Yayıncı kuruluşun oyunları

26 Mayıs 2017 Cuma  |  MENTOR

Daha önce de yazdım* ama ne Fenerbahçe yönetimi ne de spor kamuoyu fark etmedi, fikri takip gereği gelişmeleri izleyip yazıyorum.

Aslında kimse farkında değil ama Türk sporunda ama özelde futbolda çok ciddi bir sorun yavaş yavaş yeşeriyor. Bu öyle sıradan bir gelişme değil, Türk sporuna ekonomik olarak çok ağır darbe vurabilecek çok ciddi bir gelişme, ayrıca gelişmeler böyle devam ederse Türkiye futbolunda sonuçların saha dışında belirlendiğine dair iddialar uluslararası bir boyuta taşınacak.

Katarlılar parası çok ama özellikle hizmet sektörü konusunda çok deneyim ve bilgi birikimi olan insanlar değil ve en büyük yatırımı da PSG ve medyaya yaptılar. PSG ile sosyal bilimlerde egemen olan Fransız kültürü bir araya geldiğinde bunun doğal sonucu olarak medya önünde Katarlı yüzler olsa bile asıl sistemi yöneten kişiler Fransızlar, Türkiye'de de perde önünde CEO Yousef Al-Obaidly olsa, bile asıl sistemi Fransız Stephan Paroielle isimli bir gazetecinin yürüttüğü söyleniyor.

Elbette medya ve Fransız deyince Türkiye'de akla gelen belli. Yanlış anlaşılmasın, bunu olumsuz manada söylemiyorum, Fransız eğitimi felsefe ve sosyal bilimlerde gelişmiş bir eğitim sistemi ve özellikle entelektüel eğitim gereken medya gibi hizmet sektöründe Fransız eğitimi almış insanlar çoğunlukta. İşlerini gerektiği gibi yapsalar hiçbir sorun yok ama Galatasaray Liseliler ile Fenerbahçe arasında spor kaynaklı gibi görünen aslında  Cumhuriyet'ten sonra başlayan mavi kanlı-kırmızı kanlı çekişmesi var ve bazı Galatasaraylı dostlarımız Fenerbahçe için kötülükte sınır tanımıyorlar, hatta bazıları 3 Temmuz'da şeytanla işbirliği yapmaktan çekinmedi.

Sonuç olarak Fransız üst kültüründe başlayan bu işbirliği meyvelerini verdi, Trabzonsporlu yöneticilerle Fenerbahçe'ye karşı komplo kurma çalışmaları yapan ve hakkında gazetecilik dışında yetkisiz menajerlik yaptığı iddiaları olan Gökmen Özdemir yayıncı kuruluşun Haber Müdürü oldu ve Fenerbahçe'nin çok açık tepkisine rağmen bu konuda yayıncı geri adım atmadı. Oysa yayıncının böylesine bir risk almasını gerektirecek bir kariyer yok ortada, tek özelliği Fransızca konuşmak olan kariyeri sınırlı birisi. Elbette Fenerbahçe söyler söylemez adamı kapının önüne koyması mümkün değil, bir süre sonra sessizce bunu yapmalılardı ama yapmadılar, daha da ileri gittiler.

Şimdi Galatasaray'ın maçlarını Necati Ateş yorumluyor, son derece taraflı ayrıca çocukların FETÖ polisi tarafında öldürülmek istendiği sporun utancı olmuş, insanlığın yüz karası bir günü ve hakedilmemiş sonuçlarını Fenerbahçe taraftarının canını acıtıp bundan keyif alan birisi.

Çocukların ölüm riskine sahip çıkacak kadar sporun ruhunu kavrayamamış fair playle ilgisi olmayan, tek özelliği Galatasaray camiasına tutunmak için Fenerbahçe'ye küfretmek olan birisi. Düşünsenize  Abdülkerim Durmaz'ın yayıncı kuruluşta Fenerbahçe maçlarını yorumlamasından ne farkı var, yayıncı onu yorumcu yapar mı, yapmaz ama Necati Ateş'i yapıyor.  

Bitmedi, Avrupa Şampiyonu Fenerbahçe'nin maçlarını Cemal Nalga ile formasını değiştirip şike yapan Tufan Ersöz yorumluyor. Çok açık Galatasaraylı. Tufan Ersöz'ü tanımam belki çok iyi bir insandır ve hata yapmıştır, insanlar her hatasında yok edilmemeli, ikinci bir şans verilmelidir. Burada sorun Tufan Ersöz değil, yayıncı kuruluşun çifte standardı. Acaba Kaleci Korcan yayıncı kuruluşta yorumcu olabilir miydi ? Ya da Mecnun Odyakmaz Galatasaray maçlarını yorumlayabilir miydi? Yayıncı bu tavrı ile hem FETÖ/PDY kumpasına meşruiyet kazandırıyor hem de taraflı tutumunu açıkça ortaya koyuyor, çok açık, tartışılmaz Fenerbahçe düşmanı kurumsal bir politika izleniyor.

Zaten Şansal Büyüka ve oğlunun Fenerbahçe düşmanlığı malum, Hazar Büyüka'nın Fenerbahçe'ye ettiği hakaretleri sosyal medyada herkes okuyor.

Sonuç; Fenerbahçe'nin ligde iddiası olmadığı için yayıncı kuruluşun bu tavrı fazla önemsenmedi, Aziz Yıldırım'ın da artık söyledikleri camia üzerinde etkili olmadığı için bu unutuldu gitti. Yarın Fenerbahçe ligde iddialı duruma gelir ve durum devam ederse Fenerbahçeli ile yayıncı kuruluş karşı karşıya kalır ve 52 bin kadın çocuk ile bir günde stat dolduran, bir günde Türkiye'nin tüm meydanlarına dev ekran kurdurup meydanları dolduran Fenerbahçeli Aziz Yıldırım'a benzemez, tavrını hukuki yollardan ortaya koyar, ısrarcı olur, sonuç alır  ve yayıncı kuruluş önemli ölçüde abone kaybeder, en azından yayıncı kuruluşun bu sinsi politikaları sermayedarlarına çok büyük zarar verir ve yayıncı taahhütlerini yerine getiremez.

Daha da önemlisi toplumsal barış yara alır ve gerginlikler olur, bu konuda çok çirkin sonuçlar doğurmadan hem yetkilileri hem de yayıncı kuruluş yönetimini aklı selime davet ediyorum.

Durduk yere ortalığı karıştırıp sorun yaratmasınlar, kimse Fenerbahçeli olsunlar demiyor,  tarafsız olup işlerini yapsınlar.
 
 *http://www.medyagunlugu.com/Haber-2892-yeni-digiturk-eski-tezgah.html