Özde ve sözde sevgi

30 Nisan 2017 Pazar  |  KÖŞE YAZILARI

İncil'de anlatılır: Bundan üç bin yıl önce aynı bebeğin kendisinin olduğunu iddia eden iki anne Kral Solomon'a başvurup sorunu çözmesini ister.

Solomon bebeği ortadan ikiye kesip yarımşar paylaştırmayı önerir. Kadınlardan biri hakkından feragat edip bebeğin diğer kadına verilmesini söyler.

Çünkü o gerçek annedir; yavrusunun kurtuluşu uğruna acı çekmeye hazırdır.  

***

Gerçek sevgi ve şefkati betimleyen hoş bir hikâyedir. 

Nereden aklıma geldi derseniz, söyleyeyim.

Bu günlerde ortalık yurtsever, vatansever, milliyetçi, ulusalcıdan geçilmiyor. Herkes en çok kendisinin sevdiğini ve asıl sahibin kendisi olduğunu iddia ediyor. 

Öte yanda ülke en azından ikiye, gerçekte çok daha fazla parçaya bölündü ve bu parçalar birbirinden hoşlanmıyor, hatta kimileri ötekini düşman belliyor.

Kimse kusura bakmasın ama laflara, nutuklara, haykırışlara, bağırışlara karnım tok!

Gerçekten seven, öyküdeki gibi, ülkenin yalnız bir yarısını kucaklayıp diğer yarısına sırtını dönmez! Bırakın yarısını, tek bir tırnağını kaybetmeye dahi gönlü elvermez. 

Gerçek vatanseverlik, bu ülkenin her bir ferdine; dinine mezhebine, soyuna sopuna, fikrine inancına bakmadan "bu vatan benim, bu devlet benim!" ve -Kemal Tahir'den mülhem-, "her şeyinde, seksen milyonda bir hakkım var!" dedirtebilmektir. 

***

Sevmek de tek başına yetmez! 

Sevgi emektir. 

Gerçek yurtseverlik ve gerçek millet severlik; amansız milletler yarışının her bir alanında "üfürerek" değil, objektif rakamlarla önde gitmeye gönül vermek, çabalamak ve bunu başarmaktır. Kişi başına düşen milli gelirde, gelir dağılımını yansıtan Gini katsayısında, kalkınma hızında, Pisa'da, patent sayısında, bilimsel yayın sayı ve kalitesinde, ileri teknoloji ihracatında, hukukun üstünlüğü ve basın özgürlüğünde, insani gelişmişlik endeksinde...

Ötesi laf-ı güzaf!