Gamlı Baykuş mu Pollyana mı?

04 Mayıs 2017 Perşembe  |  GÜNLÜK

İki ülke liderleri Putin ile Erdoğan'ın Rusya'da son bir yıla sığan üçüncü zirvelerinin ardından, ilan edilen vaatlerin somut sonuçlarının ne zaman  ve nasıl görüleceği tartışmaları gündemde. Putin'in "Yakın geçmişte ilişkilerimiz bir dayanıklılık sınavından geçti, normalleşme süreci yaşadık. Ortaklık ve işbirliğine dönüyoruz. Türkiye'ye ilişkilerimizin normalleşme süreci tamamlandı" ve "Bir çok konuyla ilgili yaptırımlar uygulanıyordu. Biz de (domates ve vize serbestisi hariç) bunların kaldırılacağı konusunda mutabakata vardık" sözleri tartışılıyor. Soçi'de yapılan açıklamalar, iyimser ve karamsar pencereden iki şekilde değerlendiriliyor:

İYİMSER GÖRÜŞ

İki lider de sıkıntılı geçen "normalleşme" sürecinin tamamlandığını ve yeniden işbirliği dönemine geçildiğini ilan etti. Bu önemli bir kazanım. Putin, domates  yasağı ve vizesiz rejimi hariç tutarak, diğer tüm yaptırımların "bugünden itibaren kaldırıldığını ilan edebiliriz" diyerek taahhütte bulundu. Artık uçak krizi ile konan, Rus şirketlerine Türk vatandaşı istihdam etme yasağınının da, inşaat şirketlerine faaliyet yasağının da kalkmasının "gün, hafta meselesi" olduğunu söylemek mümkün. Hele de Türkiye domatesteki yasak sürmesine rağmen Rusya buğdayına vergi uygulamasından vazgeçme taahhüdünde bulunduysa, karşılıklı hızlı ve somut adımlar atılacağı anlamına gelir. Zaten iki ülke barıştığından beri ortada Türk tarafının fazla talebi yoktu: Turizmde yasak zaten kalktı. Charter uçuşlarının yeniden durdurulabileceği tehdidi Soçi zirvesinde geri çekildi. Şimdi çalışma yasakları, Rusya gümrüklerinde Türk menşeli mallara tam denetim uygulaması, inşaat şirketlerine faaliyet yasağı kalkarsa, şirketler yeni ihale alabilecek duruma gelirse "normalleşme" adımı atılmış olacak. Rusya'nın uluslararası terör endişeleri yüzünden yakın zamanda vizesiz rejime dönmeyeceğini zaten Ankara biliyor. FETÖ soruşturmaları ve gözaltılarının yoğun olduğu dönemde Rusya'nın tüm Türk vatandaşlarına vizesiz giriş izni vermesini Türk hükümetinin de aslında arzu etmediği söyleniyor. İşadamlarına daha kolay vize verilmesi için liste hazırlanıyor ve o sorun da yakında aşılabilir. Domatese gelince zaten bu kadar çok konuşulmasına ve "medyatik bir konu" olmasına rağmen aslında  "birkaç yüz milyon dolar"dan fazla bir ağırlığı yok. Yasağa rağmen Türk ürünü dolaylı yollarla zaten girmeye devam ediyor. Aslında Rusya'nın Türk Akımı ve Akkuyu nükleer santrali projeleri ile talepleri kabul edildi. Moskova Ankara'dan istediklerini alabilecek yaptırım gücünde. Ortada en büyük engel Suriye krizi var. Orada da "güveni bölgeler kurulması" mutabakatı ile ileri bir adım atıldı. Yani Suriye'de daha geriye değil daha ileriye gidildi. Onu bir yana koyarsak, Soçi zirvesinde alınan "yaptırımları-yasakları kısa sürede kaldırma" kararı hayata geçirilirse ilişkiler büyük ölçüde eski seyrine döner. Yine "sorunlara rağmen aktif işbirliği" dönemi açılır.

KÖTÜMSER GÖRÜŞ

Başkan Putin 10 Mart Moskova ÜDİK zirvesinde de, Türklerin çalışma izinleri konusunda söz vermiş, "Ortada teknik önemsiz bazı detaylar var, çok yakın zamanda hallolur" demişti. Ama devamı gelmedi. Vizesiz rejime geçilmesi zaten beklenmiyor ama işadamlarına ve hizmet pasaportu sahiplerine kolay vize verilmesi konusu da aylardır bir türlü çözülmüyor. Yani Soçi'de yapılan açıklama ve sözler bir kez daha "belirsiz zamana yayılabilir". Örneğin Suriye'de yeni gerginlikler yaşanırsa yeniden müzakerelerde ipe un serilir. Eğer anlaşmaya varıldıysa, yasakların kaldırılması atılacak bir imza ve ilan edilecek bir kararnameye bakıyor. Ama bu yapılmış değil. Yani yasakların kalkması konusunda fiili uygulama görülene kadar iyimser olmak doğru değil. Şimdi 6-7 Mayıs'ta Ankara'da Şimşek-Dvorkoviç müzakereleri var. Bürokrasi yeniden işi uzatabilir. Türkiye'ye karşı tutumu ile bilinen Tarım Bakanı Tkaçev, domateste "Rus halkı daha pahalıya yiyecek, yerli üretici kazansın diye halk kurban ediliyor" diye eleştiren bir kısım bürokrasiye savaş açıp Putin'i ikna etti. Türkiye, "S-400 alacağız" diye açıklamalar yapıp milyar dolarlık sinyal yollamasına rağmen, birkaç yüz milyon dolarlık domates için bile Rusya'yı ikna edemediyse, diğer talepler de "çantada keklik" sayılmamalı. Rusya'nın uçak krizi yüzünden Türkiye'ye bedel ödetmeye devam etmesi, Suriye'de anlaşmazlıkların sürmesi ve bunun sonunda Rusya'daki iş dünyasına hayatın zehir olması ihtimali hala yüksek.

(TürkRus.Com)