FB'nin borçları, üniversite, yayla ve basketbol

04 Mayıs 2017 Perşembe  |  MENTOR

Aziz Yıldırım'ın Divan Kurulu toplantısında yaptığı konuşmayı dinledim, konuşmanın büyük bölümü olanları anlamaya çalışmadığını gösteriyordu.

Tamamen kendi yarattığı bir dünyada kendi gerçekliğinde Fenerbahçe ve taraftarın duygularından uzakta olduğu bir kez daha ortaya çıktı. Kısaca eski tas eski hamam ama hep negatif yanından değil, bir de olumlu yanından bakayım istiyorum.

Konuşmada üniversite için kaynak arama çabası vardı, üniversiteye karşı değilim ama futbolun parası ile üniversite yapılmasına hep karşı oldum, Başkanın  hayırsever iş adamlarını  üniversiteye katkıda bulunmaya davet etmesi futbolun sırtındaki kamburları azaltacağı hissi uyandırdı  ama umarım bu hayırsever Fenerbahçeli iş adamaları aslında futbola yapacakları yatırım üniversiteye kaydırmaz  aksi FFP kıskacında iken Fenerbahçe adına felaket olabilir.

Futbol dışı alanlara futbolun parası ile yatırım yapmaya hep karşı oldum, bir futbol kulübü televizyona, otele, arsaya üstelik de borç alarak yatırım yapmaz.  Futbolcuya, stada, salona yatırım yapar, bu yatırımın karşılığı sportif başarı ve karşılığında elde edeceğin Şampiyonlar Ligi ödül parası, taraftar bağlılığı ve onun sonucunda oluşan ticari sonuçlardan elde edilecek gelirlerdir. Böyle düşünüyorum ama Topuk yaylasının arazisinin alınması ve kulübün tapulu malı olması birdenbire ölü bir yatırımı kulübün en büyük varlıklarından biri haline getirdi. Türkiye giderek geliri artan bir ülke, geliri artan ülkelerde hizmet sektörü reel sektörden çok daha hızlı büyür, yani bu ülkede kısa sürede hızla büyüyecek bir hafta sonu tatil kültürü oluşacak, oluşuyor, Ankara ve istanbul gibi gelir düzeyi en yüksek iki ile çok yakın olan Topuk Yaylasındaki arazinin bundan 10 yıl sonra değerini tahmin etmek bile zor, büyük iş Fenerbahçe adına mutluyum.

Başkan'ın bir başka tespiti diğer kulüplerin mali durumları ile ilgili  500 milyon dolar civarında borçları olduğunu söyledi çok doğru bir tespitti ve bence söylediği rakam oldukça iyimserdi. Yıllardır bir hobi olarak kulüplerin mali tablolarını inceliyorum ve kendimi bu konuda fikir söylemeye sahip olduğum bilgi nedeniyle yetkin hissediyorum. Diğer kulüplerin gelir dinamikleri ve durumlarına bakıldığında özellikle kulüp tarafındaki karmaşalar dikkate alındığında bence 500 milyon dolar  borç onlar için oldukça iyimser rakam, sonuç; evet Fenerbahçe'nin mali durumu kötü, üstelik çok daha iyi olacak potansiyeli olmasına rağmen iyi de yönetilmiyor ama rakiplerinin durumu Fenerbahçe'den çok çok daha kötü, üstelik Fenerbahçe'nin bana para lazım dediğinde koşacak bir taraftarı var iken rakiplerinin taraftarı sadece şampiyonluk kutlamalarında ortaya çıkıyor.

Bir de bu basketbol konusu var, bana göre Fenerbahçe Erkek Basketbol takımının piyasa değeri 5 milyar dolardır (bilerek böyle bir rakam yazdım çünkü eğer varsa zararın anlamı olmadığı anlaşılsın istiyorum) ve Fenerbahçe'nin son 20 yılda yaptığı en değerli yatırımdır. Maçları 220 ülkede yayınlanan Amerika'da bile tanınan bir takım için az bile söylüyorum. Bu takım için değil yıllık 15 milyon avro, yıllık 50 milyon avro zarar olsa bile en ufak bir bütçe kesintisi yapılmamalı, sponsor olmasa bile elde avuçta ne varsa harcanıp bu süreç kesintisiz devam ettirmeli.

Eğer Başkan bu konuda 1 cent bile bir kesinti yaparsa Fenerbahçe başkanlığındaki en vahim hatasını yapmış olur. Zaten basketbolun zararına da hiç inanasım gelmiyor. Şimdi ben burada erkek basketbol takımı yıllık 15 milyon avro kar ediyor desem kim itiraz edebilir ki, ortada hiçbir bilgi yok ama böyle bir takım sponsor konusunda eksik kalıyorsa takıma ve sponsorlara kabahat bulmak yerine ben neyi eksik yapıyorum sorusuna cevap aramak gerekir.

Ayrıca, genel bir değerlendirme olarak konuşmanın tamamında Fenerbahçe yönetiminin olması gerektiği gibi devlet otoritesi ile çok iyi ilişkiler kurduğu ve rakiplerinin elindeki son silahı da alıp onları çaresiz bıraktığı anlaşılıyor. Bir spor kulübü her zaman herkesle kendi amaçları doğrultusunda iyi ilişkiler kurmalı ve herkese eşit mesafede durmalı, bu konuda atılacak her adım doğru ve yerinde olacağı gibi rakipleri de çaresiz bırakacaktır.

Sonuç; işler tam normale döndüğünde Fenerbahçe rakipsiz kalacaktır ve bu gelişmeyi anlamamış rakiplerinin buna engel olma şansı olduğunu sanmıyorum. Gelişme böyle devam ederse bundan 10 yıl sonra Fenerbahçe'nin her yıl şubatta şampiyon olduğu bir lig izleriz, buna sadece Fenerbahçe engel olabilir.