Hıncal Uluç esti gürledi: Cahil!

30 Mayıs 2017 Salı  |  GÜNLÜK

Hıncal Uluç, Suada'nın yıkılmasıyla ilgili yayını nedeniyle NTV'yi şöyle eleştirdi:

Suada Yıkımı ile ilgili ayrıntı ararken, NTV başlığı altında, saat 11.08'de yaptıkları canlı yayına rastladım, internet sitelerinde..

Bu defa da gazetecilik, habercilik, yayıncılık adına utandım...

Fonda bir fotoğraf var, sanki onun önünde biri konuşuyor sanıyorsunuz..

Canlı (!) yayın, yerinden yayın öyle mi?:.

Adanın etrafında dolaşıp, son durumu göstermeyi bile akıl edemiyor yönetmen.

Oysa sunucu "Yayını denizden yapıyoruz, sallanma olabilir" diyor. Demek teknedeler..

Yahu dolaş.. Yahu kıyıda millet birikmiş seyrediyor, onları göster.. Aralarına gir hatta.. Bir ikisi ile konuş..

Siz hiç BBC, CNN/İnt. izlemez misiniz!. Eloğlu böyle durumlarda ne yapıyor, merak etmez misiniz?.

Haberi veren (!) tam bir cahil.. Suada cahili.. Hukuk cahili.. Gazetecilik cahili..

Yayıncılık cahili..

Yıkım kararı ile tahliye kararını karıştırıyor.

"Galatasaray tahliye kararına uymadı diye yıkım yapıldı" saçmalığını söyleyebiliyor.

"Kaçak yapılanma" kesin mahkeme kararı olduğu halde "İddiası var" gibi aptalca bir laflar ediyor..

Belli, yıllardır devam eden Suada konusunda tek satır okumamış.

Zerre bilgisi yok.

Yaptığı, verdiği 3 satırlık, yarım yamalak ve kafa karıştıran haberi (!) üç dört defa tekrar etmek.

İzleyiciyi ahmak sanıyor da ayni lafları tekrar ediyor, sanki..

Bu tekrar işini tüm haber kanalları, hemen tüm canlı yayınlarda yapıyorlar.

Muhabir izlediği (!) olaydan zerre haberdar olmadığı için, kendisine verilen resmi bilgiler dışında edecek lafı yok. Yayın uzayınca da, ayni şeyleri tekrar ediyor, çaresiz!.

Yaşasın Haber(..siz) Kanallarımız!.

Muhabirden yanıt

Hınçal Uluç'un eleştirdiği NTV muhabiri Korhan Varol ise şu açıklamayla yanıt verdi:

"Bab-ı Ali'de gelenektir; meslek büyüklerine "üstad" diye hitap edilir. Öğrencilik yıllarımda asistanlığını yaptığım Altan Öymen'den böyle öğrendim.

Üstad, Pazar günü "Suada yıkımı"yla ilgili yaptığım yayını eleştirmişsiniz. Her zamanki üslubunuzla eleştiri sınırlarını aşarak kişisel alana girmişsiniz.

Zorunda olduğum için "üstad" diyorum, zira bırakın üstadlığı; sade vatandaşın dahi bugün artık nasıl yapıldığını bildiği "canlı yayın haberciliği"nin dinamiklerinden bihaber yapmışsınız yorumlarınızı.

"Suada yıkımı"yla ilgili Pazar günü iki yayın yaptık. İlk yayını 11'de denizden, tekne içinden yaptıktan sonra 11.39'da İBB'den resmi açıklama geldi. Saat 12.00 yayınını da karadan gerçekleştirdik.

Her iki yayında da söylediklerimi alıntılıyorum;

11.08 - "Çeşitli rivayetler var. GS Spor Kulübü'nün tahliye kararına uymadığı gerekçesi var, adadaki işletmecinin. Bazı bölümlerin de kaçak olduğu iddiası var. Sabah saatlerinde güvenlik güçleri geldi.

