'Protezli' demokrasi

12 Mayıs 2017 Cuma  |  KÖŞE YAZILARI

Özge Yıldırım 3 yaşında. 

Türkiye onu geçtiğimiz günlerde tanıdı.

6.5 aylıkken tedavi amacıyla yapılan bir iğneye bağlı olarak Özge'nin bacağında dolaşım bozukluğu ve gangren gelişmiş. Özge'nin sol bacağı, ameliyatla diz altından kesilmiş.

Devlet, Özge'nin protez masraflarını  karşılamayınca,kaynakçı olan babası Ali İhsan Yıldırım kendi olanaklarıyla bir protez yapmış. Televizyon programlarında gördüğü, internetten araştırarak bulduğu bacak protezi modeli için 150 TL harcamış. Bu sayede Özge ayakta durmaya ve yürümeye başlamış.

Konu yazılı ve görsel medyada yer bulunca Cumhurbaşkanı, Ali İhsan Yıldırım'ı arayarak destek sözü verdi. Hemen ardından önce Kepez Belediye Başkanı, daha sonra da Hastane Başhekimi  Özge'yi ziyaret etti. Başhekim, Özge'nin tedavisine hemen başlayacaklarını söyledi. Hatta Özge'nin bir hafta içerisinde yürüyebileceğini, parklarda oynayabileceğini müjdeledi. Belli ki, Cumhurbaşkanı'nın devreye girmesi etkili olmuştu.

Özge'nin talihi döndü.

Özge için Cumhurbaşkanı aradı ve artık bacak protezi takılabilecek ve kısa sürede yaşıtları gibi yürüyüp, koşabilecek.

Peki, diğerleri ?

Türkiye'de protez giderleri devlet tarafından karşılanmayan, parası yetmediği için uygun protezi taktıramayan yüz binler ne olacak ?

Tedavi için çıkan farkı, katılım payını ödeyemediği için tedavi olamayan, parklarda oynamayı, sokaklarda yürümeyi, çalışıp üretime katılmayı bekleyen yüzbinlerce hasta ne olacak ?

Sağlıkta dönüşümün artık sağlıkta özelleşmeye döndüğü ülkemizde, parası olmadığı için iyi tedavi alamayıp ölen binlerce hasta ne olacak?

İlacı devlet tarafından karşılanmadığı için tedavi olamayan onbinlerce hasta ne olacak?

Hepsini Cumhurbaşkanı'nın araması mı gerekir?

Protezli olan sadece Özge ve diğer yüzbinler değil.

Demokrasimiz de protezli.

16 Nisan 2017 Anayasa değişikliği için halk oylaması üzerinden üç hafta geçmesine rağmen, sonuçları hala tartışılmaktadır. YSK, referandumda mühürsüz zarf ve pusulaların kabul edilmeyeceğini bir gün önce net bir şekilde anımsattı. Daha üzerinden 24 saat geçmeden, tam zıt bir açıklamayla, sandıkların açılmasına dakikalar kala mühürsüz oy pusulaları ve zarfların kabul edileceğini söyledi. Bu, demokrasiye ve özgür, tarafsız seçime uygun olabilir mi ?

Demokrasinin olmazsa olmazı olan sivil toplum kuruluşları, sendikalar, dernekler, odalar yaşanan bu süreçte en sıradan konularda bile seslerini çıkarabiliyor mu ?

Üniversiteler konuşabiliyor mu? Ülkede olan bitenle ilgili konuşan, bildiri yayınlayan var mı?

Demokrasinin olmazsa olmazı gazeteler özgürce yazabiliyor mu? Bugün 157 gazetecinin hapiste olduğu bir ortamda demokrasiden söz edilebilir mi?

Özge'nin sorununu çözmek için sistem yerine Cumhurbaşkanı devreye giriyor.

Tek bir kişinin iki dudağının arasından çıkan sözle sistemin çarklarının döndüğü modele 'protezli demokrasi' denir.

SON SÖZ: Gücümüzün farkına varırsak protezden, protezlerden ve protezli demokrasiden kurtulabiliriz.