Armağan'ın kılavuzu karga olunca...

11 Mayıs 2017 Perşembe  |  KÖŞE YAZILARI

Ecdadın Taliban heyetinden Armağan nam ile maruf zat-ı muhterem, ben diyeyim on yıllık, siz deyin 15 yıllık bir uyuz olup oturma, yan gelip yatma döneminden sonra 3 harflilerden gelen bir name ile, tebdilimekânda ferahlık olduğuna hükmederek,  kıçının nasır bağladığı minderinden hay edip kalkmış ki kalkış o kalkış.

"Şehri şahaneye varıla ve padişahımız efendimizin eteğine yüz sürüle, olur a belki de, sultanı aziz hamfendinin yemenilerini çıkarıp giydirme gibi kutsi bir göreve tayinimiz çıkar da; ölmeden bir işe yararız" demiş.

Demiş de, yıllardır kıçının altındaki minderde oturmaktan mütevvelit nasırlanmış kıçın yerinden kalkması için devlet gücünde kararname gerek ve dahi bir megafon kalk buyruğu duyula ve kendi sescağazını da duyura.

Uzatmayalım, Armağan namı ile maruf muhterem düşümüş yola, niyet şehri şahaneye ulaşıp efendisi, sahibisi, hatta padişahın eteğini öpmek.

Bozkırın ortasında bir yere gelmiş ki hava bulutlanmaya başlamış, yağacak yağmaycak diye bir daha yol katetmiş ki, kararmış hava ki, ne karama dağlar üzerinden kopup kopup gelen yağmur yüklü bulutlar sanki de hayır diyor Taliban zavallısına.

"Armağanım kuzum sen niye düştün yollara" diyesi var insanın.

Fakat o da ne, yolda bir herif daha var ki kendisi kadı hazretleri.

Armağan ''hava döndü yağmura esiyor yel, sığınacak bir yer bulmalı" demiş, demiş ama Talibanlığı daha kıdemli olan kadı hazretleri ''bak Armağan efendi demiş, bak kargalar uçuyor ve oldukça da yüksek uçuyorlar hem. Bunu ben medresede öğrendim kargalar yüksek uçarsa yağmur yağmaz fırtına çıkmaz kat'a,''

İçi serinlemiş Armağan Taliban'ın ve devam etmişler yola. Kadı hazretleri ile Armağan yan yana.

Az gitmişler ki, yağmur hem de nasıl inmiş, inmiş ki yaman, bir rüzgar ki ben diyeyim fırtına siz deyin kasırga.

Gözü görmez olmuş göz, karamış hava sanki gece, bir de sel gelmez mi dağlardan.

Katmış sel bir elden, kasırga bir elden bunları önüne ki, ne katma!

Sabaha kendilerini bulmuşlar payitahtta amma gel gör ki kapıldıkları sel birleşmiş lağımla.

Ve muhteremler yüzleri gözleri bok içinde,  bata çıka varmaya çalışırlar huzura

Olacağı var ki, Keloğlan görmüş bunları.

"Ne oldu size niye böyle, lağım bulaşığısınız ve bok içinde?"

Anlatmış Armağan Talibanı, kargalara inanıp da yola devam ettiklerini.

Keloğlan bu, durur mu?

Yapıştırmış cevabı:

"Küpe olsun kulağınıza. Kılavuzu karga olanın burnu boktan çıkmaz..."