Araplaşmayacağız

12 Mayıs 2017 Cuma  |  SERBEST KÜRSÜ

Çünkü Türk'üz. Bu gerçeği herkes kafasına kazıyacak.

Son 3 yıldır sistemli bir Türkiye'yi Araplaştırma çabası var. Sınırlardan sorgusuz sualsiz içeri alınan 3 küsur milyon Suriyeli de bu planın bir parçası. Temeldeki çimento ise din. Cahil ve umarsız halkımız işin içinde din girince kayıtsız kalıyor. Bir de korku olunca kimse sesini çıkaramıyor.

16 Nisan'daki hileli federandumun ardından artık düğmelere basıldı. Bunlardan biri de Atatürk'e hakaret serbestiyeti. Halkın çok büyük kısmının genlerine işlemiş olan Atatürk sevgisini sokup atmadan ülkenin Araplaştırılması mümkün olmayacak. Bu tespiti yapanlar ki o kişilerin kim olduklarını gayet iyi biliyoruz, istedikleri fırsatın ellerine geçtiğini düşünüyorlar. Basındaki bazı satılık ve şahsiyetsiz kişilere emir vererek Atatürk hakkında en galiz iftiraları söyletiyorlar. Amaç, halkın aklına bu sapık dedikoduları sokmak ve daha da önemlisi artık Türkiye'de Atatürk hakkında atıp tutmanın mümkün olduğunu göstermek. Bakmayın siz hükümet yetkililerinin konuyla ilgili tekziplerine ya da eleştirilerine, aslında hepsi bu oyunun birer figüranı.

Din tabanlı bir ülke yönetimini sağlamanın tek yolu yavaş yavaş halkı kendi düşünce eksenine çekmek. Öyle ya da böyle. Ama seçimler, federandumlar gösteriyor ki hala halkın en az yarısı buna hazır değil. Öte taraftan zaman da daralıyor. Şunun şurasında kalmış 2 yıl. Bir sonraki seçimlerde bu düzenin sağlam olarak kurulabilmesi için taraftarların oranının artırılması şart. Federandumdan çıkan reel sonuçta hayırcıların baskın olduğunu onlar da biliyor. İşte sorun da burada başlıyor. Ne yapmalı da bu durum tersine çevirmeli. Görünüşe göre cevabı bulmuşlar. Aslında bu çözümü yıllardır biliyorlardı ama uygun zemin yoktu. Şimdi var diye düşünüyorlar.

Avuçlarını yalayacaklar.

Neden?

Ben, zamanının çoğunu taşrada geçiren biriyim. Evetçilerle, dindar insanlarla içiçeyim. Hemen hepsiyle, benim görüşlerimi bilmelerine rağmen, gayet iyi ilişkilerim var. Hepsi de kendi işlerinde güçlerinde olan insanlar. Dertleri sorunsuz bir yaşam sürmek. Öyle Atatürk'le falan dertleri kesinlikle yok. Hatta, bu olan bitene hepsi içten içe tepkili ama mahalle ve çevre tepkisinden korktukları için düşüncelerini açıklayamıyorlar.

Hepsi, YSK'nın bir haltlar yaptığını da biliyor.

Ama bu kesimin dışında bir de beyinleri yıkanmış  güruh var. Bunlara ne derseniz deyin sonuç alma şansınız yok. Adam mürit, dinci, takiyeci, yalancı. Çocuklarını da bu şekilde yetiştiriyor. İşte şimdiki zihniyet bunların sayısını artırma derdinde. Bu amaç için her şeyi deniyor, deneyecek.

Sepetteki çürük elmaların tüm sepeti ele geçirmesi için her şeyi yapacak.

Peki ama bütün bunlar neden yapılıyor?

Türkiye bir geçiş ülkesi. Jeopolitik önemi bizi yönetenlerin düşündüğünden çok daha fazla ve hayati. Kimler için? Emperyaller için elbette. Bu sınıfa tüm Batı ülkelerini, Rusya'yı, Suudları, İran'ı ve elbette ABD'yi sokabiliriz. Daha iyi anlaşılması için şu örneği vereyim;

Bir -sözde- müttefiğinizin elinde öyle bir imkan var ki, eğer farkına varırsa karun gibi zengin  olacak ve çok güçlenecek. Bir anda sizin durumunuz tehlikeye girecek. Korkuyorsunuz. Ne yapsam da o imkanı kullanmasını engellesem ve dahi kendi elime geçirsem diye planlar yapıyorsunuz.

İsteseniz vermeyeceği açık. Geriye tek yol kalıyor, zayıf noktalarını tespit edip adım adım içten çökertmek. Düşmanlarına destek olmak, yardım etmek. Dedikodu çıkarmak. İçeriye yerleştiren ajanlarla değerlerine saldırmak. En tepedeki yöneticilerle dostmuş gibi yapıp arkalarından kuyularını kazmak. Zamanı gelince de darbeyi vurup her şeylerini almak. Bunları yapmazsanız sizin geleceğizin tehlikede olduğunu biliyorsunuz. Güçlü olursanız ve şartlara uyum sağlarsanız hayatta kalırsınız, aksi taktirde yok olursunuz. 

Türkiye'e yapılan bu. Biz bu topraklarda yaşadığımız sürece de kirli oyunlar devam edecek. Hep derim, biz değil de burada İsveçliler ya da Aborjinler yaşıyor olsaydı onlar da aynı sorunlarla boğuşacaktı.

Atatürk işte bu gerçeği biliyordu. Oynanan oyunların farkındaydı ve çözümü de bulmuştu. Çözüm, tam bağımsızlık ve ilericilik demişti. Göruyoruz ki kesinlikle haklı. Çözüm bizleriz. Ve Atatürk gibi bir liderimiz olduğu için çok ama çok şanslıyız.

Biz Mustafa Kemal'in askerleriyiz, alayına yeteriz.

Analizör