Trump: Sonun başlangıcı mı?

15 Mayıs 2017 Pazartesi  |  SERBEST KÜRSÜ

ABD Başkanı Trump, daha görevine seçilmeden önce başlayan Rusya (Putin diye de okunabilir) ile olan çetrefilli ilişkilerinin girdabında boğulacak mı, yoksa düze çıkıp "dediğim dedik çaldığım düdük" temalı yönetim anlayışını herkese kabul ettirip Beyaz Saray'ın gerçek egemeni olabilecek mi?

Öncelikle kronolojik bir bakışla hatırlanacak olursa, Trump seçimi kazandıktan hemen sonra, ABD'nin tüm istihbarat kurumlarının ortak değerlendirmesi olan Rusya'nın seçimlere müdahale etmeye çalıştığı ve bunda da bir ölçüde başarılı olduğu görüşünü reddetmekle kalmadı, ABD'nin istihbarat şebekesini Hitler'in Gestapo'suna benzetti.  Bu ABD bürokrasisi için kabul edilir bir suçlama değildi. Şunu düşünmek herhalde yanlış olmaz: ABD istihbarat şebekesi Başkan'a hizmet eder ama  ABD Gizli Servisi gibi körü körüne itaat kuturüne sahip değildir. Trump'ın istihbarat şebekesine yönelttiği suçlamalar not edilmiştir, zamanı gelince gereğinin yapılması olasılık dışı değildir.

Trump işbaşı yaptıktan sonra, Ulusal Güvenlik Konseyi başdanışmanlığına atadığı  Michael Flynn'i görevden aldı ama bunu istyerek yapmadığını düşünmek de yanlış olmaz. Çünkü Flynn'in idam fermanını yazan FBI oldu. FBI Flynn'in Washington'daki Rus büyükelçisi Sergey Kıslyak ile yaptığı telefon görüşmelerinin içeriğini açıklamasaydı, Trump Flynn'i görevden almak zorunda kalmayacaktı. Zaten Flynn'in bu görüşmeleri Trump'ın bilgisi dışında yapmış olabileceğini düşünmek de zor.

Son olarak FBI Başkanı James Comey'İ, Washington'u sekiz şiddetinde bir deprem gibi sallayan bir kararla görevden almakla, Trump hem Flynn'i Beyaz Saray'dan kovmak zorunda bırakılışının intikamını almış oldu, hem de FBI'ın Rusya ile olan ilişkilerini araştırmasına en azından geçici olarak bir engel yarattı. Beyaz Saray'ın, daha koltuğunun soğumasına bile fırsat vermeden Comey'in makamını doldurmak için canhiras bir hızla aday listesi hazırlaması ve hemen adaylarla mülakatlara başlaması, Trump'ın biraz telaşlı olduğuna işaret ediyor.

İlginç gelişmeler ardarda gelmeye devam ediyor. Comey'in görevinden alındığı gün, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un aniden Beyaz Saray'da boy göstermesi ve Trump'la bizzat görüşmesine, ve bu görüşmenin ardından iki gün geçmeden ABD yoentiminin 230 milyon dolarlık bir vergi kaçakçılığında kara para aklamakla suçlanan bir Rus firmasının üç yıllık davasını mahkemeye götürmeden sadece para cezasıyla kapatmasına ne demeli?

Şurası kesin: Perde arkasında dönen bir dolap var ve Trump ile Putin bu dalaverenin doğrudan tarafları, ancak her iki taraf da bu konunun siyasi gündemi işgal etmesine izin vermek istemiyor.

Suriye'de Esad'a bağlı güçlerin kimyasal silah kullandığı yolundaki hayli kuşkulu iddialara dayandırılan "cruise" füzeleri saldırısıyla gündemi değiştirmeyi başaran Trump'ın bu başarısı çok uzun ömürlü olamadı.

Comey'in görevinden alınmasına yol açan Trump'la ilgili soruşturma hakkında bilgileri verdiği Senato istihbarat komisyonu, konuyu derinlemesine araştıran Kongre komisyonlarından sadece birisi. Ve bu dalaveryle ilgili herşeyin ortasını çıkmasını isteyen sadece bu komisyonlardaki Demokrat Partili üyeler değil. Trump'ın "ben yaptım oldu" felsefesiyle devlet yönetmesinden rahatsız olan Cumhuriyetçi Parti üyelerinin sayısı da gün geçtikçe artıyor.

Artık bıyık altından Türkiye'nin de aralarında sayıldığı Üçüncü Dünya ülkelerinin tersine, ABD'de hukuk ve adalet gerçekten rejimin temelini oluşturur. Bu nedenle adaletin engellenmesi (obstruction of justice) yalnızca cezai değil  aynı zamanda anayasal suçtur ve cezası da ona göre epeyce ağırdır.

Trump'ın Comey'i görevden almasından sonra Senatör Dick Durbin'in ilk olarak telaffuz ettiği "obstruction of justice" suçlaması artık hem yazılı basında hem de Amerikan TV kanallarında oldukça sık olarak işlenen bir temaya dönüştü.

Ve bu konuda yapılan tartışmalar eninde sonunda gelip Trump'ın adaletin engellenmesi suçunu işlemiş olabileceği için Kongre tarafından görevden alınıp alınamayacağı sorusunda düğümleniyor.

Beyaz Saray'ı ve dolayısıyla ABD'yi yönetmek için gerekli bilgi birikimi ve donanımdan yoksun olduğu her geçen gün biraz daha belirginleşen Donald Trump'ın devirdiği çamlar, koltuğunu korumak uğruna ülkenin istikrarını sarsacak işler yapma  boyutuna ulaşacak mı? Bunu öngörmek zor ama Trump'ın dört yıllık başkanlık dönemini tamamlayabileceği üzerine bahse girmek şimdilik akıllı adam işi gibi görünmüyor.

Cengiz İzmirli (mahlas)