Silivri'den mesaj var

30 Nisan 2017 Pazar  |  GÜNLÜK

Kendilerini ziyaret eden CHP heyetiyle görüşen tutuklu Cumhuriyet yönetici ve yazarları şu mesajları gönderdi:

Akın Atalay: Kendi suçlarını itiraf etmişler. İddianameleri kurgu, biz olgularla çürüteceğiz. 4 gün önce İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı'nın kardeşi Fatsa'da FETÖ imamı diye manşet yapıldı, 4 gün sonra operasyon oldu. 17 tanık var, FETÖ dönekleri. Hüseyin Gülerce, Cem Küçük, Latif Erdoğan tanık. 24 Temmuz'da çarşı karışacak. Bizi destekleyen insanların başını yere düşürmeyiz. Gazetemizi, gazeteciliğimizi, cumhuriyetimizi, mesleğimizi ve bunların onurunu yere düşürmeyiz. Siyasi karar vericiler bizim burada olmamızı öngörüyor. O yüzden buradayız. Bizi buraya hâkim ve savcılar koymadı. Yurtdışındaydım, geldim, teslim oldum. Referandum sonuçlarından umutluyuz. Oy atma anı itibarıyla demokratikti. Seçim süreci bütünüyle demokratik bir süreç değildi. Teslim olmamızı istiyorlar, bizim üzerimizden basını suçlamak istiyorlar.

"Hızlı ve adaletli yargılama istiyoruz"

Murat Sabuncu: AB, ABD istiyor diye değil Türkiye için demokrasi istiyoruz. İnsan hakları, özgürlük istiyoruz. 16 Nisan çok önemli bir ders verdi. "12 dakika Kemal Kılıçdaroğlu darbecilerle konuşmuş'' haberi yaptılar. Konuştularsa nerede? Sırf referandum için iftira attılar, şimdi unutuldu, gitti. Hızlı ve adaletli yargılama istiyoruz. AYM üç emsal dosya inceleyecek. Gazeteci Nedim Şener'in görüşmecisiydim. AKP, FETÖ ile işbirliği yaparken biz bu insanların suçsuzluğunu anlattık. O dönem FETÖ'nün hedefi olduk, şimdi FETÖ'ye yardımdan buradayız. Kim olduğunu bilmediğim telefonlar nedeniyle yargılanıyorum. Ama er geç gazetecilik kazanacak. Avukat görüşü haftada bir gün bir saat. Daha önce her an avukatla görüşebiliyorduk. Mektup niye yasak? Etkinlik hiç yok. Hafta bir gün bir saat spor yapabiliyoruz. Tam tecrit halindeyiz. Bir haftada 168 saat var, sadece iki saat dışarı çıkabiliyoruz. Bir saat avukatımızla, bir saat aileyle kapalı görüş yapabiliyoruz.

"Böyle espri yapmadım"

Musa Kart: 24 Temmuz 2017'de, 9 ay tutuklu kaldıktan sonra hâkim karşısına çıkabileceğiz. Yani önce ceza, sonra savunma. Eğer bu sıralamayı garip bulmazsanız, bir hukuk devleti olduğumuzu düşünebilirsiniz. 35 yıldır sadece karikatür çiziyorum. Ve hakkımda 29 yıla varan hapis cezası isteniyor. Evet, şaka gibi... Belki de bugüne kadar böyle çarpıcı ve vurucu bir espri yapamadığım için cezalandırılmayı hakettim, kim bilir.

"12 Eylül'den kötü"

Güray Öz: Bulabildiğimiz kitapları okuyabiliyoruz, koşullar kötü. Yıllardır gazeteciyim, 12 Eylül dönemi koşullarında dahi böyle şartlarla karşılaşmadık.

"Adalet yok edildi"

Turhan Günay: CHP'ye ve Kemal Kılıçdaroğlu'na teşekkür ediyorum. OHAL ciddi bir cezalandırma biçimi oldu. Uzun tutukluluk, cezaya dönüştü. Adalet yok edildi. İddianamemiz ancak 18 Nisan'da kabul edildi.

"Tecrit altındayız"

Bülent Utku: Burada özellikle OHAL'den kaynaklanan koşullar nedeniyle, görüşme hakkımız başta olmak üzere çok sayıda hakkımız kısıtlanıyor. Adeta tecrit altındayız, duruşmamızın gerçekleşeceği günü bekliyoruz.

"Ben içerideyim, Gülerce dışarıda"

Kadri Gürsel: 5.5 ay iddianame bekledik. Serbest bırakılırsak tutukluluğumuzun üzerinden 9 ay geçmiş olacak. Asılsız ve delilsiz suçlamalarla tutuklandık. Bu, insan hakkı ihlalidir. İddianame çıkmış olmasına rağmen uzun tutuklulukla cezalandırılmaya devam ediyoruz. CHP'ye teşekkür ediyorum. ByLock ile ilişkili oluşumun tek sebebi olabilir. 2014'te TV'de program yaparken o dönemde emniyette düzenlenen FETÖ operasyonlarına karşı örgütün giriştiği medya kampanyası çerçevesinde defalarca arandım ve mesaj gönderildim. Ben içerideyim, Hüseyin Gülerce dışarıda. İddianamenin ironik tarafı tam da bu. Ben içerideyim, FETÖ'yü cansiperane savunan Gülerce, tanık. Aktif bir gazeteci telefonla insanlarla konuşabilir. Konuştuklarımın ByLock kullanıp kullanmadığını bilemem. Bana çamur atmaya çalışıyorlar, ama tutmaz. 20'den fazla ilde farklı meslek sahipleri ile nasıl ilişkim olabilir? Konuştuğum her şey mesleki çerçevededir. ByLock'tan nasıl haberim olabilir? 30 yılı aşkın meslek hayatımda hesap veremeyeceğim bir tek görüşmem yoktur. Gazeteciliğimi şeffaflık ve hesap verme üzerine kurarım. Kapalı kapılarda da söylediğim şeyleri TV'de, gazetelerde dile getiririm. Gazetecilerin ve milletvekillerinin bırakılması lazım.

"Demokrasi adına katlanacağız"

Mustafa Kemal Güngör: Bu hukuki bir operasyon değil, siyasi bir operasyon. Amaç, zihinsel olarak sağlam çıkmak. 180 gündür buradayım, memleketim için buradayım. Demokrasi mücadelesi olan bir insan olarak tutuklu olmam beni de üzüyor. 2019 için 'hayır bloku'nun birlikteliği üzerine kuralım, birlikte yaşama projesi geliştirelim. Cezaevinde nereye dönseniz ya bir milletvekiline, ya bir aydına, ya bir gazeteciye çarpıyorsunuz. Buradaki birlikteliğin, dışarıda da devam etmesi gerekiyor. Demokrasi adına katlanacağız. Tecrit altındayız. OHAL nedeniyle ortak alan yok. 3 kişi birbirini görmüyor.

"Delile gerek yok"

Ahmet Şık: Cemaat yargılaması ile bugünkü yargılama arasındaki tek fark, onlar delil üretiyorlardı, şimdi delile de gerek yok. Korkunç bir kötülükle karşı karşıyayız. Bu yargıçlar, çocuklarının yüzüne nasıl bakıyorlar. Bana önce FETÖ'cü dediler, baktılar ki bu tutmayacak, PKK'ye döndüler.

(Cumhuriyet)