Söndürülen ışık: Köy Enstitüleri

10 Mayıs 2017 Çarşamba  |  KÖŞE YAZILARI

Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytan olmak ya da olmamak.

Haklı olabilirsin, ancak bu benim konuyu araştırmama engel değil diyebilmek.

Dünyaya ırk, dil, din, mezhep üzerinden değil, insan üzerinden bakabilmek.

Üreten, düşünen, kendisine, ailesine, ülkesine, dünyaya, bütün insanlığa faydalı olabilmek.

Bunları neden yazdım?.. İçinde bulunduğumuz zaman diliminde bu değerleri büyük oranda yitirmiş olduğumuzu görüyor ve sorguluyorum, neden bu haldeyiz? Yakın tarihimize bakıyorum ve şu trajedi ile karşı karşıya kalıyorum. Belki de yakın tarihimizde yaşanan en büyük trajedi, aydınlanma projesi aydınlıktan korkan zihniyetler tarafından karartıldı.

Köy Enstitüleri...

Köy Enstitüleri, ilk okul öğretmeni yetiştirmek üzere 17 Nisan 1940 tarihinde 3803 sayılı yasa ile açılmış okullardır. Tümüyle Türkiye'ye özgü olan bu eğitim projesini 28 Aralık 1938 tarihinde Milli Eğitim Bakanı olan Hasan Ali YÜCEL ve Genel Md. İsmail Hakkı TONGUÇ projelendirip yönetmişlerdi. Kapatıldığı 1954 yılına dek Köy Enstitülerinde 1.308 kadın ve 15.943 erkek, toplam 17.251 köy öğretmeni, 1.599 sağlık memuru yetişmişti ve içlerinden bir çok ünlü edebiyatçı, sanatçı çıkmıştı. Bütün ülkeye yayılmış 7 bölgede 21 okul 1954'te kapatılarak "İş için, iş için de eğitim" uygulamasına son verildi. 

Köy Enstitülerini kim kapattırdı tartışmaları halen sürüp gider. Bu alanda da kafa karışıklığı oluşturuldu, doğrularla yanlışlar birbirine karıştırıldı, bilerek yapıldığını düşünüyorum, haksız yere suçlamalara zemin yaratıldı.

Bir gazetecinin dönemin Van milletvekili Kinyas Kartal ile yaptığı söyleşi...

Soru; Köy Enstitüleri komünist yetiştirdiği için mi kapatıldı?

Cevap; Hayır. Beni babam Moskova Üniversitesi'nde okuttu komünizmin ne olduğunu ben gayet iyi biliyorum. Köy enstitülerinde komünizmi bilen kimse yoktu.

Soru; Peki, karma eğitimden dolayı mı kapatıldı?

Cevap; Hayır. Bu da değil bütün dünyada okullar karma eğitim kızerkek birlikte okuyor.

Soru; Peki ya neden?

Cevap; Ben kapattırdım Köy Enstitülerini. Ben toprak ağasıyım. 200'e yakın köyüm var. Bu köylerdeki halk bana tapar. Ne işi varsa bana sorar.

Evlenecek, boşanacak, askere gidecek, mahkemesi nesi varsa gelir bana danışırdı. Ama Köy Enstitüleri açıldıktan sonra 5 köyüme köy enstitüsü mezunu geldi ve bu köylerden artık kimse bana gelip danışmamaya başladı. Ben düşündüm 200 köyümün hepsine köy enstitüsü mezunu  gelirse benim ağalığım ne olur, sıfıra düşer.

Böyleyse benim harekete geçmem  gerekir dedim ve doğudaki bütün ağalara telefon ettim onları topladım. Bir de Batı'dan buldum Eskişehir'den Emin Sazak. Sonra Menderes'le pazarlığa gittik. (Yıl 1950 seçimlerin olacağı zaman) Dedik ki; "Köy Enstitülerini kapatırsan şu gördüğün doğudaki tüm toprak ağaları ve batıdan Emin Sazak'ın oyları sana. Kapatmazsan oy yok" ve Menderes de 1950'de iktidara gelir gelmez köy enstitülerinin temelini sarsmaya başladı.

Menderes iktidarı 27 OCAK 1954'te çıkardığı kanunla Köy Enstitülerini kapatarak günümüze ışık saçacak güneşimiz karartıldı. Sonuç olarak cumhuriyeti temelden sarsma olayıdır. Büyük Atatürk'ün koyduğu hedef "Muasır medeniyetler seviyesi"ne ulaşma hayalleri ve geleceğe yönelik büyük özlemler köy enstitülerinin kapatılmasıyla birlikte tarihe gömülmüştür. 

Köy enstitüleri kapatılmasaydı...

Köylerden şehirlere bu kadar göç olmazdı.

Eğitim seviyemiz çok daha üst seviyede olurdu.

Dışarıdan gıda almazdık. Bir zamanlar kendi kendine yeten 7 tarım ülkesinden biri olmakla övünürken, bu gün dışarıdan aldıklarımıza bakın.

ARMUT: Şili, Arjantin, Çin, Güney Afrika ARPA: Ukrayna, Fransa, Rusya, Almanya AYÇİÇEĞİ: Moldova, Bulgaristan, Romanya ANTEP FISTIĞI: İtalya, Almanya, Mısır, İran BUĞDAY: Rusya, Kazakistan, ABD, Meksika ÇAY: Sri Lanka, Kenya, Endonezya, Çin, İran DOMATES: Rusya, KKTC, Romanya, Ukrayna ELMA: Şili, İtalya, Fransa, Bosna-Hersek, ABD ENGİNAR: Mısır, KKTC, Irak KURU FASULYE: Çin, Mısır, Arjantin, Peru SALATALIK: Rusya, Belarus, Gürcistan, KABAK: Ukrayna, Rusya, Çin, G. Afrika PATATES: Hollanda, Almanya, Fransa, KKTC, KURU SOĞAN: Hollanda, İran, Rusya YULAF: Ukrayna, Macaristan, Fransa, İspanya NAR: Rusya, Peru, Şili, İtalya, Kolombiya. NOHUT: Meksika, Hindistan, Arjantin 

Gelir dağılımı adaletsizliği bu boyutta olmaz, adalet duygusu güçlenir, emeğe ve insana saygı olurdu.

Ezberleyen öğrenci değil okuyan, üreten, düşünen öğrenciler başarılı olurdu. Öğrenciler verilenle yetinmez, araştırır, bulur ve tartışırlardı. Boş zamanlarını müzik dinleyerek değil, bir müzik aleti çalarak geçirirlerdi. Şimdi ise okuduğunu anlamayan öğrenciler yetişiyor, son PİSA raporu ortada.

Demokrasi sözde değil yaşamın ta içinde olurdu.

Köy Enstitüleri kapatılmasaydı AKP gibi siyasi partiler olamayacaktı.

Köy Enstitüleri kapatılmasaydı; belki de en önemlisi, Millet olurduk, sevgi ve kardeşlik ortamında üretime dönük bir birliktelik olur, refah düzeyimiz artar, nefret ve kin tohumları ekmeye çalışan dış güçlere ve yerli iş birlikçilere ortak bir bilinçle karşı koyardık. 15 yıllık iktidarın bu gün dile getirdiği beka sorunu, yani ülkenin geleceği tehlikede olmazdı.