Denizden gerçekleştiriyoruz yayını, İstanbul boğazında bugün rüzgar var, sallanabilir görüntü."

Bu yayından sonra gelen resmi açıklamayla beraber 12.00 bülteninde yaptığım yayında söylediklerim de şu şekilde;

12.01 - "İmar kanununa aykırı yapılar, aykırı çıkıntılar iş makineleriyle yıkılıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden açklama geldi. Resmi açıklama. O açıklamaya göre de encümen kararının mahkeme kararıyla onandığı belirtildi. Şimdi adadaki yıkıma bir yakından bakalım."

"Adanın etrafında dolaşıp son durumu göstermeyi akıl edemiyor yönetmen" diye yazmışsınız. O an görüntü inisiyatifi tamamen bizde, tek kamerayla 4.5G ile yayın yapıyoruz. Yani rejideki yönetmen arkadaşımızın -o sırada- hiçbir müdahalesi yok. Ve yazdığınız gibi, tam olarak adanın etrafında dolaşıyoruz. Teknede, denizde, yani haberin tam merkezindeyiz.

Yıkımın önemli bölümü adanın Anadolu Yakası'na bakan tarafında. İnsiyatif kullanıp tekneyle boğazın ortasına, adanın arkasına gitmişiz. Adanın hangi kısmında olduğumuzu bir Galatasaraylı olarak en iyi sizin bilmeniz gerekir. Yıkıma ara verilmiş. Ara verilmesinin nedeninin kepçe arızası olduğunu görüntüyle destekleyerek canlı vermişiz. Nitekim gemiyle başka bir iş makinesi getirilmiş, o makinenin yıkım çalışmalarını da öğleden sonra yayınladığımız haberde vermişiz.

"Canlı yayın yerinden yayın öyle mi?" diyerek yayın noktamızı eleştirmişsiniz. "Neden teknedeymişiz de sahilde değilmişiz?" Neden teknede olduğumuzu az önce anlattım.

"Tekrar ediyor da ediyor" diyorsunuz. Daha önce de farklı canlı yayınlarla ilgili benzer yorumlarınız olmuştu okuduğumuz kadarıyla. Yayın sona erdirilirken olan biten kısaca özetlenir. Yayının  sonunda yapılan da sadece bu. Yayın uzamamış. Kaldı ki bazı durumlarda yayın uzatılır. Gerekirse eldeki bilgiler tekrar da edilir.

Bu, sizin deyiminizle izleyiciyi "ahmak yerine koymak" değildir. Gazete gazeteciliğiyle televizyon haberciliğini karıştırmışsınız.

"Suada cahili" demişsiniz. Öğleden sonra yayınladığımız haberde adanın tarihçesini, isminin nasıl değiştiğini anlatmışım. Keşke internetten izlediğiniz bir bölüm yerine gün içinde yapılan işlerin tamamına bakıp öyle eleştirseydiniz.

NTV Kurumsal İletişim Bölümü'ndeki arkadaşlarımın raporuna göre son bir buçuk yılda NTV hakkında 24 olumsuz yazı kaleme almışsınız.

Yazı ile "yirmidört". Belli ki kişisel bir durum var. Yani 25. yazının gelmesi an meselesi.

Bana "gazetecilik cahili" demişsiniz. 20. yılına girdiğim meslek hayatımda önemli televizyonlarda çalıştım.

Sırasıyla 32. Gün Haber Programı, Show Haber, ATV Haber'de sayısız haber ve canlı yayınlar yaptım. Bir çok kuruluş ve üniversiteden meslek başarı ödüllerim var. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi "Gazetecilik" Bölümü mezunuyum. Basın Ekonomisi üzerine yüksek lisans yapıyorum. Okan Üniversitesi Yeni Medya Bölümü'nde "Televizyon Haberciliği" dersi veriyorum.

Canlı yayın dinamiklerini bilmeden, ya da gözardı ederek yaptığınız eleştirileri asla kabul etmiyorum."