Dubai'de şampiyonluk keyfi

23 Mayıs 2017 Salı  |  SERBEST KÜRSÜ

Euroleague finalini Dubai'de izlemek durumunda kaldım. 

Dubai enteresan bir yer ya da şehir ya da stüdyo... Neyse işte. Petrolden gelen devasa para, vergi olmayan bu yere akıtılmış. En alçak bina 50 katlı falan galiba. Nüfusun %70'i yabancı, Arapları beyaz entarileri içinde bir patron edasıyla süzülürken tek tük görüyorsun. Hanımları da gayet şık ve süslü püslü ama hepsi siyahlar içinde. 

Doğa diye bir şey yok. Bildiğin çölün üzerine adamlar acayip bir rüya şehir inşa ettirmişler. Hala da bir yığın şantiye var sağda solda. Alt yapılarının mükemmelliği hemen belli oluyor. Suyu denizden arıtıyorlar. Her yerde klimalar harıl harıl çalışıyor. Her şeyin en büyüğü, en yükseğini yapmak için yemin etmişler sanki. Amaçları, zenginlerin parasını çöle getirmelerini ve buradaki binalara yatırmalarınıı sağlamak. Başarılı da olmuşlar. Etrafta bir yığın expat (yabancı), her ülkeden. Çalışanların çoğu Hintli, Filipinli, Afrikalı. Ama uyum sağlamışlar. Herkesin yüzünde tuhaf bir gurur "nasıl şehir ama" gururu. Çekebileceğin tek resim bina, gökdelen ve hepsi dipdibe. Lüksün dibine vurmuşlar. Kısacası yalandan ve sahte bir cennet yaratmaya çalışmışlar.

Ama bir şeyi ya unutmuşlar ya da bilmediklerin atlamışlar. Cennet, yani Aden, doğadır. Köprülerin altından şırıl şırıl ırmaklar akar, meyve ağaçları her yerdedir. Kuşlar cıvıldar falan. (öyle yazıyo valla). Ama burada bunların esamesi yok. Hele bizim alışık olduğumuz canlılık ve doğal hayat hiç yok. 

Bir kere sokaklarda dolaşmak canına kastetmek gibi, çok sıcak. Bu dönem bir de iyi dönemiymiş. Nem %90'lara çıktığında kimse çıkmazmış sokaklara. E millet deli mi, evlerinde, 100 katlı gökdelenlerinde püfür püfür oturuyorlardır herhalde. Zengin ve orta halli Arapların niye Trabzon'a akın ettiklerini şimdi anlıyorum, adamlar yeşillik ve doğaya hasret, ne hasretliği açlar, aç! Dubai'den Trabzon'a direk uçuşların olması boşuna değil.

Ha bir de her şey çok para. Denilene göre, aylık 30-40 bin dirhem ki dirhemle TL neredeyse aynı, kazanmıyorsan burada olmanın bir anlamı da olmazmış. Len olm siz ne diyonuz dedim bunu bana anlatana... Bu parayla Londra'da da yaşarsın ki, hem de gayet şık bir şekilde. Hem bu iklimi çekecen, hem çalışacan hem de kazandığını yine burada bırakacan. Bence bir tuhaflık var.

Ama asıl cazip şey vergi cenneti olması. Hani o yukarıdaki Aden'i aslında uyanık Araplar para için yaratmışlar. Hiçbir şeyde vergi yok! Gümrük yok! Limanlarda yapılan ticaret hacmi 1 trilyon dolarmış! TRİLYON! Bu ne demek? Millet malı buraya getiriyor, milleştiriyor hem de bedavaya sonra da dünyaya satıyor. Ne avantajı var? Valla bence çok avantajı var. Malı buraya getirip milleştirip, buradan sattığında para da buraya geliyor.

E gelen paradan kimse bir şey sormuyor, vergi almıyor. Dolayısıyla sen de mis gibi cukkayı götürüyorsun. Benim anladığım bu. Bu işi cazip hale getirmenin tek yolu da böylesine cehennem sıcağında ve doğasızlıkta elbette lüks yaşamı inşa etmek. Yani, aslında buraya yaşamaya gelenler tuzağa düşmüş garibanlar bence, parayı götürenler de sermayedarlar, Dubai'nin babaları ve haliyle bankalar...

Gelelim Euroleague maçına. Dünyanın, Antartika hariç (çok da emin olmayalım) her yerinde olan veciz halkımızın işlettiği bir barda izledik. Ter süzüm süzüm ter süzülürken oramızdan buramızdan ve paso alkolsüz içecekleri yudumlarken... Maça önde başladık ve hiç geri düşmedik. Ben ilk kez Obra'yı bir maçta bu kadar sakin gördüm. Neredeyse mola bile almadı. O kadar emindi yani sonuçtan. Hatta maç öyle bir hale geldi ki, 4. çeyrek neredeyse insanlar maçı izlememeye, kendi aralarında muhabbete başladı çünkü sonuç artık belliydi. O yüzden de maç bitince deli bir sevinç olmadı. 

Bu gururu biz Fenerlilere ( Fener'li olmayıp da gururlananlara canım feda) herkese helal olsun. Hem beni haklı çıkardıkları hem de ciddiyetleri için.

Bir iş düzgün ve ciddi yapıldığında neler oluyor gördük. Dini, soyu sopu, dili ne olursa olsun bu millet kendini sevindireni el üstünde tutuyor. Takdir ediyor. Kıskanan ve haset içinde helak olan bir kesim ise kendi aralarında konurlarken "e tabi o kadar parayı biz versek ha bi de Obra 'yı biz alsak biz de şampiyon olurduk" diye züğürt tesellisi yapıyorlar. Yapsınlar. Asıl meselenin ne olduğunu hala göremediklerinin delaletidir bu düşünce. Zira asıl mesele Obra ya da para değil, asıl sır inanmak.! Bu camia bu işe inandı. 4 yıl sabretti ve başarmalarını sağladı. Varsa sen de yap diyecem ama zor be

Sen hiç mutluluğun resmini sarı lacivert olarak gördün mü Sebastiyan?

Evet usta gördüm, 21 Mayıs 2017'de Dubai'de gördüm...

Analizör