Unutmak, unutamamak

11 Mayıs 2017 Perşembe  |  SERBEST KÜRSÜ

Geçmiş; insan hayatının zehiridir.

İnsan, geçmişe ne kadar çok döner ve o anları zihninde tekrar yaşarsa, yaşadığı anı ve geleceğini o denli zehirlemiş olur.

Ve bu zehirin panzehiri olan; "unutmak' denen eyleme daha güçlü biçimde ihtiyaç duyar.

Bu durum ise; "unutmak" için ihtiyaç duyduğu güce sahip olmadığına dair yanıltıcı hissi, daha fazla yaşamasına neden olur.

Unutamamanın kısır döngüsüdür bu..

İnsanda, eski zamanların daha güzel olduğu yönünde oluşan kanaat ise; büyük bir yanılgıdan ibarettir.

Çünkü, bilinçaltı; her zaman, yaşanan an 'a hoyratça davranır; geçmişi ise kutsar.

Bunun nedeni; insanın yaşadığı an 'a nazaran, geçmişte; geleceğe dönük, daha güçlü umutlar beslemiş olmasıdır.

Umut; aynen, insanın sahip olduğu şahsi yaşam süresi gibi; yaşadıkça azalan bir hisdir.

Aynen, bir kartopunun ateşe yaklaştıkça erimesi gibi, yaşam süremiz ve umutlarımız da ölüme yaklaştıkça eridikçe erir. Ve sonunda yok olur.

Bunu, çocukların gençlerden; gençlerin yetişkinlerden ve yetişkinlerin orta yaşlılardan daha umutvar olmalarından anlayabiliriz.

Umut; hayatın yaşam pınarıdır.

Doğal olarak, insan, bu yaşam pınarından daha fazla içebildiği eski günleri, hep özlemle anar.

Oysa, her geçmişe özlem duyan insana, o günlere geri dönme imkanının; bugüne değin yaşadığı zorlukları ve acıları tekrar yaşaması karşılığında verileceği yönünde bir teklif yapılsa, bir çoğu bu teklifi kabul etmeyecektir.

Bu ret; bilincin rasyonel bir davranışı olacaktır.

Geçmişe özlem ise; bilinçdışının irrasyonel bir eylemidir.

Bülent Akyol