamı, belediyelerin billboardları Evet için kullanılmasına ve Hayır diyenler terörist ithamına maruz kalmasına rağmen bu netice alındı.

- Oy dağılımları yerleşim yerlerine, yaşa ve eğitim durumlarını göre değişiyor. Bu durumu nasıl yorumluyorsunuz?

- Güzel bir soru. Referandum sonrası yapılan araştırmalara göre; kırsaldan şehir merkezlerine giderken Evet/Hayır oranı Hayırlar lehine artmaktadır. Söz gelimi kırsalda Evet'ler %62 iken Hayırlar %38'dir. Diğer taraftan şehir merkezlerinde Hayırlar öne geçmektedir. Nitekim, üç büyük şehrimiz İstanbul, Ankara ve İzmir'de Hayırlar öndedir. İlk defa oy kullanan genç seçmenlerde Evet'ler %42 iken Hayır'lar %58'dir. Bu durum bana göre teknolojiyi yoğun olarak kullanabilen ve bilgiye hızlı bir şekilde erişebilen genç ve eğitimli seçmenlerin daha doğru karar verdiğini göstermektedir. Aynı şekilde eğitim durumlarına göre şu bilgi bulunmaktadır:


 
Bu verilere baktığımızda, eğitim seviyesi arttıkça Hayır diyenlerin sayısı artmakta ve Evet diyenlerin sayısı azalmaktadır. 

- Bir açıklamanızda " Anayasalar milletlerin mutabakat metinleridir;halkın yarısının karşı çıktığı anayasa çok tartışılır" demiştiniz. Ama diğer tarafta bakıyoruz ki %92 evet oyu almış 1982 Anayasası da tartışılıyor ve hatta şimdi değiştirilmeye çalışılıyor. Bu konudaki görüşleriniz nelerdir?

-1982 anayasası 1980 ihtilalinden sonra %92 Evet oyu ile kabul edilmiş bir anayasaydı. 1987'den itibaren muhtelif zamanlarda %75'i değiştirildi. Şimdi, %51 Evet oyuna karşılık %49 Hayır oyu ile yürürlüğe konulmak istenen bu anayasa değişikliği de tabi olarak ileride değiştirilebilecektir. Bu değişiklikte kanaatımızca pek çok sakıncalı madde bulunmaktadır. Bunları daha evvelki söyleşimizde detaylı olarak açıklamıştık. ( http://www.medyagunlugu.com/Haber-3245-guc-tek-kiside-toplaniyor.html )

Hali hazırda TBMM'de yeteri kadar görüşülmeyen ve üzerinde şaibe bulunan bu son değişikliğin de ileride yoğun olarak tartışılacağı ve değiştirileceği açıktır. Hatta bazı yorumcular şimdiden Hayır oyu veren milletvekillerin sine-i millete dönmeleri gerektiğinden bahsetmektedirler. Bu anayasa değişikliğinin zıtlaşarak ve milletin yarısını dışlayarak sunulması yerine, keşke daha fazla tartışılarak üzerinde halkın büyük çoğunluğun mutabık kalacağı bir metin haline getirilseydi.