Bilginin cinsiyeti

21 Mayıs 2017 Pazar  |  SERBEST KÜRSÜ

Gerçekliğe başkaldıran bir dizi disiplinden oluşmuş verilerin bir araya geldiği, insan aklının alabileceği gerçek, olgu ve ilkelerin tümüne kendimizce bilgi diyoruz.

Bilgi insan hayatının bir ürünüdür. İnsanın yaşamı boyunca edindiği deneyimler, çevresi ve diğer insanlarla olan etkileşimi içerisinde ortaya çıkmış verilerdir. Ama en önemlisi sahip olduğumuz bu bilgiyi, nerede, niçin kullandığımızdır.

Bugün bilgi olgusu ya da bilme sorunu toplumsal vicdanın yokluğunda, çeşitli rakip görüşlere karşı çıkarak kendini göstermektir. Oysa ki bilgi reçetidir. Bilgi insanların yaşadıkları coğrafyanın toplumsal gerçekliğini yansıtır. Ve eğer o toplumlar tarafından kabul görüyorsa, dünyanın bu kadar içinden çıkılamayacak,yaşanamayacak hale nasıl dönüştüğünü sizler de benim gibi sorguluyorsunuzdur. Kendi kendinize soruyorsunuzdur, bilgi , bilim, uzay, teknoloji çağında bu kadar yaşanamaz bir dünyayı kim, nasıl bu hale getirdi? 

Tabi ki biz duyarsız, tepkisiz insanlar. Bilginin ahlakçı yanını kullanmayı bıraktık.

Gerçekte bilgi toplumsal bir düzen oluşturur. Ama biz bilginin bu yönünü kullanmayı bıraktık. İnsan zihni çağdaş gerçekliğe bağlı kalarak kendi öz benliğini,unuttu. Olumlu,toplumsal düşünme, toplumların birbirlerine bağlı olma olgularından, sebeplerinden tamamen uzaklaştı. Modern çağa ait olma duygusu ile hareket ederek var olma amacını tamamen unuttu. 5000 yıl önceki insan neydi, ben bugün neyim sorusunu bile sormaktan aciziz. Bugün sorgulayamadığımız yaşamın,varlık(ontolojik), etik yönünü ve estetik sebeplerini irdelemiyoruz bile.

Evrenselleştirilmiş veya tarihselleştirilmiş ortak bir kültürün kurbanı olma yolunda çaba sarf ediyoruz. Ürettiğimiz, tükettiğimiz her şey amansız çabalarımızın bir ürünüdür. Telefonlarımız hergün akıllanır ve içerik olarak zenginliğe kavuşurken biz biraz daha aptallaşmaya, tembelleşmeye başlıyoruz. Son günlerde çağdaş yaşam bizi zihinsel, akılcıl olmayan, etrafında dolanıp duran hayaletler haline getirdi. Kısaca insanlık kriz içinde.

Bilim günümüzde kötüye kullanılan, otoriteyi güçlendirmek amacını taşıyan enstrümanlar haline geldi.

Okuduğum bir makaleye göre, toplumsal, bilim kültürel yörüngesine bir erkek yaratısı ortaya koyarak modern, çağdaş dediğimiz toplumlarda cinsiyet olarak bir erkek (bir baba) olarak karşımızı çıkmıştır. Bu baba hastadır. Çocuklara, kadınlara karşı acıma duygusunu kaybetmiş aciz erkek egemendir.

Bir toplumda doğru kullanılmayan bilim, bilimsel yaşayış tarzı, tinsel özellikleri, gelenekleri, töreleri, dili, duygu ve düşünme mantığı ,mimarisi, müziği vb. barındıran tüm sanatsal çalışmaların yozlaşmasına sebep olur. Bu da insanları mutsuz eder.

Yaşadığımız toplumu daha huzurlu bir hale getirmek istiyorsak -Thomas Jefferson'ın dediği gibi- "bilgi güç, bilgi güvenlik, bilgi mutluluk" olmalıdır.

İnsanlığa, canlıya, doğaya huzur, güven, mutluluk vermeyen bilgi hiçbir zaman bana birşey ifade etmez.

Erdal Çolak